Başka Dillere Tercüme

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Giriş

Türkiye'nin illeri

Genişlet | Daralt

Bumerang

Bumerang

Web Tasarım Kampanya

           

Tel Kodu: 252 – Araba Plaka Kodu: 48

Muğla 5 Gün Tahmin Hava Durumu

Muğla hava durumu

    Genel Bilgi
Topraklarının bir bölümü Akdeniz Bölgesi’nde, bir bölümü de Ege Bölgesi’nde yer alan Muğla, kuzeyde Aydın, doğuda denizli ve Burdur, güneydoğuda Antalya, güneyde Akdeniz, batısında da Ege Denizi ile çevrilidir. Şehir merkezi Karadağ, Kızıldağ, Masa Dağı, Hamursuz Dağı ile çevrelenmiş olup, Hisar Dağı’ndan ovaya doğru yayılır. Ege Bölgesi’nin güneyinde, Anadolu’nun güneybatı köşesinde yer alan Muğla ilinin kıyıları girintili ve çıkıntılıdır. İç kesimlere doğru yüksekliği artan il topraklarını kuzeyinde, kuzeybatı-güneydoğu, doğu ve güneydoğusunda kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan dağlar engebelendirir. Oyuklu Dağı (1.892 m.), Sandras dağı (Çiçekbaba Tepesinde 2.295 m.), Boncuk Dağı (2.265 m.) ve Akdağ’ın zirvelerinden birini oluşturan Salur Dağı (2.569 m.) bu dağların başlıcalarıdır. 

İl topraklarının düzlük kesimleri oldukça azdır. Muğla, Milas, Gökova, Köyceğiz ve Dalaman Ovaları ilin başlıca düzlükleridir. Eşen Ovasının batı kesimi il sınırları içerisindedir. Tamamı küçük olan bu düzlüklerden Muğla Ovası bir gölovadır. İl kıyılarındaki girintiler Güllük Körfezi, Gökova Körfezi ve Fethiye Körfezi’dir. Çıkıntılar ise Bodrum, Reşadiye (Datça) ve Bozburun yarımadalarıdır. Bu kıyı göllerinin yer aldığı kesimlerin açıklarında tersane Adası, Karaada ve Salih Adası yer alır. 

İl topraklarını Büyük menderes Irmağı’nın kollarından Akçay ve Çine Çayı, Akdeniz’e dökülen Dalaman Çayı ve Eşen Çayı (Kocacay) sulamaktadır. Bafa Gölü’nün doğusu, Akçay üzerindeki Kemer Baraj Gölü’nün güneydeki küçük bir bölümü ve Köyceğiz Gölü il toprakları içerisinde yer alır. İlin yüzölçümü 12.851 km2, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu da 715.328’dir. 

Bir dizi Fay hattı ile tektonik çöküntünün bulunduğu kalkerlerden oluşan bir alanda yer alan il topraklarının güneydoğu kesimi önemli bir deprem kuşağı üzerindedir. 

İlin bitki örtüsü makidir. Geniş yer tutan kızılçam ormanları bazı kesimlerde kıyıdan itibaren başlar. Zeytinliklerinde geniş alanlar kapladığı ilin yüksek kesimlerinde karaçam ormanlarına zaman zaman sedir ve ardıç ağaçları da karışır. Merkez ilçe, Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye’de sığla ağacı topluluklarına sıkça rastlanır. 

Muğla’da Akdeniz iklimi etkisinde kalan kara iklimi hüküm sürmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yağışlar genellikle Kasım ve Mart ayında yoğundur. Yıllık sıcaklık ortalaması 14.9’dur.

İlin ekonomisi turizm, tarım, hayvancılık, ticaret, ormancılık ve inşaata dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, buğday, arpa, mısır, susam çiğit, fasulye, patates, şeker pancarı, pamuk, tütün, zeytin, üzüm, kavun, karpuzdur. Bunların yanı sıra sebze de yetiştirilmekte olup, öncelikli olarak, dolmalık biber, patlıcan, pırasa, hıyar, sakızkabağı yetiştirilmektedir. İlin ikinci bir gelir kaynağı olan hayvancılık turizmin gelişmesi ile gerilemiştir. İl ormanlarındaki ağaçlandırma, kesim ve bakım çalışmaları orman işçilerinin gelir kaynağıdır. Bu ormanlardan elde edilen defne yaprağı, adaçayı, reçine ve sığla yağının bir bölümü yurtdışına ihraç edilmektedir. Yaygın biçimde arıcılık da yapılmakta olup, Türkiye’de en çok bal üreten ve balı ile ünlenen illerden biridir. Süngercilik eski önemini yitirmiştir. Turizmin gelişmesine paralel olarak balıkçılık önem kazanmıştır. Bafa ve Köyceğiz göllerinde de tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır. 

