Başka Dillere Tercüme

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Giriş

Türkiye'nin illeri

Genişlet | Daralt

Bumerang

Bumerang

Web Tasarım Kampanya

afyonkarahisar-bayat-genel gorünüm

TARİHÇESİ

Bayat Başkent'imiz Ankara'yı Ege ve Akdeniz, İllerine bağlayan transit yol un üzerinde bir ilçedir..Bayat sözcüğünün anlamı,her ne kadar günümüzde,tazeliğini kaybetmiş ,eskimiş .kokuşmuş anlamlarına kullanılsa da, tarihi anlamı tamamen değişiktir. Bunu anlamak için Oğuz kağan destanını okumak gerek.

Oğuz Kağan destanı

Destan kahramanı Oğuz kağan (Oğuz Han) Büyük Hun hakanı Mete (Mao-tu M.0.210-175) dir.

Destana göre Mete han iki kere evlenir. Birinci eşi gökten bir nu içinde inmiş,bu eşinden Gün Ay ve yıldız, adında üç oğlu olmuş.İkinci eşini bir adanın ortasındaki ulu bir ağacın ortasında bulur ,evlenir. Bu eşinden de Gök,Dağ ve Deniz adında üç oğlu olur. Mete Han Gökler tanrısının kutsal kızı ve yerler tanrısının kutsal kızı ile evlenerek,gök yüzüne ve yer yüzüne egemen olmayı amaçlayan tanrısal bir sahipliği simgeler. Bunun içinde Oğuz Han kendini Dünya kağanı ilan eder. Ve şöyle der:

"Ben sizlere oldum kağan,Alalım elimize ile kalkan.Gökyüzü çadırımız,Güneş ise bayrağımız olsun." Diyerek dört yana yayılmak amacıyla büyük bir imparatorluk kurar.

Kendisi yaşlanınca büyük bir kurultay oluşturur,İmparatorluğu oğulları arasında paylaştırır. Ülkeyi sağ ve sol olmak üzere iki kola ayırır. Sağ kolu Bozoklar olarak birinci eşinden olan oğulları Gün,Ay ve Yıldız 'a sol kulu da Üçoklar adıyla ikinci eşinden olan oğulları Gök,Dağ ve Deniz ' e verir. Bu altı oğulun da dörder oğlu olup böylece Oğuz Handan 24 Türk Boyu türemiş olur.

İşte bu 24 Türk Boyundan birinin adıdır BAYAT ,Asalet sırasına göre Osmanlıların mensup olduğu Kayı boyundan sonra ikinci sırayı işgal eder..

Şemada Boy isimlerinin anlamı, sembolü, damgası belirtilmiştir. Buna göre Bayat 'in anlamı Devletlü ve nimeti bol anlamında kullanılırken günümüzde şimdiki anlamda kullanılmaya başlamış.Çok eskiyi çağrışım yaptırmak,çok eskilerden gelen bir soy olduğunu belirtmek için;

Bayat sözcüğünün bazı anlamları: "Bay at adın birle başlarım" şeklinde besmele çekilirmiş.Anlamı, Tanrı adıyla başlarım demektir . Bayat : Zengin , büyük,ünlü ve nimeti hol.Bayat:Devletli (Sahib-ül Devle),Bayat:Düşmana karşı yapılan gece akınları Anlamlarında kullanılıyordu. Bayat Beyi divanda Oğuz Han 'ın sağ yanında oturur,cephede askerin sağ kolunu yönetirdi.

Bayat 'ın şimdiki belediye sınırları içerisinde ve civarında hangi  medeniyetler yaşamış.

Bayat sınırları içerisinde çeşitli medeniyetler gelmiş geçmiş, o zamanki kavimlerde şimdikiler gibi kıt kanaat geçinebilen kavimlermiş. Böyle olduğu bıraktıktan izlerden belli. Fakat halkımız buraları birer define yeri olarak bilmiş,bir sürü hikayeler uydurarak kazık,kazık kazmışlar.Şu günlerde kazı işleri devam ediyor sayılır.Bayat İlçesi sınırları içerisinde,gelmiş ve geçmiş kavimler tarih sırasına göre şöyle sıralanabilir.

Milattan Önce 2000-750 tarihlerinde Hitit (Etiler). Mal Kazığı, Darı yeri, Asarcık,Kavak ve Belencik gibi Hüyükler Hititler zamanından kalmadır.

Mal Kazığı hüyüğünde 1954 yılında Afyon ve İlçelerinden 17 kişinin baş vuruşu üzerine bir kazı gerçekleştirilmiştir.

Hikayeye göre bir geyik derisi üzerindeki haritada belirtildiğine göre;İç içe üç mağara birinci ve ikinci mağaraları geçebilirsen,üçüncü mağarada 7 kazan altın var. Kazı için gerekli izin alındı .Milli Eğitimden bir kişi,Maliyeden bir kişi Jandarma nın iştirakiyle kazı başladı. Bende Milli Eğitim temsilcisi idim.Kazmalı kürekli 100 kişi çalışıyor. Kazıyı yaptıranlar Pür dikkat kazmaların vurulduğu yerleri izliyorlar.Kemer şeklinde 3-5 taş sıralı halde çıkınca düdük çalıyor kazıcı ameleler kazı yerinden uzaklaştırılıyor. Kazı yaptıranlar kendileri kazmaya başlıyorlardı. Birkaç kazma darbesinden sonra kemer vari taşların durumu bozuluyor,tekrar düdükle amele çalışmasına geçiliyordu. Bu şekilde 10 sün devam edildi.Hiçbir belirti bulamıyorlardı.Haritayı aldıkları hocayı getirmek için Konya'ya üç kişi gönderdiler üç gün sonra gelen görevliler,Hocayı bulamadıklarını,öyle bir hocayı kimsenin tanımadığını öğrendiklerini söylüyorlardı. Sonunda bu 17 kişi birbirlerini suçlayarak kavgaya başladılar ve dağıldılar.Bu Hüyük (Mal Kazığı) 1980 li yıllarda bu sefer bir gecede iş makineleri ile kazılmış, herhangi bir şeyin çıktığı duyulmadı.

