Başka Dillere Tercüme

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Giriş

Türkiye'nin illeri

Genişlet | Daralt

Bumerang

Bumerang

Web Tasarım Kampanya

            

Tel Kodu: 386 – Araba Plaka Kodu: 40

 

Genel Bilgiler
Binlerce yıldır çeşitli uygarlıklara sahne olan Kırşehir ili, yalnız çeşitli tarihi eserleri, yeraltı şehirleri ile değil zengin termal kaynakları, Seyfe Gölü (Kuş Cenneti) gibi doğal güzellikleri ile de dikkat çekmektedir.
İLÇELER:
Kırşehir ilinin ilçeleri ; Akçakent, Akpınar, Boztepe, Çiçekdağı, Kaman ve Mucur'dur.
Akçakent İlçesi:09.05.1990 Tarihinde ilçe olmuştur. 21 köyü vardır, yüzölçümü 459 km2, yükseklik 1410 m’dir. İlçe’nin içinde Kırşehir’in tek doğal ormanı olan meşe ormanlığı yer alır, mesire yeri ve turizm için elverişlidir. İle olan uzaklığı 69 km’dir.
Akpınar İlçesi:04.07.1987 Tarihinde ilçe olmuştur. Yüzölçümü 568 km2, yüksekliği 1212 m’dir. 26 köyü vardır, İle olan uzaklığı 39 km’dir.
Boztepe İlçesi:09.05.1990 tarihinde ilçe olmuştur. İlçeye bağlı 1 kasaba ve 13 köy mevcuttur. Yüzölçümü 631 km2, yükseklik 1100 m’dir. Malya Tarım Üretme Müdürlüğü ilçe sınırları içerisindedir. 400 m2 yüzölçümlü Malya Ovası Kırşehir’in en önemli arazilerinden dir. İle uzaklığı 32 km’dir.
Çiçekdağı İlçesi:1845 yılında Boyalık adında bir köy iken Yozgat’ın Kızılkoca ve Sungurlu’nun Salmanlı bucağına bağlı kalmış, Sultan Mecit saltanatının son yıllarında Mecidiye adı ile Yozgat’a bağlı bucak haline getirilmiştir. 1855 yılında Sultan Aziz zamanında Mecidiye bucağı ilçe olarak örgütlenmiştir. 1930 yılında ilçenin adı değiştirilerek Çiçekdağı olmuştur. Yüzölçümü 950 km2, yüksekliği 950 metredir. İki kasaba belediyesi, 44 köyü vardır. Adını ilçeye veren Çiçekdağı 1550 metre yüksekliğindedir. İlçedeki çamlık tepede doğal ormanlık alanlar bulunur, yazın mesire kışında kayak yapılabilmesi için elverişlidir. İle uzaklığı 70 km’dir.
Kaman İlçesi:1 Eylül 1944 tarihinde ilçe olmuştur. 10 kasaba Belediye’si, 41 köyü bulunmaktadır. Yüzölçümü 1231 km2, yüksekliği 935 metredir. Kırşehir’in nüfus ve arazi bakımından en büyük ilçesidir. Baran sıradağları (1701 m), Aliöllez dağı, Topakkaya dağı, Buzlu dağı, ilçenin sınırları içinde yer almaktadır. Ömerhacılı kasabası ile Hamit kasabasında renkli mermer taşı madeni işletilmektedir. Hirfanlı barajının enerji üretim tesisleri ve merkezi ile baraj gölünün büyük bir bölümü ilçe sınırları içerisindedir. Yaz mevsiminde piknik ve tatil için kampink kuranların sayısı her yıl artmaktadır. İle uzaklığı 55 km’dir.
Mucur İlçesi: 1868 yılında bucak olan Mucur 1914 yılında harbiye nazırı Enver Paşa’nın şark cephesine teftişe giderken uğradığı Mucur’da halkın yoğun ilçe olma talebi ile karşılaşmış ve bu talep dikkate alınarak 1918 yılında ilçe olmuştur. Devlet karayolunun ilçe içinden geçmesi gelişmesini olumlu yönde etkilemiştir. Yüzölçümü 1068 km2, yükseklik 935 ‘m dir. 44 köyü vardır, Kervansaray sıradağları üzerinde Armutlu dağı (1557 m’dir), Kırlangıç dağı, Kızıl dağı, Köpekli dağı, ilçe içinde yer alır. Köpekli dağında bulunan doğal kırmızı boya madeni işletilmektedir.Kırşehir’in tek doğal gölü olan Seyfe gölü ilçe sınırları içerisindedir. İlçe merkezinde “Mucur Yer altı Şehri “ bulunmaktadır. İle uzaklığı 21 km’dir.
Coğrafya
