Başka Dillere Tercüme

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Giriş

Türkiye'nin illeri

Genişlet | Daralt

Bumerang

Bumerang

Web Tasarım Kampanya

 

bitlis-adilcevaz

ADİLCEVAZ İSMİNİN TARİHİ SÜRECİ

Tarihi kaynaklarda birkaç farklı yorumla karşılaşmaktayız. Bunlar; İnönü Ansiklopedisinin Adilcevaz maddesine göre İlçenin eski ismi Arcige’dir.Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait 893 tarihli 1989 numaralı vakfiyenin 80. ve 454. sayfalarında, bu bölgede Zatu’l- Cevaz ( Cevizler Vadisi ) isminde bir İslam beldesinin olduğundan bahsedilmektedir. Ayrıca yine aynı vakfiyede Zatu’l- Cevaz beldesinde Yakup Han isminde halkın üzerinde hakim, Tanrının düşmanlığını tenkil ve evliyasına yardım eden bir “ İmam-ı Adil ”den bahsedilmektedir ki, bu kişinin halkın hikaye haline getirip anlattığı “Adil İmam yada Adil Kadı ” olması mümkündür.

1315 tarihli Van Salnamesinde, baştan başa ceviz ağaçlarıyla dolu olup, adeta bir ormanı andıran bu bölgeye geçmişte, “ Cevizler Vadisi ” anlamına gelen “ Vad-il Cavz” isminin verildiğinden bahsedilmektedir.[Adilcevaz’ın isminin kaynağına dair, buraya kadar verdiğimiz tüm bilgiler içerisinde “ Vad-il Cavz ”yada “Zat-el Cavz ” kelimelerinin olma ihtimali daha kuvvetlidir.

OSMANLI DÖNEMINDE İDARİ YAPI

Osmanlı İmparatorluğunda uzun süre Adilcevaz Sancağı olarak karşımıza çıkan bu bölge; Adilcevaz, Ahlat ve Sarısu nahiyelerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Şunu da önemle belirtelim ki, Ahlat bazen Bitlis Sancağına, Sarısu da bazen Erciş Sancağına bağlanmıştır.

Elimize geçen en eski tarihi belgeler bizleri 1540’lı yıllara kadar götürmektedir. 1540 tarihli Tapu Tahrir defterlerine baktığımızda, Van Beylerbeyliğine tabii Adilcevaz Sancağına bağlı nahiyeler, Adilcevaz ve Sarısu’dur. 1556 tarihinde ise Adilcevaz Sancağına; Adilcevaz, Ahlat ve Sarısu nahiyeleri bağlı olarak görülmektedir.

1534 yılında Van’ın fethedilmesi ve bir beylerbeylik olarak teşkilâtlandırılması kalıcı olmamıştır 1540 yılında yapılan tahrirde Adilcevaz Sancağı, Adilcevaz ve Sarısu nahiyelerinden oluşan bir sancak olup, Ahlat, Bitlis sancağına bağlı bir nahiyedir.. Bundan dolayı 1548 yılına kadar Adilcevaz Sancağı, Diyarbakır Beylerbeyliğine bağlı bir sancak olarak taksimatta yer almıştır.

1548 yılında Van’ın ikinci kez fethinden sonra Van Beylerbeyliği kurulmuştur. Van Beylerbeyliğinin kurulmasından sonra, daha önceleri Diyarbakır Beylerbeyliğine bağlı olan Adilcevaz ve Bitlis, Van Beylerbeyliğine bağlı birer sancak olarak idari taksimatta yer almış ve bu statüde devam etmişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin hakimiyetine girmesinden, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar ki yaklaşık 400 senelik dönem içerisinde Adilcevaz, çoğu zaman Van Beylerbeyliğine bağlı bir sancak olarak varlığını devam ettirmiştir.