M. Ö. 750-620 Hititlerin egemenliğine Firigler  tarafından son verilmiştir. Firig Kıralı Midas Bayat'ın batısında bulunan İnpazarcık'ta Midaum kentini kurmuştur. İnpazarcık Bayat' a 7 Km. uzaklıkta  mağaralardan oluşan eski bir yerleşim yeridir. Burası 1980 li yılların sonlarında korumaya alınmıştır, Gene Firigler zamanında Bayat'ın kuzey tarafında Karaağaç ovası denilen yerde Abostom adında bir şehir kurulmuş,son yıllarda burasıda koruma altına alınmıştır.

M. Ö. 620-546 Lidya dönemi bağlıyor. Bu dönemde Anadolu'yu bir uçtan bir uca bağlayan Kıral Yolu (Köklü yol) geliştirilmiş. Bu yol Çukurkuyu Köyünün yakınlarındadır. Yakın zamana kadar kaldırım  taşları duruyordu. Ayrıca bu dönemde Gömü Kasabası yakınların da Amariyom şehri kurulmuştur. Bu şehir daha sonraları Bizanslılar döneminde İstanbul'u almak için sefer düzenleyen Halife Mutaım tarafından yerle bir edilmiştir.

M.Ö. 546-334 bu yöreye Persler hükmetmişlerdir.

M.Ö. 334-30 Helenistik çağdır. Bu Çağda Kalaneos kenti ile Abalar (Ahiler) yerleşim yerleri kurulmuştur. Kalaneos Derbent yolu üzerinde Elicek mevkiindedir. 1950 li yıllarda buradan mermer heykelcikler ve çok muntazam işlenmiş süslü mermer kırıkları bulunmuştur.Bu kınk mermerlerden bazıları Şimdiki Kilim Atölyesi önündedir. Burası da koruma altındadır. Ahalar yerleşim yeride Afyon Yolu üzerinde abalar mevkiindedir. Burada da Buranın kurucusu Ahi Yusuf adında bir Dede din mezarı vardır. Bu dede şenliği çok sevdiği içiç eskiden hıdrellez şenlikleri burada yapılır,yağmur duasına buraya gidilirdi.

M. Ö. 30- M. S. 395 Roma çağı Bayatın batı tarafında Bayat 'a 5 Km. uzaklıktaki Asar Kale bu dönemde kurulmuştur. Asar Kalenin tam zirvesinde kemerli yapılar, su sarnıçları,çok muntazam işlenmiş mağaralar vardır. Kalenin tepesi surlarla çevrilmiş idi.Kalenin tam güney doğu tarafındaki büyük bir  kaya kütlesi muntazam bir şekilde tesfiye edilerek Koltukta oturan Meryem ananın resmi vardı bu resmin boyaları belli belirsiz hala durmaktadır. İsa Peygamberin dinini yaymakla görevi Hıristiyan din adamlarından Sen Paul (Aziz Pol) Şuhum'taki Sinada 'lı yah udilerin şerrinden kaçarak Asar Kaleye sığınmış sonradan Efes'e gitmiştir.

Bayatlar'ın Sirsuyu (Sirderya, İnci, Seyhun) çevresinde yaşadıklarını, bugünkü Bayat ilçesi belediye sınırları içerisinde geçen Manasır ve Tekesir adlı otlaklar çağrıştırmaktadır. Oğuz ve Türkmen toplulukları arasında 11. yy'da Aral gölüne dökülen Seyhun nehrinin yukarı kesimlerindeki Yenikent, Cend ve Sugnak Kentleri dolayında yaşamışlardır.

İlçenin ikinci adı olan, Barçınlı – Nevai Barçın – Hanbarçın (Hanipek) gibi sözcükler, yukarı Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin yakın bir bölgede kurulmuş olup 13. yy'da Moğollarca yerle bir edilen Barçınlıkent ve Barçkent'ten kopma olduğunu da açıkça göstermektedir. O dönemde Orta Asya'da, ünlü üç Çin ipek yolu var

1.Kuzey yolu: Gobi – Hami – Talaş – Hazar denizi kuzeyi.

2.İran yolu : Semerkant – Buhara – Hazar güneyi.

3.Hindistan yolu:Hoten – Yarkcnt – Pamir – Hindistan.

İşte, Barçın – Derya (Barçın Çayı) kıyısında kurulan Barçınlıkent, bu ipek yollarından kuzey yolu üzerinde bulunuyordu. Kentteki Kök-Kesene (Mavi çinili ve kümbetli köşk) ile Barçın su kanalı ve ipek (barçın) yetiştiriciliğinin bir zamanlar burada yüksek bir uygarlığın egemen olduğunu da kanıtlamaktadır. Ayrıca, Bayat boyundan yoğun bir kolun Büyük Selçuklu prensleri Tuğrul ve Çağrı zamanında aşağı Seyhun bölgesine inerek Barçkent'e, daha sonraları kalabalık Türkmen boylarıyla birlikte  İran'daki Girdkuh -Bayat kalesi çevresine yerleştikleri, oradan da Kutalmış Oğlu Süleyman'a bağlı kitleler halinde Anadolu'ya geçtikleri anlaşılmaktadır.