İl toprakları 900-1200 m. yükseklikteki yaylalardan oluşmuştur. Yayla yüzeyi üzerinden yüksekliği 1700 m.ye ulaşan dağlar bulunur. Kırşehir ilinden irili ufaklı birçok akarsu geçmekte olup, Kızılırmak bunlardan biridir. Kırşehir genel olarak bozkır görünümündedir. Orman bakımından fakirdir. Vadi tabanlarında ve sulak yerlerde yer yer kavaklık ve meyve bahçeleri vardır.
Kırşehir'in karasal bir iklimi vardır. Kışları soğuk ve sert geçerse de Doğu Anadolu'da olduğu gibi sürekli değildir. Yazları sıcak ve kurak, ilkbahar yağmurlu, sonbahar az yağmurludur.
Tarihçe
Kırşehir ve çevresinde yapılan araştırmalar ilin tarihinin, Eski Tunç Çağı'na (M.Ö. 3000-2000) kadar uzandığını göstermektedir. Daha sonra Hititler, Frigler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklu ve Osmanlılar yörede hüküm  sürmüştür.
Yüzyıllarca Anadolu'nun ticari ve ekonomik hayatında büyük rol oynamış olan Ahilik, 13.yy.'da Kırşehir'de kurulmuştur. Bir esnaf örgütü olan Ahiliğin temeli doğruluk, karşılıklı yardımlaşma ve saygıya dayanmaktadır.
Kırşehir ili medeniyetin beşiği olan Anadolu’nun ortasında yer alır. Çok önemli bir coğrafi konuma sahip olması sebebi ile başlangıçtan günümüze kadar, önemli kültürlerin yaşandığı bir yer olmuştur. Yapılan araştırmalar ve arkeolojik kazılar Kırşehir’de insan yerleşimlerinin M.Ö. 3.binde başladığını göstermektedir. Bu döneme ait çanak çömlek parçaları Kırşehir höyüklerinden elde edilmektedir.
1930’lu yıllarda Türk ve İtalyan arkeologlar tarafından Kırşehir merkez ilçesine bağlı hashöyükte yapılan arkeolojik kazılar M.Ö. 3. bine ait çanak çömlek kalıntılarını ortaya çıkarmıştır.
M.Ö. 2. binde Asur Ticaret Kolonileri Dönemi ve Hitit Döneminin başladığını görürüz. Kızılırmak kıyısında Hirfanlı baraj işletmesine getirilen 2 öküz başı Protomu eski Hitit Dönemine ait Sunak, Sevdiğin köyü ile kaleköy arasında yer alan Hitit yol yazıtı olarak bilinen hiyeroglif yazılı malkayası ve yine Kaman Kalehöyük’te yapılan kazılarda bulunan mühürler seramik mutfak eşyaları, resmi yapılara ait duvar tekniği ile yapılmış binalar vb. Hitit döneminin en önemli izleridir.
Eski Hitit ve geç Hitit dönemlerinden sonra yine eski ve geç frig döneminin yoğun yaşandığını mevcut arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalardan öğreniyoruz. M.Ö. 550’de Anadolu tümüyle Pers hakimiyetine girmiştir. Kırşehir bu dönemle birlikte Kapadokya bölgesi olarak ünlenen orta anadolu tarihi içerisinde değerlendirilir. Pers’lerin Anadolu’yu sadece askeri işgal ile yetinmeleri nedeniyle Kırşehir’de bu döneme ait önemli yerleşim kalıntı ve buluntularına rastlanmamasına rağmen Kaman Kalehöyük kazısından pers dönemi mühürleri bulunmuştur. Pers egemenliği M.Ö. 334 yılında Büyük İskenderin orduları ile Anadolu’ya gelip Pers’leri yenmesi ile bitmektedir. M.Ö. 333 yılında kurulan Kapadokya krallığı döneminde otorite yetersizliği yüzünden Kırşehir ve yöresi yoğun baskı görmüştür. M.S. 18’de Roma İmparatoru Tiberius Kadadokya’yı resmen Roma’ya katmış ve eyalet durumuna getirmiştir.
Roma dönemi hem putperesliğin güçlü olduğu, hemde hıristiyanlığın hızla yayıldığı bir dönemdir. Kırşehir’de bu döneme ait hıristiyanların ibadet ve sığınmaya yönelik inşaa ettiği 15 kadar irili ufaklı yer altı şehri tespit edilmiştir. Yapılan tarih araştırmalarında Kırşehir’in Roma döneminde bir ara önemli bir siyasi merkez olduğu hatta kısa bir süre eyalet başkenti yapıldığı ortaya çıkmıştır.