Turizmin gelişmesi ile birlikte inşaat sektöründe de büyük hareketlilik ve canlılık olmuştur. Muğla’da sanayii pek fazla gelişmemiştir. SEKA’nın Dalaman Müessesesine ait kağıt fabrikası ilin en büyük sanayii kuruluşudur. Diğer önemli sanayii kuruluşları ise,; çırçır, yün iplik ve halı atölyeleri, zeytinyağı, sabun, deterjan, çimento, tarım alet ve makineleri, kireç, yem ve süt ürünleri fabrikalarıdır. Küçük sanayiinde metal eşya, dokumacılık, orman ürünleri ve zeytinyağı üretimi yapan kuruluşlar vardır. İlin kıyı kesimlerinde tekne yapım yerleri bulunmaktadır. 

Muğla yer altı kaynakları bakımından zengin olup, mermer yatakları çok yer tutmaktadır. Merkez ilçede asbest, zımpara taşı ve linyit; Datça’da magnezit, Fethiye’de krom ve magnezit; Milas’da diyasporit, çimento hammaddesi, dolomit, zımpara taşı, demir ve linyit, Yatağan’da diyasporit, çimento hammaddesi, zımpara taşı ve linyit yatakları bulunmaktadır. 

Muğla’daki ilk yerleşimin İlk Tunç Çağında (MÖ.3500-200) kurulduğu sanılmaktadır. Batı ve kuzeybatıda denizcilik, tarım ve balıkçılıkla geçinen Anadolu kökenli Karialılar, güneydoğuda ise denizci bir halk olan ve korsanlıkla geçinen Lukalar yaşamakta idi. İlin bilinen tarihi Hititler ile başlamaktadır. MÖ.XIV.yüzyıldan günümüze ulaşan Hitit kaynaklarına göre yöre Ahhiyava adı ile anılıyordu. Antik Çağda yörenin batısı Karia, güneydoğusu da Lykia bölgesinin sınırları içerisindeydi. 

Antik Karya Bölgesinin en eski yerleşim alanlarından olan Muğla, sırasıyla Karia, Mısır, İskit, Asur, Dor, Med, Pers (MÖ.546), Makedonya (MÖ.334), Pergamon Krallığı (MÖ.189) Roma (MÖ.133) ve Bizans egemenliğinde kalmıştır. Muğla’nın eski ismi, çeşitli kaynaklarda “Mobella, Mobolia, Moğola” olarak geçmektedir. 

M.Ö. 3400 tarihinde bölgeye gelen kavmin başında “Kar” adında bir önder bulunmakta idi. Bu sebeple bölge “Karia” olarak anılmaya başlanmıştır. Karia kuzeyden Lidya, batıdan Frigya ve güneyden Lykia ile çevrilidir. Karia’nın toplu yerleşim merkezleri Muğla ve Milas’tır. 

Bu dönemde Karia bölgesi, Ege Denizi’nden gelen Yunan sömürge dalgalarına sahne olur. Birinci sömürge dalgası sonunda Datça üst ve alt Knidoslarla Bodrum yerleşim birimleri kurulmuştur. Bunların başlıcaları İassos, Halikarnassos, Knidos, Keramos, Mylasa, labranda, Telmessos, leton, Pınara Dalaman (Daldala), Fethiye (Telmessos, Tlos, Xhantos-Kınık, Patara-Minare, Tlos-Eşen) Stratoneika-Eskihisar, Nakrasa-Karakuyu ve Akassos-Bozüyük ve Tlos’ur. 

Anadolu’ya geçen Büyük İskender, M.Ö. 334’te Karia’ya Bodrum-Gümüşlük kapısından girmiştir. Büyük İskender’in Karya’ya girişinde, Karia Satrapı Ada, kardeşi Piksodaros’un isyanı üzerine Alinda’ya çekilmiştir. Ada, Alinda’da iken topraklarına giren Büyük İskender’e Alinda’nın anahtarlarını göndermiş, İskender’den kendisini “anası” olarak kabul etmesini istemiştir.Büyük İskender, Adanın bu isteğini kabul ederek Onu hem analığa, hem de Karia Satraplığı’na tekrar getirmiştir. Adanın Karia Satraplığı uzun sürmemiş, İskender’in Lykia’ya çekilmesi üzerine, kardeşi Piksodaros Adaya isyan ederek onu öldürmüş ve kendisi Karia Satrabı olmuştur (M.Ö. 333). İskender, Piksodaros’un ölümünden sonra haznedarı Philotas’ı Karia Satraplığı’na getirmiş, ancak İskender’in ölümünden sonra Karia karışıklık içine düşmüştür. Karia’da İskender’in komutanlarından Seleukos Nikator ve Pergamon Krallığı egemenliğine kadar sürecek karanlık bir dönem başlamıştır. Bu dönemden sonra Karia, Pergamon Krallığı’nın ardından da Roma egemenliği altına girmiş (M.Ö. 133), M.S. 395’te Büyük Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmasından sonra da Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu sınırları içerisinde kalmıştır. 