Ancak, Selçuklularla birlikte batıya göç eden Bayatlılardan bir kol, İbrahim Yınal'a bağlı kalarak Alevilik, Tuğrul'a bağlı olan öteki kol da Sünnilik inançlarım benimsemişlerdir. Bu arada bir bölük Bayatlılar da; Avşar, Beğdili ve Yıva gibi Türkmen kollarıyla birlikte, göç ettikleri bölgelerde azınlıkta kaldıkları için Arap,

Fars ve Memlükler arasında eriyip gitmişlerdir.

Prof. Fuat Köprülü'ye göre, «11 – 12. yy'ın ilk yarısında Selçuklu imparatorluğu Anadolu'yu iskan ederken, büyük ve güçlü aşiretleri birçok parçalara ayırarak, birbirinden uzak alanlara sevketmek yoluyla başkaldırma olasılığım ortadan kaldırma ve aşiret dayanışmasını kırarak ulusal bir oluşum yolu açmak istemişlerdir.

Özellikle Oğuz Türkleri'nin Kınık, Avşar, Bayındır, Salur, Bayat, Çepni vb. gibi şubeleri öyledir.» denilmektedir.

Bu politikaya uygun olarak, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesut. Bayat boyundan bir bölük Türkmeni 1147 yılında bugünkü Bayat ilçesinin bulunduğu çevreye yerleştirmiştir. Dalla önce Babalılar kırımından kurtulup kaçabilen bir bölük alevi Bayat topluluğu da 1140 yılında Ankara-Polatlı doğrultusundan gelip bir süre Kızıl İn ve Kara İn'de eyleşmişlerdir. I. Mesut'un yerleştirdiği topluluk da ilkin YUKARIKÖY'e yerleşmiş; sonradan her iki Bayatlı topluluğu birleşip 1150 yılı dolayında bugünkü Bayat Çayı'nın kıyısında yurt tutmuşlardır.

Bugünkü Bayat ilçesinin yerleşme yeri, Suriye kervan yolu üzerinde bulunduğu için geçmiş dönemlerde gerek Bizanslılar, gerekse Osmanlılar zamanında uzun Hac Yolunun bir konaklama yeri olarak ün kazanmıştır. Bizanslılar dönemindeki Hac yolu, Konstantiniye – Dorileom (Eskişehir) – Santabaris (Bayat – Çukurkuyu Koyunun kuzey kıyısındaki Ören) – Amorium (Gömü köyü batısı) Polibotom (Bolvadin) – Filomdiom (Akşehir) – Konya ve Kudüs'e uzanıyordu. Osmanlılar dönemindeki Hac yolu (Sürre Alayı Yolu) ise İstanbul – Eskişehir – Seyitgazi – Bayat – Bolvadin – Akşehir -Konya ve oradan Suriye'ye geçerek Mekke'ye ulaşıyordu.

Selçuklular döneminde sınır boylarına uç güçleri olarak, hep Türkmen toplulukları yerleştiriliyordu. Bunlar, Hıristiyan ülkelerine gaza yapmak amacıyla bir araya gelmiş Oğuz kökenli gazi topluluklardı. Uçlarda yer alırken de genellikle tek bir boy ve oymaktan değil, değişik uruklardan oluşuyorlardı.

Nitekim Selçuk Sultanı I. Alaaddin Keykubat (1216- 1236), Osmanlılar'ın atası Ertuğrul Gazi'yi, Afyon – Bayat yöresindc uçbeyi olarak atadığında (1230), o topluluğun arasında Kayılar, Hanlılar (Kanglılar) ve Bayatlılar bir arada bulunuyorlardı. Bu konuda son tarihsel araştırmalar bize, Osmanlı devleti kurucularınm gömüt taşlarıvla Bursa'nın önemli dinsel yapılarındaki Bayat damgalarının, o devletin kuruluşunda Bayat boyunun ne denli büyük rolü olduğunu göstermektedir.

Ayrıca, Bursa'nın alınması sırasında (1326), büyük bir Bayatlı topluluğunun savaşçı olarak Osmanlılara katıldıkları ve kent alındıktan sonra da orada yerleştikleri hep yaşlılarca bugüne değin söylenegelmektedir.

Germiyan Beyliği'nin Afyon'a egemen olduğu sırada, Karahisarı Devletini başkent yapan Germiyan Beyi Süleyman Şalı (1361 -1386) zamanında, Danyeri'nden Bayat'a birtakım gerizler (sukemerleri) yaptırılarak, içme suyu getirilmiştir.

Amasya Sancak Beyi iken Hacca giden Şehzade Beyazit, 1481'de babası Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine, hac dönüşü Halep – Konya – Bolvadin – Bayat – Eskişehir yolunu izleyerek İstanbul'a ulaşmış ve padişah olmuştur.

Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim ve ordusu, Çaldıran savaşına giderken 14 Mayıs 1514 günü Bayat'ta konaklamışlardır.Bu bilgiyi, Padişahın yakın hizmetinde bulunan Haydar Çelebi'nin, Çaldıran Savaşını ve yolculuklarını günlük notlar halinde konu edinen «Haydar Çelebi Ruznamesi»'nden öğreniyoruz. Osmanlı ordusu Çaldıran savaşına giderken 21 Mart 1514'te Edirne'den hareket ediyor, 20 Nisan 1514'te İstanbul'u geçerek, 10 Mayıs 1514'te Eskişehir ovasına geliyor. Oradan hareket eden ordu, 14 Mayıs 1514 günü Bayat'a gelip konaklamıştır.

