Başka Dillere Tercüme

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Giriş

Türkiye'nin illeri

Genişlet | Daralt

Bumerang

Bumerang

Web Tasarım Kampanya

elazig-keban

TARİHİ

Keban barajının yapımı sırasında İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ tarafından yapılan kurtarma kazılarında elde edilen arkeolojik malzemeler Keban ve çevresinin tarihine önemli ölçüde ışık tutmuştur. Kazılarda çıkan malzemeler Elazığ Arkeoloji ve Etnografya müzesinde sergilenmektedir. Tarihi belgelerin ışığı altında Keban ve çevresinin tarihi ile ilgili olarak şu bilgileri verebiliriz.

Ele geçen malzemeden anlaşıldığı kadarıyla Keban ve çevresinde Kalkolitik çağa (M.Ö.5500-3500) ait yerleşmelerde görülen basit taş temelli , kerpiç duvarlı, düz damlı evlerden ve mezarlardan elde edilen zengin buluntulardan yöreye özgü bir kültürün varlığı ortaya çıkarılmış ve ayrıca bu bölgenin Kuzey Suriye, Mezopotamya, İran ve Orta Anadolu ve yakın ilişki içinde olduğu saptanmıştır. Bu çağın sonlarına ait Korucutepe’ deki mezarlarda bakır, kurşun ve gümüş gibi madenlerden yapılmış eşya ele geçirilmiştir.

İlk Tunç çağında (M.Ö.3500-2000) Keban baraj gölü alanı çok yoğun bir yerleşime sahne olmuştur. Bu çağın son evresine ait olan Norşuntepe’ deki saray, bölgenin mimari zenginliğini ortaya koymaktadır. Bu yerleşmelerde ayrıca insan yüzü betimlemelerini yansıtan kutsal ocaklar ortaya çıkarılmıştır. Değirmentepe, Taşkun mevkii, Pağnik, Kalaycık yerleşmelerinde de çağın sanatını yansıtan boya bezekli ya da kabartmalı çanak çömlekle, pişmiş topraktan, taştan ve kemikten aletler ele geçirilmiştir.

M.Ö. 2000 yıla tarihlenen Orta Tunç ve Son Tunç çağlarında Keban bölgesi Hititler’ in komşusu İşuvalılar’ ın egemenliğine girmiştir. Bu çağın büyük merkezleri kabul edilen Korucutepe ve Norşuntepe’de anıtsal surlar, yer altı geçitleri ve özellikle Hitit (Luvi) hiyeroglifi ile yazılı mühür ve mühür baskıları bulunmuştur. Asur ticaret kolonileri ve Hitit dönemleri çanak çömlek örneklerine Tepecik’ te de rastlanmıştır.

M.Ö.1000 yılda başlayan Demir çağında Keban yöresinin Urartu krallığının sınırları içerisinde bulunduğu , Norşuntepe, Değirmentepe, Haraba gibi merkezlerde yapılan kazılardan ve Palu yazıtından saptanmıştır. Ayrıca Norşuntepe’ de kuyu tipi bir mezarda bulunan at iskeletlerinden bölgenin İskit akınlarına uğradığı da anlaşılmıştır.

Pağnik, Kalecik, Kalaycık, Kilisedüzü, Aşvan, Taşkunkale ve Haraba’ da, Keban’ın Hellenistik dönemde yoğun olarak iskan edildiğini gösteren buluntular çıkarılmıştır. Bu merkezlerde eski adı Arsamosata olan Haraba ve yuvarlak burçlu suruyla Pağnik dikkat çekicidir.

Keban baraj gölü alanındaki Bizans kalıntılarının üstünde M.S. 11-13. Yüzyıllarda yoğun bir Selçuklu yerleşiminin varlığı saptanmıştır. Bu dönem kalıntıları Haraba, Tepecik, Taşkunkale, Aşvan Han İbrahim Şah, Kalaycık ve Kalecek’ te bulunmuştur. Taşkunkale ve Kalaycık’ taki İlhanlı yapıt ve sikkeleriyle Kalaycıktaki Artukoğulları sikkeleri kalıntıların tarihlenmesine yardımcı olmuştur.