TARİHİ GELİŞİMİ

Adilcevaz’ın tarihi Kalkolitik (taş-bakır devri)döneme kadar uzanmaktadır. Bu dönem M.Ö. 6000 –M.Ö 2500 yıllarını kapsar.Bu dönemin hemen ardından Adilcevaz da görülen ilk tarihi kavim Hurriler dir. Hurriler Anadolu’ya Kafkasya dan gelip yerleşmişlerdir. Hurrilerin bu bölgede bulundukları dönem Tunç devri dir. (M.Ö 2500-M.Ö 1200) Bu dönemde bölgeye Hatti denilmektedir. Tunç devrinin sonlarına doğru Hatti denilen coğrafyada Hitit kabileleri Mitanni Krallığını kurarlar. (M.Ö 1700) Bu sıralar Mezopotamya da Asurlular hüküm sürmekte ve bölge ile yakından ilgilenmektedirler. Asurlular bu dönemde Anadolu da ticaret kolonileri kurmuşlar ve çivi yazısını da Anadoluya getirip tanıtmışlardır. Böylece Anadolu da tarih öncesi devirler biter , Tarihi Devirler başlar.

M.Ö XIII.yy da bölgede Uruatri-Nairi  konfederasyonları dönemi görülür.Bu dönemin sonunda Van gölü nün çevresinde Urartu Devleti kurulur.(M.Ö 831) Urartu Devleti bölgeyi  Asur istilasından kurtarır.Adilcevaz’ın 6 km kuzeyinde 2270 m yüksekliğindeki Kef kalesi , Urartulardan günümüze kadar gelen en önemli eserlerden biridir.Urartu hakimiyeti  M.Ö 612 ye kadar sürmüştür.Daha sonra bölgeye sırasıyla, önce Kafkasya’dan gelen İskit Türkleri , arkasından da İran dan gelen  Medler  ve Persler hakim olur.Pers imparatorluğunun hakimiyeti M.Ö 555 den  M.Ö 331 e kadar devam eder. Bu sırada Makedonya da  tarihin en büyük devletlerinden birini kuran büyük İskender Doğu seferine çıkar ve bütün Anadolu ile birlikte Adilcevaz dan da Persleri çıkartıp atar.Hızını alamayan büyük İskender , İran ve Hindistan da da  Persleri mağlup edip Pers İmparatorluğunu tarihin  tozlu raflarına gömer.Büyük İskender in ölümü üzerine bölge onun komutanlarından Selevkos a kalır. Selevkos un kurduğu kendi adıyla anılan krallık , bölgeye M.Ö 64 yılına kadar hakim olur.Büyük İskender ile başlayıp Selevkoslar Krallığının yıkılmasına kadarki geçen döneme Hellenistik Dönem denir. Helenistik dönem yine Avrupa da kurulmuş olan  bir başka ihtişamlı güç roma imparatorluğu tarafından sona erer. Roma imparatorluğu kavimler göçü sonucu ikiye parçalanmasına kadar, Anadolu’yla birlikte Adilcevaz a da  hakim olur. Roma İmparatorluğunun hakimiyetinin ilk yıllarında Kafkasya da kurulan  Part imparatorluğu ile bölgede büyük bir mücadeleye girer.Bu mücadele M.Ö 64 ten M.Ö 33 yılına kadar devam eder.M.Ö 33 yılında hakimiyet tamamen Roma İmparatorluğuna geçer.Yukarıda belirttiğimiz gibi  Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra bölgeye Doğu Roma (Bizans ) İmparatorluğu hakim olur.(395) Bizans ın bölgeye tam hakimiyeti  640 yılına kadar devam eder. Bundan sonra bölgede hakimiyet Bizans ile Müslüman Araplar arasında el değiştirir.