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra tüm Anadolu gibi Muğla yöresi de Selçukluların egemenliği altına girmiştir. Bölge, Uç Beylerinden Menteşe Bey tarafından 1284’de ele geçirilmiştir. Menteşe Bey Karia’nın içlerine uzandıkça, Bizans nüfusunun önemli bölümünün kıyılara ya da adalara kaçtığını gördü. Batı Anadolu’nun en büyük oymak reisi Germiyan Bey’e mektup yazarak, Karia topraklarına Germiyan boylarından topluluklar istemiştir. Bu isteği uygun bulan Germiyan Bey, yeni fethedilen Karia topraklarına çok sayıda tirler ve topluluklar göndermiştir. Böylece, yörenin ilk nüfusu Germiyan Türklerinden oluşmuştur. Karia adı bırakılmış, yöreye Menteşe Bey’den dolayı “Menteşe” verilmiştir. 

Yörede bir beylik kuran Menteşeoğulları yaklaşık 200 yıl boyunca burada egemenliklerini sürdürmüşlerdir. Yıldırım Beyazıt tarafından 1391’de Osmanlı topraklarına katılmış ancak, Ankara Savaşı’nın (1402) ardından Timur’un hakimiyetine girmiştir. Timur bu yöreyi tekrar menteşe Beyliği’ne vermiş, daha sonra II.Murat zamanında 1425’te yeniden Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Menteşeoğulları zamanında Yunanistan, Muğla kıyıları ve adalarına çıkmış, Rodos adasını bir süre egemenlikleri altına almışlar. Bu dönemde Rodos adasına yerleşen St. Jean Şövalyeleri Osmanlılar ve Menteşeoğulları ile savaşmışlar, Bodrum kalesini de bir süre ellerinde tutmuşlardır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1522’de Rodos Adası ve Bodrum Kalesi kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. 

XIX.yüzyıl sonlarında Aydın vilayetine bağlı Menteşe (Muğla) sancağının yönetiminde idi. Zengin krom ve zımpara taşı yataklarını o yıllarda Avrupalıların işlettiği yöre I.Dünya Savaşı’ndan sonra 11 mayıs 1919-5 Temmuz 1921 tarihleri arasında İtalyanların işgaline uğramıştır. Kurtuluş savaşı sırasında İtalya, Yörük Ali Efenin Muğla’dan , Demirci Mehmet Efenin de Nazilli’den yönlendirdikleri ulusal direniş çalışmaları karşısında silahlı bir çatışmayı göze alamamıştır. Tüm Anadolu’da mitinglerin düzenlenip direnme örgütlerinin kurulması için İzmir’den gelen telgrafa, Muğlalı Kocahan Mitingi’ni düzenleyerek cevap vermiştir. Aldığı kararların ardından Vatan Müdafaa-i Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayı Milliye’si gibi direniş komiteleri kurulmuştur. Muğlalılar, oluşturduğu direniş gruplarında yer alan gönüllerini Yunanlılara karşı Aydın cephesine göndermiş. Ege’de 57. Tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmişler. 

Ege illeri arasında Muğla işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuş. İç durumun karışıklığı, Yunanlılar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Muğla halkı işgal süresince kurnazca değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuştur. Anadolu’daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 Temmuz 1921’de geri çekilmiş ve Muğla da bu işgalden kurtulmuştur. 

Cumhuriyetin ilanından sonra tüm sancaklarla birlikte il yapılan Menteşe’nin adı Muğla olarak değiştirilmiştir. 

Muğla’da günümüze gelebilen tarihi eserler: , Bargylia, Halikarnassos, Herakleia, Latmos, İassos, Köyceğiz (Kaunos), Keramos, Knidos, Milas (Mylasa), Labranda, Letoon, Pınara, Telmessos ve Tlos İlkçağ Kent Kalıntıları, Beçin kalesi, Bodrum Kalesi, Kadızade Köprüsü, Muğla Ulu Camisi (1344), Kurşunlu cami (1494), Şeyh camisi (1565), Pazar yeri Camisi (1843), Şahidi Camisi (1848), Milas Ulu Camisi, Ahmet gazi Medresesi, Mustafa Paşa camisi, Tepecik Camisi, Hacı İlyas Camisi, Firuz Bey Camisi, Ağa Camisi, Belen Camisi, Gümüşkesen Anıtı bulunmaktadır. Ayrıca Muğla'da Türk sivil mimari örneklerinden evler vardır. Gökova, Kızıldağ, Uslu Koyu, Katrancı Koyu, Küçükkargı, Değirmenbaşı, Ölüdeniz, Gemiler Koyu, Oyuktepe, Çabucak, Günnücek, Çetibeli, Bucak, Pamucak ve Aşı İskelesi Orman İçi Dinlenme Yerleri ilin belli başlı doğal güzellikleri arasındadır.