TÜRK HAKİMİYETİNDEN SONRA  KEBAN

Bölgede ilk Türk hakimiyeti Selçuklular devrinde başlar. Selçuklu komutanlarından Çağrı Bey, 1017 yılında 3.000 kişilik ordusu ile birlikte Ağın üzerinden gelerek bölgeye girmiş, daha sonra Türk akınlarının geçiş yerleri bu topraklardan olmuştur. 1070’den sonra Keban, Çubukoğulları, Artuklular, Anadolu Selçukluları, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular ve Safeviler’ in idaresine girmiştir.

Osmanlı öncesi Türk hakimiyetinde Keban hakkında fazla bilgiye sahip değiliz. Ancak Keban’ın da Harput ve havalisinde meydana gelen siyasi gelişmelerin dışında kalmadığını tahmin ediyoruz.

Harput ve havalisi Yavuz Sultan Selim’ in Şah İsmail’e karşı yaptığı Çaldıran savaşından sonra(l5l5) Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Yavuz Sultan Selim savaş dönüşü Doğu Anadolu’nun fethinin tamamlanması için Bıyıklı Mehmet Paşayı görevlendirmiştir. Bölgede Osmanlı hakimiyetinin tesisinde müverrih İdris-i Bitlisi’nin de çok büyük rolü olmuştur. 1515 yılında Karaman Beylerbeyi Hüsrev Paşa kumandasında büyük bir ordu harekete geçerek Harput ve havalisini fethettikten sonra Diyarbakır tarafına yönelmiştir. Osmanlı hakimiyeti döneminde Keban genellikle madencilik faaliyetleri ile gündeme gelmiştir.

elazig-keban1

İLÇENİN COĞRAFİ KONUMU

Keban, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde yer alan küçük bir ilçedir. Doğuda Elazığ, batıda Arapgir, kuzeyde Çemişgezek, kuzeybatıda Ağın, güneyde ise Baskil ile çevrili olup yüzölçümü 543 km. karedir.

Keban ince uzun bir şerit halinde küçük bir suyun kenarında ve dağların arasına yerleşmiştir. İlçe merkezi doğudan batıya doğru uzanan Bezirgan deresi, Nallı Ziyaret tepesi, Bendin Taşı ve Seftil tepesi arasında sıkışmış bir vadidedir. Bu vadi 2.5 km. kadar uzanır ve meyve bahçeleri ile kaplıdır. Deniz seviyesinden yüksekliği 780 m.dir. Fırat nehri ise ilçeyi adeta kıskaca almıştır. Keban Bulunduğu mevki olarak Keban ilçesi 3. derece deprem bölgesindedir.

Keban ve çevresi esas itibariyle dağlık bir bölgedir. Özellikle Kurşunkaya, Çevrekaya, Kuşçu, Bahçeli köylerinin bulunduğu kısımlar çok engebelidir. Keban’ın sarp dağların arasına yerleşmesinin en önemli nedeni yörenin maden yatakları bakımından zengin oluşudur.

Keban barajının yapımı ve burada meydana gelen büyük göl, ilçenin ikliminde fark edilir derecede bir sıcaklık değişikliği meydana getirmiştir. Tamamen karasal iklimin yani yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçen mevsim şartlarının zamanla değişmesi sonucunda ilçede bugün deniz iklimine yakın bir iklim görülmektedir.

Kış mevsiminde yağan karlar artık fazla yerde kalmamakta ve kısa zamanda erimektedir. Daha çok ilk bahar ve sonbahar mevsiminde yağış alır. En Sıcak gün yaklaşık 47 Co iken ilçede en çok kar kalınlığı 25 cm ve yerde kalış süresi de 60 gündür.

Keban’ın yıllık ortalama sıcaklık durumu 13 derecedir. En soğuk ay –1,5 derece ile Ocak, en sıcak ay ise 27.2 derece ile Temmuz’ dur. Mevsimlik ortalamalara göre sonbahar, ilkbahardan daha sıcak geçmektedir.

Keban ve çevresi yıl içerisinde bir hava kütlesinin etkisinde değil özellikle kuzeydoğu ve güneybatı yönlü birkaç çeşit hava kütlesinin etkisi altında kalmaktadır.

Yağış durumu göz önüne alındığında Nisan ayı en yağışlı ay olarak karşımıza çıkmaktadır.