Bölgeye Müslüman orduları ilk defa Hz. Ömer’in halifeliği döneminde ayak basarlar. Halife’nin komutanı İyaz bin Gamen Adilcevaz ve Ahlat’ı Bizans’ın elinden alır.(640) Daha sonra Emevi sultanı Hz. Muaviye İstanbul’u kuşatmaya giderken geçici bir süre Adilcevaz ve Ahlat’a hakim olur. (675) Müslüman orduların bölgeye ilgisi Abbasiler döneminde artar. Abbasi ordusundaki Türk komutanlar Doğu, Güney Doğu ve Akdeniz bölgelerini Bizans’tan alıp Bizansla Abbasiler arasında Avasım (sınır kentler) kurarlar.(800) Abbasilerin bu hakimiyeti 935 yılına kadar devam eder.Bu tarihten sonra bölge tekrar Bizans’ın hakimiyetine geçer.Çünkü Abbasiler siyasi güçlerini kaybetmişlerdir

Müslüman Türklerin bölgeye ilgisi Büyük Selçuklu devleti döneminde başlar. Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul bey ın kardeşi olan Çağrı bey  Doğu Anadolu ya seferler düzenler.(1018) Bu sırada bölge Bizans hakimiyetindeki Mervanoğullarının ve Vaspurakan Ermeni prensliğinin sınırı durumundadır. Çağrı bey yaptığı seferlerle Van Gölünün çevresine uzun süre hakim olur. Bölgenin tam olarak Türklerin eline geçişi   26 Ağustos 1071 tarihindeki Malazgirt meydan savaşından sonra olur. Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan ve Türklere Anadolu nun kapılarını açan savaş, Adilcevaz-Ahlat-Malazgirt üçgeninde meydana gelmiştir.Daha sonra Büyük Selçuklu komutanlarından Emir Sökmen bölgeyi Mervanoğulları yönetiminden devralır. 1077 de kurulan Anadolu Selçuklu Devletine bağlı Sökmenliler Adilcevaz-Ahlat ve Malazgirt e  1100 yılından 1207 yılına kadar hakim olur.

Daha sonra bölge bir süre Harzemşah ların arkasından da Yassı Çemen savaşından sonra Anadolu Selçuklu Devletinin eline geçer.(1230) Fakat bu durum uzun sürmez.Çünkü 1243 tarihli Kösedağ Savaşı ile Moğollar bölgeye ve tabi ki Anadolu ya girerler. Bu sırada Adilcevazın yerli halkının önemli bir kısmını kılıçtan geçirmiş, büyük bir kısmı da göç etmek zorunda bırakılmıştır. Moğol İmparatorluğunun parçalanmasıyla İranda kurulan Moğol Devletlerinden biri olan İlhanlı Devleti bölgeye kısa bir süre hakim oldu.Daha sonra Irakta kurulan bir Türkmen Devleti olan Irak Celayirli Devleti 1336 dan 1380 e kadar bölgeyi eline geçirir.Akabinde Adilcevaz ın imarına önemli bir katkı sağlayan Karakoyunlu Devleti Adilcevazdan ve bölgeden Celayirli Devletini çıkarır ve bölgeye hakim olur.Karakoyunlu Devletinin merkezi Erciş olduğu için bu dönemde Adilcevaz da da önemli gelişmeler olur.Karakoyunlu hükümdarı cihan şah Adilcevaz kalesini de büyük bir onarımdan geçirir.Karakoyunlu hakimiyeti1468 e kadar devam eder.Karakoyunlu Devletini ortadan kaldıran Akkoyunlu Devleti bölgeye 1502 ye kadar hakim olur.Akkoyunluların da Adilcevaz ın imarına katkıları büyüktür.

Görüldüğü gibi bölgede istikrar bir türlü sağlanamamaktadır. Çünkü Akkoyunlu Devletinin yıkılmasından sonra bu defada bölge Safavi Devletinin eline geçer.safavi Devleti de bölgede istikrar sağlayamaz.