 
Muğla Gezgin Gözüyle
Bodrum:
Homeros'un "Ebedi mavilikler ülkesi" dediği ve bir diğer Bodrumlu Cevat Şakir'in de "Başka yerde olup nur içinde yatılacağına burada nur içinde yaşanır" demesi boşuna değildir. Tarih boyunca, önceki adıyla Halikarnassos, sonra da Bodrum, paylaşılamayan ve uğrunda hep mücadele edilen bir yer olmuştur. Bodrum, doğu ve batı limanlarının birleşmesinden meydana gelen yarımada üzerinde yükselen kalesi ve iki limanın kıyılarına dizilmiş bembeyaz evleri, gümbetleri ve denize inen daracık sokakları şöhreti dünyaya yayılmış yatları, tersaneleri ile ünlü bir yöredir. Bugün Bodrum, bir tatil yöresinden beklenen tüm unsurları bünyesinde toplamış, yaz-kış yaşanabilecek önemli bir turizm merkezidir. Dünyanın dört bir yanından gelen zengin yatçılardan kısıtlı bütçesiyle bir pansiyonda uzun yaz tatili geçirebilen gelir gruplarına kadar tüm kesimlerin beklentisini karşılayacak donanıma sahiptir.
Marmaris:Marmaris, yeşilin ve mavinin tüm tonlarını yılın on iki ayında görebileceğiniz cennet bir köşedir. Uzun kıyı şeridindeki koyların çokluğu , doğal liman oluşu, antik kentlere yakınlığı, doğal güzellikleri, mavi tur olanakları, modern yat limanları, körfezin her türlü su sporlarına olanak sağlaması, beş yıldızlısından başlayarak en mütevazı pansiyonuna kadar tüm turistlerin gönüllerince tatillerini geçirebilecekleri cennet bir ilçedir. Kısa bir süre öncesine kadar balıkçılığı, süngerciliği ve ıtırlı bitkileri ile tanınan Marmaris, bugün büyük bir turizm merkezi haline gelmiştir. Kara ulaşımı yanı sıra Dalaman Havaalanı ve Rodos Feribotları ile kolayca dış dünyaya açılma imkanı bulan Marmaris, Datça yolu üzerinde bulunması, Fethiye yoluna yakınlığı nedeniyle önemini arttırmaktadır. Akdeniz'deki yatlar için oldukça uygun bir doğal limanı olduğu gibi, Yalancı Boğaz'daki atölyelerde yat imalatı ve bakımı yapılabilmektedir. Akdeniz iklimine sahip oluşu, kışın bile denize girme imkanı sağlarken, etrafını çepeçevre saran sık ve yüksek dağlar ile çam ormanları, dünyada ender görülen Günlük (Liquidamber Orientalis) ağaçları ve geniş yapraklı çınar ağaçları Marmaris'in yeşil dokusunu oluşturur.
Fethiye: Aydınlıklar Ülkesi'nin el değmemiş bakiresi" Fethiye, Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların serpiştiği Fethiye körfezinde arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alır.Kaya mezarları ve kale önünden bir düzlüğe, Karagözler'den denize doğru iner. Ufkunu şövalye adası, Günlükbarı ve karşılarındaki dağlar oluşturmaktadır. Fethiye, Persler, Likyalılar, Karyalılar, Romalılara ait eserleri ile tanınmıştır. Kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve coğrafyası ile önemli turizm merkezlerimizdendir.
Köyçeğiz: Muğla' dan 60 km. uzaklıkta yer alan Köyceğiz bir ovadan gölün çevresine doğru inip yayılmış narenciye bahçeleri köy evleri, durgun gölü, gölün çevresindeki sazlıklar, mordan maviye doğru renk değiştiren dağları ile eşsiz güzellikte bir beldemizdir.
Milas: Muğla iline bağlı Milas, plajları, gölleri, antik kentleri, Türk ve İslam eserleriyle görülmeye değer bir turizm beldesidir. Milas (MYLASSA) Batı Karia’nın en önemli ve en büyük merkezlerinden biridir. Kent, Sadra Dağı’nın etekleri ile bu dağın önündeki tepelere kurulmuşken, zamanla ovaya doğru yayılmıştır. Zeus Karius mabedinin burada oluşu ve Zeus Labranda mabedinin de buraya çok yakın bulunması Mylassa’yı (Milas) Karia’nın dini merkezi haline getirmiştir.
Stratonikeia (Eskihisar):Stratonikeia antik kenti, Yatağan ilçesinin 6-7 km. batısındaki Eskihisar köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Kent, M.Ö. 3. yüzyılda kurulmuştur. Yapılan araştırmalara göre; Suriye Kralı I. Antiokhos tarafından eşi Stratonike için kurulduğu söylense de arkeolojik buluntular ve yazılı kaynaklar daha önce de burada bir şehir bulunduğunu göstermektedir. Gezgin ve yazar Strabon’a göre, çok güzel yapılarla donatılan kent, bilinmeyen bir tarihte Rodos’a armağan edilmiş, M.Ö. 167 yılında ise Roma Senatosunca Karia’nın bağımsızlığına karar verilince, Rodos egemenliği sona ermiştir. Yapılan kazılarda ele geçirilen sikkelerden, Stratonikeia sikkelerinin Rodos’tan bağımsızlığını kazandığı M.Ö. 167’den itibaren basılmaya başlandığı ve Gallienus (M.S. 253 – 268) zamanına kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Kentin akropolü güneydeki dağın tepesinde olup, kuzeyinde, yamaçtaki bir teras üzerinde (şimdiki kentler arası yolun hemen altında), bir yazıtta imparator tapınımına ayrıldığı yazılan küçük bir tapınağın kalıntıları göze çarpar. Bunun aşağısında da büyük bir tiyatro bulunmaktadır. Tiyatronun tek diazoması vardır. Sahne binasının kalıntıları, yapılan kazılarda büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır.
Lagina:Hekate kutsal alanı, Yatağan ilçesine bağlı Turgut beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Karialalıların önemli kültür merkezi olan Lagina kutsal alanının ünü zamanımıza kadar gelmiş olup, bu yöre halen Leyne ismi ile tanınır. Son yapılan araştırmalar, yörenin Eski Tunç Çağı’ndan (M.Ö. 3000) günümüze kadar kesintisiz bir iskana sahne olduğunu göstermektedir. Seleukos kralları büyük imar çalışmaları ile Lagina kutsal alanını dini merkez ve buraya 11 km. uzaklıktaki Stratonikeia kentini de siyasi merkez yapmışlardır. Lagina’da ve Stratonikeia Bouleuterion’u duvarlarında halen mevcut olan yazıtlardan öğrenildiğine göre, bu iki kent birbirlerine kutsal bir yol ile bağlanmıştır.
 