TOPRAK VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

Keban, dik meyilde orta derin, orta erozyonlu bir toprak yapısına sahiptir. Toprak derinliği, taşlık, eğim yönünden çok şiddetli tahditlere sahiptir. Özel birkaç bitki cinsi için uygun sürümle tarım yapılabilir. Keban’ın toprağı kullanımı dikkat isteyen bir bağ, bahçe arazisidir. Tarla işlenmesini güçleştiren parçalı topografya, eğim, su ve rüzgar erozyonu vardır. Genelde mera arazisi olarak kullanılır.

Keban’ın etrafını çevreleyen dağlar genellikle çorak, toprak derinliği olmayan zeminler olduğundan buralarda herhangi bir bitki örtüsü bulunmamaktadır. Ancak barajın doğusundaki tepelerde ağaçlandırma çalışmalarına yeni başlanmış olup, burada çam yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Yerleşmenin Fırat’a yakın bölümlerinde ve Kocaçay kenarlarında meyve ağaçları mevcuttur(Ayva, ceviz, dut, elma).

Bazı kaynaklara göre Keban’da mevcut olan bitki örtüsünün (Orman) büyük bölümü maden işletmeciliği sırasında yok edilmiştir.

HALKOYUNLARI

Geniş bir folklör kültürü olan Elazığ' da Keban'a has halk oyunu "SİMSİMİ" denen oyundur.  Genelde düğün evinde gençler tarafından oynanan bu oyunda amaç olarak birlik, dayanışma, bağışlama, dostluk ver mertlik duyguları yansıtılmaya çalışılır.Gençlerin bir daire şeklinde sizilip başladıkları oyunda önce bir genç dairenin ortasında ellerini arkasına bağlayarak  dolaşır. dairenin içinden bir genç dairenin ortasına girer ve diğerine sol eliyle hafifçe vurmak kaydıyla dairenin içerisine gönderir. Bu şekilde de oyun sürekli hale gelir.

elazig-keban2

YÖRESEL TERİMLER – TÜRKÜLER

Her ilde olduğu gibi Elazığ da da Keban da yöresel terimler, maniler vardır. Keban ilçesinin kendine has bir mani ve türküsü bulunmamaktadır. Ancak Elazığ ili genelinde geçen terimler ve maniler burda da geçerlidir. Bunlara bir kaç örnek verecek olursak

HİKAYELER

Pirhasan Zerraki Hazretleri

Erzurum yöresinde aşiretler arasında çeşitli kavgalar nedeniyle yöresinde "şıh" olarak tanınan Pri Hasan Zerraki hazretleri kavgadan kaçarak öncelikle Erzurum – Gümüşhane arasındaki bölgelere kaçmıştır. Daha sonra burdan Halep' e ve oradan da Siverek yörelerine geçen Zerraki Hazretleri en son Keban yöresine gelmiş ve yerleşmişlerdir. Bu zat ölünce mezarı bir ziyaret gibi kullanılmış ve onun yaşadığı yöreye ismini çağrıştırır şekilde "ZIRKI" adı verilmiştir. Bu yöre şu an GÖKBELEN ismindeki köyümüzdür. Bu olaylardan sonra o şahsın ismini yaşatmak isteyen Keban halkı çocuklarına Pirhasan ismini vermişlerdir.

Taşkesen Köyü

Rivayetlere göre keban ilçesi civarında 9-10 tane zorba yaşarmış ve bu zorbalar çevre köylerden haraç toplar ve onlara zulüm ederlermiş. Bu zorbalar topladıkları tahıl ürünlerini öğütmek istemişler fakat bunları öğütecek bir değirmen bulamamışlar. Yine halka yaptıkları baskı sonucunda bir değirmen yapmışlardır. Fakat değirmenin taşını yapacak birkaç usta bulamamışlar. Bulamayınca sinirlenen zorbalar köylere gidip taşı yaptırmayı deniyor ama halk yapamayınca öldürüyorlarmış. Zorbalar bir gün "Mişelli" diye tabir edilen köye gelirler ve bu köyde de taşı yapacak bi kaç kişi bulurlar Bu Şahıslar yapılan zulme ve zorbalığa karşın taşı yapmayı ve kesmeyi başarırlar. Bunun üzerine zorbalar o şahısları serbest bırakmışlar. Bu olaydan sonra o köyün adı "TAŞKESEN" olarak kalmıştır.