Tarihin en ihtişamlı güçlerinden biri olan Osmanlı Devleti Yavuz Sultan Selim in önderliğinde ,Çaldıran Savaşında Safavi Devletini mağlup ederek bölgeyi kısa bir süre ele geçirir. Bu tarihten sonra bölge Osmanlı Devletiyle Safavi Devleti arasında el değiştirir.Sonunda 29 Mayıs 1555 Tarihli Amasya antlaşmasıyla Adilcevaz kesin olarak Osmanlı Devletinin eline geçer.Safavi Devletiyle imzalanan bu Antlaşmadan sonra Osmanlı Devleti bölgeyi tam bir istikrara kavuşturur.

Bu istikrar 1. Dünya savaşına kadar devam eder. Osmanlı devleti hiç gereği yokken savaşa girer ,Rus çarlığına karşı açılan Kafkasya Cephesindeki savaşı kaybeder.(Aralık 1914) Osmanlı ordularının mağlubiyetinden sonra Ruslar Ermenilerin yardımıyla Doğu Anadolu’yu işgale başlarlar. Adilcevaz ın işgallide 23 Mayıs 1915 de gerçekleşir. Bu sıraDA Adilcevaz ın Müslüman halkı hem Rus işgalinden hem de Ermeni zulmünden kurtulmak için Diyarbakır, Mardin, Urfa, Maraş ve Antep e göç ederler.Osmanlı hükümeti bölgedeki Ermeni zulmünü önlemek için 14 Mayıs 1915 de Tehcir kanununu çıkarır. Ermenilerin Doğu Anadolu dan alınıp bir başka Osmanlı toprağı olan Suriye ye yerleştirilmesini amaçlayan tehcir kanunu ile Ermenilerin çoğunluğu Suriye ye göç ettirilir. Adilcevaz ve bölge Rus işgali ve Ermeni zulmünden tam olarak 1917 deki Rusya da meydana gelen Bolşevik ihtilalinden sonra kurtulur. Bolşevik ihtilalinden sonra Rusya ile Brest-Litovsk Antlaşması imzalanır.(3 Mart 1918)Böylece bölge Rus işgalinden resmen kurtulmuş olur.

Rus işgalinin sona ermesinden sonra bu seferde İngiliz hamiliğinde harekete geçen Ermeniler , 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa tarafından kesin bir mağlubiyete uğrarlar.Arkasından yeni kurulan TBMM Hükümeti ile Ermenistan arasında Gümrü Antlaşması imzalanır.(3 Aralık 1920) Böylece bölge ile birlikte Adilcevaz da Ermenilerden kurtulmuş olur.

29 Ekim 1923 de ilan edilen Cumhuriyet le birlikte Adilcevaz da Türkiye Cumhuriyetinin şirin bir merkezi olma hakkını kazanır. Rus işgali ve Ermeni zulmünden sonra Adilcevaz dan göç eden yerli halkın Adilcevaz a dönüşü 1940 lı yıllara kadar devam etmiştir.

bitlis-adilcevaz1

CUMHURİYET DÖNEMİNDE İDARİ YAPI

29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte yeni bir oluşum sürecine giren idari yapılanmayla beraber, 1926 yılında yapılan idari bir değişiklikle Adilcevaz ilçesi nahiyeye dönüştürülerek Ahlat’a bağlanmıştır. 1929 yılında Bitlis’in Muş’a bağlı bir ilçeye dönüştürülmesine kadar Adilcevaz Bitlis’e bağlıdır. 1929’da Ahlat Van’a bağlanınca Adilcevaz’da Van’a tabii olmuştur. 25 Aralık 1935’te Bitlis’in yeniden il olmasıyla birlikte Ahlat bu ile bağlanır. 1926’dan itibaren 27 yıl boyunca bucak olarak kalan Adilcevaz, 1953 yılında tekrar ilçe haline dönüştürülüp Bitlis iline bağlanmıştır.