Yazar, bu olayı yapıtında şöyle belirtmektedir :«Pazar, 14 Mayıs 1514 Bayat konağına gelindi. Bir silahtarın hizmetçisi beylik arpayı yağma ettiği için, ağası ile beraber idam edildi. Çavuşbaşı Lütfi Bey azledilip, yerine Sağ Kol Ulufecileri Ağası, sancak beyi tayin edildi.Pazartesi : 15 Mayıs 1514 Germiyan (Kütahya) vilayeti, Bolvadin kasabası tabilerinden Deşlu Karyesi (Dişli Köyü) konağına gelindi. Burası Söğütlüdere yakınında idi.Salı : 16 Mayıs 1514 Karit yakınında Kuruçay Selami Aleyh Pınarı konağına konuldu. Bolvadin köprüsü geçilirken çok zahmet çekildi.» Asılan Silahtar Ağa'nın gömütü bugün Bayat'ta bulunmaktadır.Dönüş yolu Afyonkarahisar üzerinden yapılan Çaldıran Savaşı,tam dört yıl sürmüştür.

Kanuni Sultan Süleyman batıda ve doğuda birçok savaşlara katılarak, epeyce yorgun düşmüştü. Yasal açıdan veliahtlığa ise Şehzade Mustafa adaydı. Ne var ki, Kanunî Süleyman'ın üzerinde eşi Hurrem Sultan'ın büyük bir etkisi vardı. Veliahtlığa, Türk anadan olan Mustafa yerine, Şehzade Beyazıt'tan sonra kendi oğlu Selim'in tahta geçmesini istiyordu. Bu amaçla Hürrem Sultan, damadı ve sadrazam olan Hırvat kökenli Rüstem Paşayla gizlice anlaşıp  birtakım dolantılar çevirerek üvey oğlu Mustafa'yı ortadan kaldırmayı düşünüyordu. Sadrazam Rüstem Paşa, Hürrem Sultan'ın dileğini gerçekleştirmek için doğu olaylarını neden göstererek, Padişah'a Nahçivan Savaşı'na katılmayı kabul ettirdi.                         

Daha önce küçük bir birlikle yola çıkan Sadrazam Rüstem Paşa, Kanuni Süleyman'a Şehzade Mustafa için kışkırtıcı nitelikte bir çok mektuplar gönderdi. Sonunda tüm hazırlıklarım tamamlayan ordu, 8 Eylül 1553'te İstanbul'dan harekete geçti. Bursa – Yenişehir -Eskişehir – Seyitgazi ve Bayat üzerinden Bolvadin'e geldi. Daha Yenişehir'de iken Şehzade Beyazıt, Bolvadin'de Selim, Akşehir ya da Konya Ereğlisi yakınında da Amasya valisi Şehzade Mustafa, babalarına katıldılar. Ne yazık ki Kanunî Süleyman, Sadrazam Rüstem Paşa'nın karalamalarına kapılacak, kendisine savgısını sunmak üzere gelen öz çocuğu yiğit ve yetenekli Mustafa'yı gözleri önünde boğdurdu. Böylece bu olayla Osmanlı tarihine kanlı bir sayfa daha eklenmiş oldu.

1630 yılında önemli bir konaklama yeri olan Bayat'a, Vezir-i zam ve Serdar-ı Ekrem Husrev Paşa, çevre köylerin öşürleriyle bir han,bir hamam  bir cami yaptırmıştır.Bu  konuya deygin Vakıflar Genel Müdürlüğünün arşivinde şu kayıtlar vardır : "Karahisar-ı Sahip sancağına bağlı Hanbarçenlü köylerinin öşürlerinden Barçınlü Kazasında Ulukilise Korkuthanı, han, hamam, Cami'i Şerif yapıldı. Hicri 1040 (1630) Husrev Paşa, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi Defter No: 747, Sayfa: 449, Sıra: 299". Yazık ki bu sadrazam, IV. Murat tarafından iktidar çekişmelerinde başkaldırıcılara önderlik yaptı diye Tokat'ta idam edilmiştir,     

IV. Murat (1623-1640) tahta çıktığı zaman Anadolu II. Osman'ın kan davası yüzünden iyiden iyiye karışmış bulunuyordu. Bu fırsattan yararlanan İran hükümdarı Şah Abbas, 1624 yılında  Bağdat üzerine yürüyüp kenti ele geçirdi. Çok sert önlemlerle önce  durumunu sağlamlaştıran IV. Murat, 1638'de Bağdat'a sefer düzenleyip Bağdat'ı geri aldı. İşte, Nisan 1638'de yolculuğuna çıkılan bu savaş ordusunun Bayat tan geçtiği, kimliği belli olmayan bir yazarın yazmış olduğu, «Dördüncü Murat'ın Bağdat Seferi Menzilnamesi (Bağdat Seferi Harb Jurnali)» adlı yapıtta belirtilmiştir.