EFSANELER

Gelin Yolu Efsanesi

Çok eski yıllarda Piran köyü civarında ermeniler de bulunmaktaymış. Ermeniler ile Türkler birbirlerini görünce aralarında kavgalar çıkmaya başlar ve her iki taraftan da ölenler olurmuş. Bir gün Piran köyünde düğün olmuş ve üç gün, üç gece düğün ve eğlence sürmüştür. Eğlenceden sonra gelini ata bindirmişler, süslemişler ve büyük bir kalabalıkla oğlan evine doğru yola çıkmışlar. Belli bir mesafe katedince bir ermeni gurubuyla karşılaşmışlar, fakat ermeni gurubu daha kalabalıkmış ve aralarında kavga başlamış Ermeniler gelin hariç herkesi öldürmüşler, olayı gören gelin atıyla kaçmaya başlamış. Ermenilerde peşinden yetişmeye çalışmışlar. Gelin ermenilerin kendine yaklaştığını görünce atını sarp dağlara doğru sürmüş. Gelinin atı sanki düz yoldaymış gibi rahatça giderken ermeniler zorlanmaya başlamışlar. Sanki bir kapı açılmış ve gelin o kapıdan kaybolmuştur. Ermeniler ise kayalardan aşağı düşmüş ve bir kısmı taşlara çarparak, bazıları ise akan dereye düşüp boğularak ölmüşlerdir.

Elazığ – Keban yolu üzerinde bulunan bu dağların kıyısından giderken dikkatle bakılırsa gelinin atının geçtiği yerler çimle donanmış ve dağın zirvesine doğru çıkmıştır. Bu çimler yazın veya kışın kesinlikle kurumamaktadır.

Nallı Ziyaret Efsanesi

Üzerinde herhangi bir türbe veya mezar bulunmayan ziyaret Kebanda bulunmaktadır. Yöre halkının inancına göre Hz. Ali buradan geçerken seftili dağından sıçrayan atının bir ayağı bu tepeye vurmuş ve bu geçit sırasında atının ayak izi bu kayada kalmıştır. Bu şekilde at nalının izinden dolayı bu kaya ya Nallı Ziyaret adı verilmiştir.

Taş Olan Kadın Efsanesi

Keban ilçesinin ikinci bir efsanesi de Taş olan kadın efsanesidir Söylemlere göre Bundan çok zaman önce Keban'ın güneyinden geçen çayda bahar ile beraber karların erimesi ve yağan yağmurlar nedeniyle seller akmaktadır ve bu sellerden insanların geçmesi mümkün olmamaktadır. Yine böyle bir zamanda kucağında çocuğu ile birlikte hayvanlarını karşıya geçirmek isteyen bir kadın çayın kenarına gelir ve çayın halini görünce Allah' a yalvararak " Yarabbi bize acı ve merhamet et. Bana acımıyorsan yavruma acı. Bu seli durdur. Eğer sel durursa ve karşıya geçersem hamile koyunlardan birini kesip senin için kurban edeceğim" der. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra seller durmuş ve kadın çocuğu ve koyunlarıyla karşıya geçmiştir. Kadın Allah'a verdiği sözü hatırlar ve " Allah'ım eğer suları durdurursan sana bir kurban keseceğim demiştim. İşte sana kurban" der ve saçında bulduğu biti yakalayıp, iki parmağının arasında ezer ve yoluna devam eder. İşte o esnada Allah'ın gazabı gelir ve kadın taş kesilir. Heykele yakından bakıldığında sırtında bir bebekle bir kadın heykelini anımsatan bir kaya görülmektedir

elazig-keban4

KEBAN DA KÜLTÜREL FAALİYETLER

Keban ilçesi gerek coğrafi konumu ve gerekse de geçmişten aldığı kültür mirasını değerlendirme bazında çok avantajlı bir konuma sahiptir. İlçede kaymakamlık makamınca açılan kilim ve el sanatları kursları ile birlikte bu kültür iyice yayılmıştır. Keban'da evde oturan kızları hem bir beceri sahibi kılıp hem de onlara bir maddi yardımla destek çıkma amacı güdülerek başlatılan çalışmalar sonucu verim artmış ve ilçe halkına çok değişik imkanlar sunulmuştur.