Doğal Güzellikler 

Fok Mağarası (Bodrum) 

Muğla ili Bodrum ilçesinin 5 km güneyinde, Karaada’da bulunan Fok Mağarasının içerisinde kaynayan bir kaplıca bulunmaktadır. Günümüzde çeşitli hastalıklara, özellikle romatizmaya iyi geldiğine inanılmaktadır. 

Gebeler Mağarası (Fethiye)

Muğla ili Fethiye ilçesinin 30 km güneyinde Gebeler Mağarası bulunmaktadır. Bu mağara günümüzde yeterince araştırılmamıştır. 

Saklıkent Kanyonu (Fethiye) 

Muğla ili Fethiye ilçesinde, körfezin doğusundaki Saklıkent Kanyonu, Eşen Çayı vadisinin kuzey-güney yönünde Akdeniz’e kadar uzanan bir çöküntü alanıdır. Kanyonun doğusunda Eşen Çayı ile aynı yönde uzanan 3024 m. yüksekliğinde Akdağ bulunmaktadır. Bu dağın batı etekleri kırık hatlarla (fay) kesilmiştir. Bu büyük kırıklar 2000 m. üzerinde kalınlığı olan Akdağ kireç taşlarını parçalayarak Saklıkent Kanyonunu meydana getirmiştir. Bu kütleler Kayadibi Köyü yakınlarında yaklaşık 400-500 m. yükseklikte ve kilometrelerce uzunlukta dik bir duvar görünümünde uzanmaktadır. Kanyonun içerisinde Eşen Çayı’nın kollarından Karaçay akmaktadır. 

Karaçay kanyonunu 1988 yılında ilk bulan ve isimlendiren Kayadibi Köyü’nde yaşayan bir kişidir. 