Yapıtın Bayatla ilgili bölümü şöyledir :«Menzil-i Bayat… der yevm-üs-sebt (Cumartesi günü), saat: 4.Hüsrev Paşa Han'ından bu menzile (konaklama yerine) gelince dört saatlik yoldur, cümle (her yer) ağaçlıkdur amma muzayaka (darlık, sıkışıklık) yoktur, menzili de bir hoşçadur.» Buradan Bolvadin'e geçilmiştir.«Menzil-i Bolvadin… der yevm-ül ahad (Pazar giinü), saal: 7. Bayat'tan bu menzile gelince yedi saatlik voldur, tarıykı sehildür (yolu kolaydır) ve düzdür. Bolvadin geçilüb su kenarında köprü başında nüzul olındı"(eyleşildi), Bu menzilde Anadolu Beylerbeğisi Vardar Ali Paşa eyaleti (askeri) ile Hünkarı selamladılar. Bu menzilde Hekimbaşı Emin Efendi'nin Mihaliç'de arpalık naibi olan Efendi katlolundu.»Yapıtta belirtildiğine göre o dönemde Bavat'ın dört   yanı ormanlık, konaklama yeri olarak da çok hoş bir belde imiş'.Gene ünlü gezgin Evliya Çelebi (1611-1682), Üsküdar'dan 18 Eylül 1643'te Şam'a giderken Bayat'tan geçmiştir. Seyahatname adlı yapıtında Bayat için şu kaydı düşer : «Buradan kalkıp mamur köyler içinden giderek sekiz saatte Bayat durağına, oradan da beş saatte Bolvadin kasabasasına geldik.» Katip Çelebi (1609-1698), Cihan-Nüma adlı vapıtında Bayat hakkında şu bilgileri vermiştir : «Barçunlu (Bayat), Bolvadin, Çay,Çölabad (Haydarlı), Sincanlı, Şuhut. Sandıklı, Karamık. Oynaş (Künbet – Yapıldak) Karahisar-ı Sahip dar-ül mülk imarettir. (Afyonkarahisar'a bağlı merkez kasabalardır).» Bu kavda göre Bavat.Afyon'un o zamanki dokuz kasabasının en başında anılmakladır. Ayrıca, Karahisar-ı Devle bir sancak (ser leşkerlik) iken bölgede on kadılık bulunuyordu.

afyonkarahisar-bayat

Coğrafi Yapı  

Bayat, Ege Bölgesinin doğu bölümünde yer almaktadır. Afyon'a 47 km. mesafede olup, Ankara-Afyon-İzmir transit yolu üzerinde bulunmaktadır. Doğusunda Emirdağ, Kuzeyinde Han ve Çifteler, Güneyinde Bolvadin, Güneybatısında İscehisar, Batısında İhsaniye ilçeleri ile çevrilidir. Bayat ilçesi 31 derece Boylamın ve 39 derece Enlemin kesiştiği yerin hemen batısında yer almakta olup, deniz seviyesinden yüksekliği 1050 metredir, ilçenin köyler ile beraber 428 km2 olduğu tahmin edilmektedir.

Bayat ilçesi , 31, derece boylam ve 39 derece enlemin kesiştikleri yerin hemen batısında, Afyon iline bağlı olarak Ege bölgesinin Anadolu bölümündedir. Doğuda Emirdağ, güneyde Bolvadin, güney – batıda İsçehisar ilçesi. batıda İhsaniye, kuzeyde Seyitgazi ve Çifteler ilçeleriyle çevrilmiştir. Afyon iline 45 km., Emirdağ ilcesine 20 km'dir. Deniz düzeyinden yüksekliği 1050 m'dir. İklim yönünden daha çok İç-Anadolu özelliklerim taşır. Yazları kurak, kışları soğuk geçer. Genellikle yaz aylarında yağmur az düşer. Yağışlar en çok ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülür. Rüzgarlar kuzeyden poyraz, doğudan gündoğdu, batıdan karayel olarak eser. Kış mevsiminde kar kalınlığı kimi yerde 50-60 cm. ye dek çıkar. En soğuk aylar ocak, şubat ve mart aylarıdır. Kasınım son yarısı ile aralık ayında çevreye kuru soğuklar egemen olur.

Doğuda boylu boyunca uzanan Çal Sıradağları; kuzeyde Ağın.Doğlat, Geçeği, Çöğürlü dağlarıyla Çanacık yaylası; batıda Beydağları. Eyerli, Asarkale ve Köroğlu dağları; güneyde Çamdağı, Kapaklı ve Kazankaya dağları vardır. Bayat ilçesi, dört  yandan çevrilmiş bu dağların orta yerindeki bir koyakta kurulmuştur. Karacaovası ve Elicek ovası olarak adlandırılan düzlükler, birer ova olmaktan çok yaygınlaşmış koyak (vadi) düzlükleridir.

Şeflik biçiminde olan Bayat, Asarcık ve Kazankaya çayları, batıdaki Çal Boğazı'nda birleşip ilerde Sakarya nehrine karışır. Özellikle Bayat Çayı, Sakarya'nın ilk kolu olarak Bayat yaylasından çıkıp ilçenin içerisinden geçerek, doğuya doğru akar. Karların erime mevsimi olan ilkbaharda iyice kabarır, ağustos ayında ise diner. Suyunun gür olduğu mevsimlerde birtakım değirmenleri çalıştırır.

Bayat'ın bitki örtüsü oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Yakın bir geçmiş olan (1930-1940) yılları arasında Yukarıköy, alabildiğine palamutluktu. Eyerli dağı, eteklerinden doruklarına dek, meşe ve kabaağaç ormanlarıyla kaplıydı. Çambaşı, Yayla, Beydağları,Eysenlik, Taşlık Deresi, Manasır, Köroğlu Beli, Çamdağı, Akçate-Satçı Alanı baştanbaşa çam ormanları içindeydi. Çal dağları,Darıyeri, Karatepe, Çöğürlü, Sarnıç, Çamurluk, Geriz Dereleri, Çubuk İçi, Mekecik, Çalca Ardı, İnpazarcık ve Tuzla meşe ormanlarıyla ; Tekesir ve Demirli yöresi de ardıç ormanlarıyla kaplıydı.Bugün bu örtü, yanlış kesimlerle iyiden iyiye azalmış ; ancak Çal dağları ve Tuzla'da seyrek meşelikler, Köroğlu Beli'nde de pınarlıklar kalmıştır. Bununla birlikte Köroğlu Beli'ndeki geniş bir alanda devlet eliyle yeniden çam yetiştirilmeye başlanmıştır.