Keban'da ikinci en önemli kültürel etkinlik ise Keban ın yetiştirdiği ressam Abdullah BULUT un çalışmalarıdır. 1956 yılında Keban'da doğan Bulut küçük yaşlardan beri bu sanata meyilli olan BULUT yaptığı çalışmalar ile göz doldurmaktadır. Birçok sergi ve çalışmalara imza atan BULUT geçtiğimiz yıllarda Dünyanın en küçük Sanat Galerisini açarak bir ilke de imza atmıştır. Bir çok müzede ve sanat koleksiyoncularında da eserleri bulunmaktadır. Kültür Bakanlığı'na kayıtlıdır. Türkiye'nin en büyük kaya haritasına da imza atan Bulut halen çalışmalarına ilçemizdeki atölyesinde devam etmektedir.

İLÇE MİLLİ EĞİTİM-OKUL ÖNCESİ-İLKÖĞRETİM-ORTAÖĞRETİM-TAŞIMALI İLKÖĞRETİM-ÖZEL ÖĞRETİM-HALK EĞİTİMİ

İlçemiz Milli Eğitim Müdürlüğü Hükümet binası içerisinde 4 odalı yerde hizmet vermektedir. Müdürlüğümüzün kadrosunda 1 Müdür,1 Şube Müdürü, 3 Şef, 1 memur, 1 Teknisyen ve 3 hizmetli personel bulunmaktadır. 1 hizmetli Kız Meslek Lisesinde 1 hizmetli de Öğretmenevinde geçici olarak görevlendirilmiştir.

İlçemizde Çok Programlı Lisesi bünyesinde Genel Lise, İmam-Hatip Lisesi ve Endüstri Meslek Lisesi Elektrik/Elektronik Teknolojileri ve Bilişim Teknolojileri Bölümü yer almaktadır.

Kız Meslek Lisesi bünyesinde de Giyim Üretim Teknolojisi, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi,Yiyecek İçecek Hizmetleri bölümleri bulunmaktadır.

Beş İlköğretim Okulu bulunmaktadır. Bunlardan bir İlköğretim Okulu Akçatepe köyünde hizmet vermekte olup, dört İlköğretim Okulu ilçe merkezinde yer almaktadır.

Merkez Baraj,Fevzi Çakmak,Musa Coşkun İlköğretim Okullarımızda ve Kız Meslek Lisesi bünyesinde Anasınıfı açılmıştır. 2009 – 2010 eğitim öğretim yılında ilçemizde 4 anasınıfı Şubesi olup,96 Öğrencisi bulunmaktadır.

İlçemiz Taşımalı İlköğretim Uygulaması kapsamında yer alan Dürümlü, Pınarlar, Denizli, Kopuzlu ve Bayındır köylerinden 2009-2010 öğretim yılında 27 öğrenci ilçe merkezindeki Musa Coşkun İlköğretim Okuluna taşınmaktadır. Bu öğrencilerimizin öğlen yemekleri İlçemiz Aş evinde verilmektedir.

Tüm İlköğretim Okullarımızda Bilgisayar Teknoloji sınıfı bulunmaktadır. Derslik başına düşen öğrenci sayısı 24’ tür.

Ayrıca ilçemizde bir Özel Kız Öğrenci Yurdu, Bir Erkek Öğrenci Yurdu faaliyet göstermektedir.

Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğümüzde İlçe Merkezinde 3, Köyde 1 toplam 4 birinci kademe Okuma – Yazma, 1 Makine – Nakışı, 1 El Nakışı, 1 Bilgisayar ve 1 Folklor kursu açılmıştır

 

ARAÇ-MAKİNE VE TECHİZAT DURUMU

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzde hizmet aracı bulunmamaktadır. Sadece Kız Meslek Lisemizin yatılı olması sebebiyle, hizmet aracı olarak bir minibüs bulunmaktadır.

Kız Meslek Lisemizde Giyim Üretim Teknolojisi atölyesinde dikiş makineleri, Çok Programlı Lisemizde Fen Kimya Laboratuar araçları yeterli sayıda olup, Çok Programlı Lisesi Bilişim Teknolojileri laboratuarı sınıfında ise Bilgisayarlar yeterli değildir.

2009 YILINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR

İlçemiz Kız Meslek Lisesi ve Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünün ve Çok Programlı Lisesinin küçük onarım işleri yapılmıştır.