Muğla ile Antalya illeri arasındaki doğal sınırı oluşturan Saklıkent kanyonu Fethiye’ye 60 km. uzaklıktadır. Günümüzde turizme açılmış olup, yurt içi ve yurt dışında kısa sürede ün yapmıştır. Kanyona sol yamaçtaki kayalara açılan deliklere bağlanmış tahta bir iskeleden yürünerek girilmektedir. Yaklaşık 100 m. uzunluğundaki iskelenin bitiminde büyük gürültü ile akan suyun soğuk esintisi ile karşılaşılmaktadır. Bu bölüm kanyonun 50-60 m. genişliğinde en geniş bölümüdür. Bunun ilerisinde vadi tabanından 2-3 m. yükseklikte incir ağaçları ile kaplı bir alana gelinmektedir. Düzlüğün arkasında ise yamaçlardan küçük çağlayanlar halinde sular akmaktadır. Kanyonun yamaçlarında birbirlerinden farklı yüksekliklerde yirmiye yakın irili ufaklı mağara bulunmaktadır. Bu mağaralarda sağ yamaçtaki büyük mağara 150. m uzunluğunda dar bir galeri şeklindedir. Sol yamaçtaki bir mağaradan 50 m uzunluğunda dar bir galeriye girilmektedir. 

Kanyondaki bütün mağara ağızlarında yoğunlaşan kırık ve çatlaklar görülmektedir. Bunun da nedeni karstik yeraltı su sisteminin bu tür oluşumlarda kolayca gelişmesindendir. 

Saklıkent Kanyonu 9 km. uzunluğunda olup, ağız kesiminde, birbirine yakın çıkışlar yapan kaynak uları, kanyonun ağzında ırmak oluşturacak büyüklüğe ulaşmaktadır. Kanyonun kireçtaşından oluşan yüzeyleri ve tabanı cilalanmış gibi kaygan yüzeyler oluşturmaktadır. Günümüzde trekking ve yürüyüş sporunun yapıldığı kanyonun 2-3 km sonrası güçleşen koşullar nedeniyle hem zor hem de tehlikelidir. Kaya düşmesi ve ani sağanak yağmurlar derenin kabarmasına yol açmaktadır. 

Yörede Likya, Roma ve Bizans dönemlerine ait çok sayıda yerleşim yerine rastlanmıştır. Bunların en önemlisi de antik Tlos kentidir. 

Kelebek Kanyonu (Fethiye) 

Muğla ili Fethiye ilçesinin güneyindeki Belceğiz Körfezi, Ölüdeniz Koyu ile ünlüdür. Fethiye’den 13 km. uzaklıktaki körfezin kuzeyini ve doğusunu yüksek dorukları ve denize inen dik yamaçlı platoları ile Babadağ kuşatmıştır. Bu dağın körfeze 5 km uzaklıkta, 1968 m. yüksekliğindeki doruğundan yamaç paraşütü ile atlanmaktadır. 

Körfezin ve körfeze açılan vadilerin yamaçları büyük kırık faylardan oluşmaktadır. Körfezin kayalık kıyılarını kesintiye uğratan plajlar çöküntü çukurları önünde yer almaktadır. Belceğiz Körfezinin çevresindeki Babadağ’ın doruklarından itibaren mezozoyik yaşlı kıvrımlı ve kırıklı kireçtaşı katmanlarıyla kaplıdır. Yağmur suları ve derelerin etkisiyle çözülebilme özellikleri olan bu kireçtaşları üzerinde lapya, düden, dolin türü erime şekillerinin oluşturduğu bir morfolozik yapı görülmektedir. 

Körfezin kuzey-güney uzantısından oluşan koylarından birisinde Kelebek Vadisi koyu, körfezin çevreleyen kireçtaşı platosunun yaklaşık 300-400 m. derinlikte kanyon yer almaktadır. Denizle birleştiği kesimde 250-500 m arasında genişleyen kanyonun ağzı kıyıdan içeriye doğru daralmaktadır. Bu kanyonda kaplan postunu andıran kaplan kelebekleri yaşamaktadır. 

Muğla Gölleri 

Kıran Gölü (Marmaris) 

Muğla ili Marmaris ilçesinin güney-batısında, Loryma antik kentinin yanında bulunan Kıran Gölü 30.m çapında kuru bir göldür. 

Köyceğiz Gölü (Köyceğiz) 

Muğla Köyceğiz ilçesinin güneyinde yaklaşık 65 km2’lik alanı kaplayan Köyceğiz Gölü’nün derinliği 1.50-5.00 m. arasında değişmektedir. Göl 8 km uzunluğunda dar bir boğazla Akdeniz7e bağlanmaktadır. Eski bir tektonik çukurun su dolmasıyla oluşmuş olan gölün kuzeyinde Sülüngün Gölü isimli küçük bir göl daha bulunmaktadır. 