Kırşehir Roma dönemi sonlarında aldığı Makissos adını M.S. 5. yy. ilk çeyreğine kadar devam ettirdi. İmparator 1. Justinianus döneminde (527-565) yeniden kurularak Justinianapolis adını almıştır. Ancak bu adın ne kadar süre ile kullanıldığı bilinmemektedir. Bizans dönemine ait Kırşehir merkezine bağlı Taburoğlu köyü yakınındaki üç ayak kilisesi, Kaman Temirli’deki kilise, Mucur Aksaklı ve Aflak köyündeki kaya kiliseleri, Derefakılı kilisesi, Mucur manastır ve keşif sarayı bulunmaktadır. Kırşehir civarında bizans dönemine ait kandiller, takılar, sırlı mavi sarı renkli seramik eşyalara rastlanmaktadır.
Selçuklu dönemi Kırşehir tarihi, Kırşehir için olduğu kadar bütün Anadolu Türk tarihi içinde oldukça önemli ve araştırılmaya değerdir. Kırşehir’in kentleşmesi 13. yy. başlarında Selçuklu döneminde başlamıştır. Erzincan’da Selçuklu’larla yaptığı savaşta yenilgiye uğrayan mengücük hanedanının emirlerinden Melik Muzafferüddin Muhammede savaş sırasında gösterdiği sağ duyu nedeniyle 1228 yılında Kırşehir tımar olarak verilmiştir. Melik Muzafferüddin Muhammed Kırşehir’deki ikameti sırasında 1230’lu yıllarda Melik Gazi Medresesini inşaa etmiştir.
1240 yılında Kösedağı yenilgisi ile bütün anadoluyu işgal eden moğollar Kırşehir’i yaylak ve kışlak haline getirmişlerdir. Kırşehir’de Moğolların uzun süren askeri vardığı bu kenti önemli bir siyasi ve askeri merkez haline getirmiştir.
1260’lı yıllarda Kırşehir emiri olan Nureddin Cibril Bin Cacabey Moğollarla kurduğu iyi ilişkiler sonucu Kırşehir’de Türk döneminde iki esaslı imar faaliyetini gerçekleştirmiştir. İlk astronomi medreselerinden biri olan Cacabey medresesine Kızılırmak yanındaki Cacabey hanına ve bunun yanında pek çok irili ufaklı yapıyı inşaa ettirmiştir.
13.yy.’da Anadolu Türk birliğini ve özellikle esnaf ve sanatkarlarını teşkilatlandıran Ahi Evran, Denizli,Konya ve Kayseri’den sonra Kırşehir’e gelerek çalışmalarını burada sürdürmüş ve Kırşehir’i Ahiliğin merkezi durumuna getirmiştir. Ahi Evran’dan sonra Kırşehir Ahiliğin merkezi olmaya devam etmiştir. Kırşehir’deki zafiyede alınan kararlar Azerbeycan’dan Bosna Hersek’e kadar geniş bir bölge üzerinde etkili olmuştur.
1293 yılında Meyvana’nın oğlu Sultan Velet tarafından Anadolu’da belli merkezlere Mevleviliği yaymak amacı ile elçiler gönderilmiştir. Kırşehir’e gönderilen elçi Şeyh Süleyman Türkmani’dir. Kırşehir’de bir tekke kuran Süleyman Türkmani Mevleviliği burada yaymıştır. Cacabey’in Mevlana ile yakınlığı, Mevlana’nın Cacabeye olan teveccühü mektuplarından anlaşılmaktadır. Ayrıca Mevlana’nın oğlu Alaaddin’in Konya’da Şemsi Tebrizi’nin öldürülmesi olayına adının karışması sonucu Kırşehir’e ricat ettiği bilinmektedir. Bütün bunlardan Kırşehir’in Anadolu’nun önemli mevlevilik merkezlerinden biri olduğu anlaşılmaktadır.
Kırşehir 13.yy.’dan 15.yy ortalarına kadar Anadolu’nun en önemli siyasi sosyal ve kültür merkezlerinden biri olma özelliğini devam ettirmiştir.
14.yy başlarında Anadolu’yu aydınlatanların başında gelen ünlü tasavvufçu Aşık Paşa 12 bin beyitlik Türkçe “ Garibname” sini yazmıştır. Türkçe’yi 1299 yılında resmi dil haline getirmek isteyen Karamanoğlu Mehmet beyden sonra Aşıkpaşa Türk kültürüne sahip çıkmış, Türkçe’yi yazı diline en iyi ve geniş biçimde sokmuştur.
Kırşehir’de yaşamış olan Ferideddin Attar’ın “ Mantık-Ut Tayr” adlı eserini Türkçe’ye çevirmiş olan büyük mutasavvuf Ahmet GÜLŞEHRİ’nin Yunus EMRE’den sonra gelen en büyük şair olduğu belirtilmektedir. Bütün bunların yanında Yunus EMRE’nin Kırşehir’de yaşadığı, öldüğü, mezarının da Kırşehir’e bağlı Ulupınar Kasabasında ziyaret tepede bulunduğu bilinmektedir.
 