İHTİYAÇ VE SORUNLAR

Atatürk İlköğretim okulu, Musa Coşkun İlköğretim Okulu ve Fevzi Çakmak İlköğretim Okulunda yangın merdivenin yapılması, Fevzi Çakmak İlköğretim Okuluna 3 ek derslik yapılması, Baraj İlköğretim Okulunun kapı, pencereleri pen yapılması, ve kapalı spor salonunun taban döşemesinin yapılmasına, Kız Meslek Lisesi minibüsünün modelinin düşük olduğundan sık sık arıza yaptığı bu nedenle yeni bir minibüse ihtiyaç duyulmaktadır.Musa Coşkun İlköğretim Okulunun ısıtılması 2 Kalorifer kazanı ile yapıldığı ancak yakıt tüketimi fazla olduğundan tek kalorifer kazanına dönüştürülmesi gerekmektedir.

ÖNERİLER

2010 yılında okul öncesi öğrenci sayısının artırılması ve Okuma-Yazma bilmeyenlerin kurslara katılımının teşviki için ekonomik yardımların yapılmasında yarar görülmektedir.

elazig-keban5

NÜFUS

Osmanlılar döneminde tutulan tahrir defterleri bize tam olarak sağlıklı nüfus bilgileri verememektedir. Zira bu defterler daha ziyade vergi tespiti için tutulan defterlerdir. Ancak bu defterlere bakılarak tahmini rakamlar çıkarılabilir. Osmanlı devletinin son dönemlerinde tutulan salnameler ise bu konuda daha sağlıklı ve net bilgiler içermektedir. Bu salnamelere dayanarak aşağıdaki tabloları çıkarmamız mümkündür:

Osmanlı imparatorluğunda ilk nüfus sayımı her ne kadar 1831 yılında II. Mahmut zamanında yapılmışsa da bu sayım bize sağlıklı rakamlar vermekten uzaktır. Zira bu sayımda sadece erkek nüfus sayılmıştır. Ülkemizde ilk esaslı nüfus sayımı Cumhuriyet döneminde 28 Ekim 1927’de yapılmıştır. Bu tarihten sonra 1935’te başlamak üzere her 5 yılda bir yapılan sayımlar bunu takip etmiştir. Cumhuriyetimizin 75. Kuruluş Yıldönümü’ nü idrak ettiğimiz şu günlerde Keban’ın tarihi seyir içerisinde nüfusunu aşağıdaki şekilde takip etmemiz mümkün;

Keban’ın nüfusu barajın yapımı sırasında 15.000 – 20.000 kişi omuşsa da nüfus artışının doğurduğu talebin Elazığ tarafından karşılanması bu durumun geçici olmasına neden olmuştur. Keban barajının yapımı tamamlandıktan sonra Keban’daki canlılık her geçen gün azalmıştır. Maden ocaklarının durumu da Keban’ın nüfusunu çok etkilemiştir. Zira maden ocaklarının çalıştığı dönemlerde 3000 hanelik ilçede yaklaşık olarak 19050 kişilik bir nüfusun bulunduğu Şemsettin Sami tarafından kaydedilmektedir.

Günümüzde de Keban ilçe merkezinde nüfusun büyük bir kısmı işçi, memur ve emekli ailelerinden oluşmaktadır. Çocuk nüfusu da hayli yüksektir. Köy nüfusu değişiklik gösterir. Özellikle Pınarlar, Bayındır ve dağ kesimindeki yerler sürekli nüfus kaybeden yerleşim yerleridir.

1999 yılı genel nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusunun 6.577 kişidir. Köylerle birlikte toplam nüfus 9.210 kişidir. İlçe merkezi 4 mahalleden oluşmaktadır.

İlçe merkezinde nüfusun büyük bir kısmı işçi ve memurlarla onların aileleri oluşturmaktadır. Çocuk nüfus oranı hayli yüksektir.

Köy nüfusu değişiklik gösterir. Özellikle Pınarlar, Bayındır ve dağ kesimindeki köyler sürekli nüfus kaybeden yerleşim birimleridir. Pınarlar, Bayındır ve Denizli köyleri özellikle İstanbul’ da iş hayatını sürdürmektedirler.

Tüm köylerimizin dini İslam olup, azınlık nüfusa rastlanmamaktadır. Ancak mezhep farklılığı vardır. Nüfusun büyük bir kısmı kürtçeyi anlamakta özellikle yaşlı nüfus dışında günlük kullanımda pek rağbet edilmemektedir.

turkyo-adobe-

 

Adobe FB Standard for PHP Ver. 4.5 Multiple Platforms International English DVD Set

No tags for this post.

Leave a Reply