Hacat Gölü (Milas) 

Muğla ili Milas ilçesinin yakınında, Sarıçay’ın denize döküldüğü noktada alüvyonların doldurması sonucu oluşmuştur. Derinliği en çok 1.50 m. olan sığ bir göl niteliğindedir. 

Bafa Gölü (Milas) 

Muğla Milas ilçesi’nin kuzeyinde bulunan Bafa Gölü Büyük Menderes Nehrinin taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur. Alüvyonlar Latmos Körfezinin batısını doldurmuş ve böylece 
Bafa Gölü meydana gelmiştir. Gölün yüzölçümü yaklaşık 64 km2.dir. Gölün 28 km.si Muğla, arta kalan bölümleri Aydın ili sınırları içerisindedir. 

Göl kenarında Bizans döneminden kalma kilise ve yapı kalıntıları bulunmaktadır. 

Denizcik Gölü (Milas) 

Muğla Milas ilçesinde Beçin Platosu üzerinde küçük bir krater gölüdür. Yaklaşık 4.km2’lik alanı kaplamaktadır. Gölün derinliği 18-28 m. arasında değişmektedir. 

Gemile Adası (Fethiye) 

Muğla ili Fethiye ilçesinin 9 km güneyinde bulunan Gemile Adası’na Kaya Köyü’nden deniz yoluyla ulaşılmaktadır. Bu ada Ölüdeniz havzası içerisinde olup Ortaçağ da Sybola ismiyle tanınmıştır. 

M.S V.yüzyıldan sora dinsel içerikli bir yerleşim olmuştur. Doğu Akdeniz ve Avrupa’dan gelen ticaret gemilerinin uğrak yeri olmuş, ardından haç merkezi olarak nitelendirilmiştir. Ada da kilise ve şapel kalıntılarının yanı sıra din eğitimi veren okullar da bulunuyordu. Bu arada adanın en yüksek yerindeki kilisenin Aziz Nikolas’a ithaf edildiği kaynaklardan öğrenilmiştir. 

Adada Japon arkeoloji ekibinin 1990 yılında yaptığı yüzey araştırmaları yapmış ardından 1995’de kazılara başlanmış ve 11 kilise tespit edilmiştir. Orta Çağda dini yapıların dışında yaşayan insanların olduğu barınaklarından anlaşılmıştır. Buradaki yapılanma ada kayalık olduğundan kayalar üzerine oturtulmuştur. 

Uyku Vadisi ve Mağarası (Milas) 

Muğla ili Milas ilçesi Bodrum yolu üzerinde, Gökçeler Köyü’nden 1 km. uzaklıkta Uyku Vadisi bulunmaktadır. Uyku Vadisi içerisinde bulunan Gökçeler Mağarası’nın ağzı oldukça geniş olup, buradan geniş bir alana geçilmektedir. Girişin solundaki büyük galeriye Yarasa Galerisi ismi verilmiştir. 

Mağara içerisindeki bir başka galeriden sarkıt ve dikitler ile küçük havuzların bulunduğu bir bölüme geçilmektedir. Bu geniş galeri mağaranın sonuna kadar uzanmaktadır. Girişten başka çıkışı bulunmamaktadır. 

Uyku Vadisi ve mağarası doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir. 

Milli Parklar-Tabiat Parkları 

Muğla ili ve ilçelerinde çeşitli milli ve tabiat parkları bulunmaktadır. Bunların başlıcaları, Marmaris Milli Parkı, Köyceğiz-Dalyan-İztuzu Tabiat Parkı, Saklıkent Tabiat Parkı, Kıdırak Tabiat Parkı, Muğla-Sırtlan Dağı Tabiatı Koruma Alanı, Olympos-Beydağları Milli Parkı, Termessos-Güllük Dağı Milli Parkı, Kekova Tabiat Parkı’dır. 

Yaylalar 

Muğla ve yöresinde, Muğla il merkezine 3 km. uzaklıktaki Karabağlar Yaylası, Köyceğiz-Ağla Köyü Yaylası, Fethiye-Karabel, Kuyucak, Dokuzgöl yaylaları; Fethiye-Baba Dağı, Muğla/Kavaklıdere-Gökçukur Yaylası, Muğla/ Menteşe Beldesi-Yerküpe ve Ötekaya yaylaları bulunmaktadır. 

Yerküpe Yaylası ve Mağarası (Merkez) 

Muğla il merkezi, Menteşe Beldesinde bulunan Yerküpe Yaylası geniş çayırlık alanları, çağlayanı ve mağarası ile yörenin dinlenme ve mesire yerlerinden birisidir. Doğa sporları yönünden de yörenin ilgi çeken turistik bölgelerindendir. 