Bayat yöresinin orman örtüsünü çam, gercelik – malyar – kızıl meşeler, ardıç; pinar, böğürtlen, ahlat, yaban erik ve elması, kuşburnu, yabanıl badem, akarsu boylarında söğüt, kavak ve ılgın ağaçları oluşturur. Ayrıca son yıllarda iyi cins elma, armut, kayısı, zerdali ve vişne gibi meyveler de yetiştirilmektedir.

İKLİM: Kara iklimi özelliği taşımaktadır. Yazları kurak, kışları soğuk geçer. Genellikle yaz aylarında yağmur az düşer. Bitki örtüsü bakımından zengin sayılır.

afyonkarahisar-bayat2

KÜLTÜR DURUMU

Merkezde halkın eskiden beri okuma alışkanlığı bulunduğu çeşitli kamu ve kuruluşlarında unvanlı unvansız olarak çalışanların olduğu, unutulmaya yüz tutan el sanatlarının yeniden güncelleştirilmesi bakımından Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bünyesinde üretilen tabii kök boyalı kilimlerin yurtiçi piyasasında ve Amerika, Avrupa'nın bazı ülkeleri ile Japonya'da isim yaptığı şu anda yurtiçi siparişlerini karşılamakta zorlandığı bilinmektedir.

'Bayat'ın eğitim ve kültür tarihinde önemli bir olay vardır.Kuruluşundan 19. yy'ın başına gelinceye değin Bayat'ta hiç bir eğitim etkinliği görülmez. 19. yy'ın başında her yıl Padişah adına Kabe'yi ziyarete giden Sürre Alayı, Hac dönüşü Bayat'ta konaklar. Süre Alayı'nın Başimam ve Müftüsü soyca Ordu'nun Karapınar yöresi Kadıoğulları'ndan olan Müderris Hacı Osman Efendi, burada etkili bir vaiz verir, Bayat'ın bütün ileri gelenleri ve halkı, Hoca'nın kendilerine bırakılması için alay komutanına ricacı giderler. Komutan, Hoca'yı bırakmak istemezse de kadın erkek herkes, Alay'ın önüne geçerek, isteklerini gerçekleştirirler. Böylece Müderris Hacı Osman Elendi, Bayat'ta kalır ve bir medrese açar. Medresede yüzlerce öğrenci yetiştirir. Sonradan medreseyi, oğlu Rüştiye Hocası Hacı Hasan Etendi'ye, o da kendi oğlu Hafız Mehmet Efendi'ye bırakır.

Bu arada 19. yy'ın ikinci yarısında Bayat'ta iki ünlü hoca daha kendini gösterir.Birisi Hafız Ali Efendi, öteki Konya Bozkırı'ndan adı bir olaya karıştığı için Bayat'a gelmiş Hacı Ahmet Efendi'dir. Bu durumda iki ayrı medrese daha açılarak, Bayat'ın kültür ve  eğitim yaşamı oldukça gelişir. Ancak, Hacı Hasan Efendi ile Hacı Ali Efendi, Hacı Ahmet Efendi'nin kendi evini de öğrencilerine yaptırmasına karşı çıkarlar. Bu yüzden Hacı Hasan Efendi, medreseyi oğlu Hafız Mehmet Efendi'ye bırakıp Bolvadin, Eskişehir, Karacabey ve Ezine'de Rüştiye Öğretmenliği yapmak üzere Bayat'lan ayrılır.

Öte yandan. Hacı Osman Efendi'nin girişimleriyle 1834 yılında Mescit Camisi, Hacı Arap oğullarından Hacı Hüseyin Ağa'nın yardımlarıyla 1876'da tahta minareli Hacı Arap Camisi ve halkın ortak çabalarıyla da 1888'de Mezar Yakası Camisi yaptırılmıştır. Ayrıca, Ulu Cami (Çarşı Camisi) 1878 ve 1940 tarihlerinde iki kez, öteki camiler de 1953 yılında halkın girişimleriyle ayrı ayrı köklü birer onarım görmüşlerdir. Nahiyelik örgülü, 1906'da ilkin Han Köyü'ne verilmişken, tüm çevre köylerinin üst makamlara başvuruları üzerine 1907 yılında Bayat'a aktarılmıştır. İlk nahiye müdürü de Ali Efendi adında bir devlet görevlisidir. 1909 yılında belediye örgütü kurulmuş, başkanlığa da Seferoğlu Hüseyin Ağa seçilmiştir. Belediyenin bir yazman,bir de belediye çavuşu olmak üzere iki memurunun bulunduğu, ilk kasa mevcudunun da yedi lira bir kuruş on para olarak saptandığı eldeki kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bu tarihlerde Bayat'a ilçelik emri geldiği halde, kimi ağaların karşı çıkmalarından, ilçe örgütü Emirdağı'na taşınmıştır1987 yılında tekrar ilçelik unvanını almıştır.