Yöre Mutfağı
KIRŞEHİR YÖRESİ YEMEKLERİ 
Türk misafirperverliğinin en çarpıcı ve göz alıcı örneklerinin sergilendiği Sofra, Anadolu insanının insana verdiği değerin en güzel örneğidir. Evine misafir gelen bir aile Kiler'inde sakladığı en değerli yiyeceklerini misafirine cömertçe ve gururla sunar. Burada misafirin kişiliği yada konumu çok etkin değildir. Tanrı misafiridir ve kişinin evine ne kadar çok misafir gelir, yenilir içilir ise o evdeki bet-bereket o nisbette artar.
İşte bu yoldan hareketle, Anadolu Türk kültürünü en güzel şekliyle yaşayan ilimiz insanı kendi yaratıcı zekasını Yemek yaparken de kullanmasını bilmiş, kendi ürettiği ürününü hem en iyi şekilde değerlendirmiş, hem de güzel yemekler yaparak damak zevkini gidermiştir.
Tandırda Çömlek Paça Kaynak  
Çömlekte Kuru Fasulye
Et Yahnisi  
Madıkmak   
Kesme Aşı   
Yoğurt (Ayran) Çorbası  
Topalak (Etsiz Köfte)
Düğür Çorbası   
Lepe (Sütlü Pilav)
Pancar Çırpması       
Yarma Aşı     
Keşkef      
Çullama  
Sebzeli Bulgur Boranı  
Sündürme
Ayva Dolması  
 
 
Yapmadan Dönme
Cacabey Camii, Ahi Evran Camiini, Çağatay Medresesini görmeden,
Termal kaplıcaları ziyaret etmeden,
'Onxy'den yapılmış hediyelik eşya satın almadan,
Keşkef tatmadan
Dönmeyin.
 

İlçeler:
ÇİÇEKDAĞI, KAMAN, KIRŞEHİR MERKEZ, MUCUR

No tags for this post.

Leave a Reply