Buradaki Yerküpe Mağarası yerel belediye tarafından ziyarete açılmış, Valilik tarafından da aydınlatma çalışmaları yapılmaktadır. Mağara 100 m. uzunluğunda, giriş ve çıkışı arasında 17 m. lik yükselti farkı bulunmaktadır. Mağara içerisinde damlataşları, sarkıtlar ve küçük su havuzları bulunmaktadır. 

Günümüzde doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir. 

Muğla Koy ve Bükleri 

Muğla ve çevresinde; doğal güzellikler yönünden ön plana çıkan koy ve bükler bulunmaktadır. Bunların başında; Bodrum’da Bardakçı, Akvaryum, Bitez, Aktur, Ortakent (Müsgebi), Gümbet, Kargı, Bağla, Aspat, Karaincir, Akyarlar (Kefaluka), Turgut Reis, Kadı Kalesi, Gümüşlük, Karakaya, Gündoğan (Farilya), Türkbükü, Göltürkbükü (Karyanda), Ilıca Bükü, Torba, Bargilya-Tuzla, Güvercinlik, İçmeler, Yalıçiftlik; Dalaman’da Sarsıla Koyu; Datça’da Domuz Bükü, Palamut Bükü; Fethiye’de Katrancı Koyu, Gemile Koyu ve Günlüklü Koyu; Marmaris’te Ekincik Koyu gelmektedir. Ayrıca Karada, Kargı Adası, Köçek Adası, Yassı Kaya ve Orak Adası yörenin doğal güzellikleri arasında olup, en güzel dalış noktalarına sahiptir.

COĞRAFYA
Muğla İli, ülkemizin güneybatı köşesinde, Toros kıvrım sistemiyle Batı Anadolu kıvrım sisteminin iç içe girdiği dağlık ve engebeliğin Menteşe yöresinde yer almaktadır. Dağları örten kıyıya inen ormanları ve geçmiş uygarlıkların kalıntılarıyla bezenmiş doyumsuz güzellikleri vardır. Şehir merkezi Karadağ, Kızıldağ, Masa dağı, Hamursuz Dağı ile çevrelenmiş olup Hisar Dağından ovaya doğru yayılır.
Muğla'da Akdeniz iklimi etkisinde kalan kara iklimi hüküm sürmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yağışlar genellikle Kasım ve Mart ayında yoğundur. Yıllık sıcaklık ortalaması 14.9'dur.
 
NE YENİR?
Muğla ve ilçeleri zengin yemek çeşitleri ile Türk Mutfağı'nın özelliklerini yansıtır. Özellikle sebze yemeklerinde ve hamur işlerinde görülen çeşitlilik şaşırtıcıdır. Tarhana, ara ve dutmeş (çorbalar); çopur, döş, çızdırma, gürlen kebabı, sura, ballık kavurma, dövme köfte ve karın-kumbar dolması (et yemekleri); her tür balık ızgara ve buğulama, pirinçli balık (balık); hardal haşlaması, börülce kavurma, sirken otlaşı, ekşili biber, galli patlıcan (sebze); ballı kabuk, üzüm köftesi, hoşmerim, pekmez reçeli, üzüm, domates, patlıcan ve kabak reçeli (tatlılar) yöreye has mutfak kültürü ürünleri olarak tadılmaya değer lezzette yiyeceklerdir. Mutlaka deneyin…
 
 
NE ALINIR?
Özellikle Milas, Bodrum ve Yatağan ilçelerine bağlı köylerde halıcılık en yaygın el sanatlarındandır. Fethiye'de kilim ve destar dokumacılığı gelişmiştir. Yatağan ilçeleri Kavaklıdere Bucağı bakır dövme eşyalar yapılmaktadır. Milas, Bodrum ve Yatağan halılarından, Fethiye kilim ve destar dokumalarından, Kavaklıdere Bucağı bakır dövme eşyaları yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardan yalnızca birkaçıdır.
 
YAPMADAN DÖNME
Bodrum'u, Fethiye'yi, Köyceğiz'i, Marmaris'i, Datça'yı görmeden,
Perşembe günleri kurulan Muğla Pazarı ve Arastayı gezmeden, Muğla Müzesi'ni ziyaret etmeden, Muğla Evleri'ni görmeden, 
Muğla'ya özgü dokuma kumaşlardan almadan, 
Muğla keşkeği yemeden, 
Çındar kavurması, Börülce teretoru yemeden, 
Muğla yerel düğününü görmeden, 
Karabağlar Yaylası'nda dolaşmadan
…Dönmeyin.
No tags for this post.

Leave a Reply