afyonkarahisar-bayat3

TOPLUMSAL YAŞAM ve SANAT ÜRÜNLERİ

Bayatlar'ın yaşamlarında kent uygarlığı öğelerini de, göçerlerin sanat öğelerini de bir arada görmek olanaklıdır. Orla Asya kıızey kervan yolu üzerinde ve Aral gölünün kuzey-batısında kurulmuş olan,Barçın (ipek) kentinden birtakım anılar taşımaktadırlar. Bayat ilçesi'nin bir başka adı da Han Barçın'dır. Bu ada yanlışlıkla «Han-köyü-parçası»  karşılığı verilmeye çalışılmıştır.  Oysa Han Barçın;

1.İçinde büyük bir han (kervansaray) bulunan Barçın,

2.Oymak beyi Han olan Barçın,

3.Han soyundan gelen Barçın anlamlarına gelmektedir. Ayrıca Orta Asyadaki Pencikent duvar resimleriyle Uygur resimlerinin izlerini taşıyan resim ve süsleme-ler, eski Bayat evlerinin duvarlarında bulunuyordu.

Bayatlılar'in evleri taş vapı olup geçit alanı Azerbaycan ve kaynağı Orta Asya'dır. Bununla birlikte Orta Yayla sanat etkinliklerini de taşımaktadır. Atmaca ve Kartal totemine bağlılık her alanda belli bir özellik gösterir. Mezar taşları tümüyle Köktürk (Göktürk) yazıtlarının taşlarını andırır. Yapılarda tuğla yoktur. Eski hamamın kubbesi bile taş örtü idi. Ahşap hatıllı (taş konut mimarisi geleneği Dağistan, Azerbaycan ve Orta Asya'ya uzanır. Kasabanın kuruluşunda  Türkistan kökenli kent kuruluşuna uygun fiziksel düzensizlik vardır. İşlevsel nitelikleri daha baskın olan yapıların teknik ve kompozisyonlarında büyük bir bağdaşlık ve türdeşlik görülür. Son cemaat yerleri bulunan dört caminin de dış avluları ve eyvanları dar tutulmuştur. Camilerin iç avlularında kavak, söğüt, vişne ve iğde gibi ağaçlar yetiştirilme yoluna gidilmiştir. Kimi gömüt taşlarında gül ve kavak resimlerine yer verilmiştir. Gömütlüklerin kıyıları duvarlarla çevrilidir.

Bayat'ta taş oymacılığı üstün bir düzeye ulaşmıştır. Mermer,karataş ve kefeke taşı; duvar ve örtü dışında da bol bol kullanılmıştır. Değirmentaşı, merdiven basamakları, dibekler, vuvaktaşları, çeşme yalakları, gömüt taşları, eşik taşları, kapı ve pencere alınlıkları, köpek yallıkları, musalla taşları, hatıllar, oluklar, köşe taşları, kuyu bilezikleri (ağızları), yeldeğirmenleri, haşhaş sürtme taşları, ocak ve baca taşları, suluk (musluk) taşları, kayraklar, bileği taşları, ang (sınır) taşları, kav taşları, yazlık çadır taşları, kağnı, yalkı (iki tekerlekli araba), sabanlar için denge ve süs taşları bu türden yapısal ürünlerdir.

Germiyan Beyliği zamanında yapıldığı sanılan gerizlerin (su kemerleri) başlı basma bir inceleme konuşu olacak nitelikte değerleri vardır. Ancak, belediye başkanı iken bir husumet yüzünden Bayat hanının yıktırılarak, taşlarının okul yapısında kullandırılması, Abdurrahman Özel için bağışlanmaz bir tarihsel yanılgı olmuştur.

Bayat'ın mahallelere bölünmesi bir oymağa ve şeyhe bağlılık gösterir". Tepecik mahallesi ailelerini Baba İshak ayaklanması kırınımdan kaçıp kurtulabilenler oluşturur. Büyük mahallede oturanlar Musul ve Kerkük Bayatları'ndan olup kökenleri Aral'ın kuzeyinde kurulmuş Barçın kentine dek uzanır. Aşağı mahallede oturanlar Şam Bayatları ve Dulkadir Oğulları kolundandır. Nitekim soyadı yasasından ünce Aşağı Mahallede oturan ailelerin çoğu hep Dullkadir Oğullarından olarak anılırdı.

Ayrıca, eski Uygur dönemlerini anımsatan izlere de rastlıyoruz. «Tutuk» sözcüğü, Uygurlar'da «vali» »anlamına gelmekteydi. Bayattaki Tutuk Oğulları soyunun eski Uygurlar'a dek uzanan bir kökeni olsa gereklir. Çorum'un Bayat ilçesinden gelmiş olup Ankara'nın Solfasıl semtinde yerleşmiş bulunan bir bakkalın, Badaklar soyundan olduğu saptanmıştır. Bayat ilçesindeki Badaklar, Sökmen oğulları ve Savran oğulları ailelerinin bu yönden öteki Bayat kollarıyla yakın bağlantılar içinde bulundukları birçok kayıtlarla tanıtlanabilir.

Hacıarap Mahallesi, adını Hacıarap Camisinde yatan Şeyh Hatun'dan almıştır. Bayat   halkı  bugünkü bölgeye Anadolu Selçuklularınca Uç Türkleri olarak yerleştirilmişlerdir.  Nitekim çevrede birer yatır olarak korunan, düşmanla çarpışırken şehit olmuş savaşçı dervişler, özdeş görevi üstlenmiş kişiler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bayat belediye sınırları içersindeki şu dervişler tümüyle savaşçı dervişlerdir ve çoğunun başuçlarmdaki ağaçlar kesilmemiştir.  Çalca, Demirli, Eyerli, Beydağı, Hendi Baba,Kümbet, Çultacık, Çoraklık, Abdurrahman Gazi, Sarnıç, Alanlarla,Mekecik, Ahi Yusuf ve Kavak yatırları bu tip dervişlerdir. Haçlılarca yok edilip bugün yalnızca Selçuklu dönemi köy öreni olarak kalmış Ahalar Köyii, ahîlerce kurulmuş bir yerleşme yeridir. Bayat'ın batı ve güney-batısında yer alan Karacaahmet, Seydiler ve Işıklar  köyleri ise yerleşme sürecini tamamlamaya yükümlü, gezici Horasan Erenleri ve Türkmen Gazileri gibi dervişlerin kurdukları köylerdir.

Bayatlıların üç tip evleri vardır :

1.Turluk : Harçsız ve çamursuz kuru taşlarla örülmüş düz damlı ilkel ev, çoban evi,

2.Tek katlı ev : Üstü yuvalama, dizeme, poyra ve su geçirmez çorakla örtülü taştan yapılı ve duvarları kara sıvavla sıvanmış ev,

3.Hanay : İki ve daha çok katlı ev. içleri tahta siislemeli ve işlemeli, taşla örülmüş ev.

Bayatlı evlerinin fizik bölümleri genellikle şöyledir : Bordakapı (Anakapı, cümle kapışı), iç avlu, iç avluda ambar,kağnı-yalkı-araba ya da saban yeri, kümes, odunluk; dip bölümde ahır ve samanlık, üst katta sıra sıra ve sokağa bakan odalar, tuvalet, suluk (musluk), ara yerde kiler, ön bölümde sofa (havat, yazlık), kilerden bir koltuk kapısıyla geçilen bulgur, tahıl ve sebze kurutmada kullanılan ahır ya da samanlık damı, sofaya ve odalardan birine kurulmuş sekiler; odalarda yunak (gusulhane), dolaplar,yüklük, raflar, kaplık, ocak ve küçük araç – gereç kovmaya özgü çekçekler. Borda kapının önünde oldukça işlenmiş büyük binit va da dinlenme taşı bulunur. Sefer Oğullarının, Çeteci Arif Bey'in.Çakır- Atacanların, Ergünlerin ve Aksoyların evleriyle; Kabakçıların, Emir Oğullarının, Kör Ömerlerin, Öküzcülerin, Mülazımların, Kara Musaların, Tekkeşinlerin ve Uruf Oğullarının odaları tarihsel nitelik taşıyordu.

Eskiden alanlarda bulgur dibekleri, bir hafta boyunca hayvanlarıyla birlikte konuk ağırlanan köy, semt (mahalle) ve bey odaları vardı. Kamu görevlilerinin ağırlandığı köy odaları muhtarlar,bey odaları ağalar, semt ya da mahalle odalarını da o semtin aileleri sırayla ortak olarak işletirlerdi. Ekonomik zorunluluklar ve yeni teknikler dolayısıyla şimdi onlar tarihe karıştı. Yaz aylarında kitlesel olarak yaylaya çıkma geleneği de uzun vıllardır hoşlanmış durumdadır.

Demircilik sanatı ve tarım araçları yapımında Bayat   ilçesi öteden beri kendine yeterli bir düzeyde sayılır. Özellikle eski bir göçebe yaratımı olan dokumacılık alanında Bayat kadınları ve kızları, sanat değeri yüksek pek çok ürünler vermektedirler. Bu konudaki terimlerin zenginliği de dokuma sanatının epeyce uzun bir geçmişe sahip olduğunu belgelemekledir. Yaygılar: Alık (hayvan örtüşü), çul, pala, zili ve kilimden oluşur. Istarlar (ağır yaygılar) :Seccade, saçaklı (püsküllü lıalı) ve işlentili halıdır. Dokuma ürünlerinden olan günlük gereksinim araç ve gereçleri de şunlardır :

Tahıl kapları (denk, seklem, çuval, harar), heybe, torba, çorap, tutağaç, kaşıklık, iğnelik, ellik (eldiven), kazbaz (kız çocukları ve bayanlar için unluk), pala yastık, döşek, öğencek (kadın unluğu) ipağacı (dokuma tezgahı), kirkit, eriş, argaç, erpeden (bükülmemiş ip) vb

El dokuması yayla çadırlarının ise alaçığ, obaçadırı ve topçadır olmak üzere üç tipi vardır. Halı, kilim ve seccadelerin renk ve desen inceliği her yünden göz doyurucudur. Boya için eskiden kök boyalar kullanılırken son yıllarda kimyasal boyalar kullanılmaya başlanmıştır. Istarların desenleri daha çok geometriktir. Geçmişte Haliz Mehmet Hoca (ölümü : 1917) ile Afyonlu Mustafa Hoca (ölümü : 1919), hat (yazı) sanatında ve yazma kitap süslemeciliğinde epeyce ürünler vermişlerdir.

Süs araçları olarak, genç kız ve kadınlar kırklık (lakı), gümüş kemer, gümüş başlık ve göğüslük takarak gümüş işleme sanatının gelişimine de hizmet etmişlerdir.

Öteden beri tarihsel geçmişi yüksek olan Bayat ilçesinin Eskişehir-Afyon demiryolu açıldıktan sonra ulaşım değerini epeyce yitirmişse de, sonradan açılan Ankara – İzmir asfalt karayolu ile ilçeye yeniden bir canlılık sağlamıştır.

turkyo-wd caviar blue

 

WD Caviar Blue 3.5" SATA 3 320GB 7200rpm 16MB

No tags for this post.

Leave a Reply