Bilim adamlarımız Adilcevaz’ da tetkik ve incelemeler yaparak buradaki eski medeniyet kalıntılarını ortaya çıkarmaya çalışmışlardır. Ankara Dil ve Tarih Coğrafyası Profesörlerinden Emin BİLGEÇ ile aynı Fakültenin Arkeoloji Doçenti Baki ÖĞÜN’ ün kıymetli yardım ve çalışmaları ile 1962–1964 yılları arasında kale üzerinde gerekli kazı ve araştırmalar yapılmıştır. Bu kazılar ile bugün bile yapılması çok güç olan 2,5 metre yükseklikteki küpler ile akıllara durgunluk verebilecek sanat değeri yüksek kabartma bloklar ortaya çıkartılmıştır. Bu muhteşem bloklardan bir tanesi Van diğeri ise Ankara Arkeoloji Müzelerinde “ Adilcevaz Köşesinde” sergilenmektedir.

COĞRAFYA

İl merkezine 90 kilometre uzaklıktadır.

İlçenin kuzeyinde Urartular'a ait bugün Kef Kalesi adıyla anılan bir kale vardır. Ermeniler döneminde de kent Artske adıyla anılmış ve Pznunik vilayetinin başlıca kenti olmuştur.

ADİLCEVAZ İSMİNİN TARİHİ SÜRECİ

Tarihi kaynaklarda birkaç farklı yorumla karşılaşmaktayız. Bunlar; İnönü Ansiklopedisinin Adilcevaz maddesine göre İlçenin eski ismi Arcige’dir.Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait 893 tarihli 1989 numaralı vakfiyenin 80. ve 454. sayfalarında, bu bölgede Zatu’l- Cevaz ( Cevizler Vadisi ) isminde bir İslam beldesinin olduğundan bahsedilmektedir. Ayrıca yine aynı vakfiyede Zatu’l- Cevaz beldesinde Yakup Han isminde halkın üzerinde hakim, Tanrının düşmanlığını tenkil ve evliyasına yardım eden bir “ İmam-ı Adil ”den bahsedilmektedir ki, bu kişinin halkın hikaye haline getirip anlattığı “Adil İmam yada Adil Kadı ” olması mümkündür.

 1315 tarihli Van Salnamesinde, baştan başa ceviz ağaçlarıyla dolu olup, adeta bir ormanı andıran bu bölgeye geçmişte, “ Cevizler Vadisi ” anlamına gelen “ Vad-il Cavz” isminin verildiğinden bahsedilmektedir.[Adilcevaz’ın isminin kaynağına dair, buraya kadar verdiğimiz tüm bilgiler içerisinde “ Vad-il Cavz ”yada “Zat-el Cavz ” kelimelerinin olma ihtimali daha kuvvetlidir.

EKONOMİK  DURUM

Adilcevaz merkez nüfusu; 14.428 Köyler,18.154 toplam nüfusu 35.582 dir. İlçe;1 belde, 28 köy,5 mezra ve 8 mahalleden oluşmaktadır. Halkın geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdır.

İlçemizde 19 adet Ltd. şirket, 10 kooperatif, 1 Kollektif Şirket, 1 banka şubesi bulunmaktadır.

A – TARIM VE HAYVANCILIK

 Tarım ve hayvancılık hiç kuşkusuz Ülkemizin olduğu kadar, yöremizin ve ilçemizde bugün ki ekonomisinde büyük önem teşkil etmektedir. İlçenin yüzölçümü yaklaşık olarak 812 Km2 olup, bunun %:56.7 ‘sini tarım arazisi, %:18.4’ünü çayır-mera %:1.7’sini meskun araziler ve %:1’ini ise faydasız araziler oluşturmaktadır. Tarım arazilerinin yaklaşık 41.000 dekar sulu tarım ve geri kalan kısmında ise nadas sistemi ile hububat ziraatı yapılmaktadır. Sulu alanda önemli ölçüde endüstri bitkilerinde şeker pancarı ile çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir. Tarla arazi içerisinde buğdayın geniş bir ekim alanı mevcuttur. İlçemizde Erciş ilçesi istikametinde 20 Km mesafede bulunan Gülistan Ovası ilçe tarımı açısından büyük bir yer tutmaktadır. :Bu Ovanın yaklaşık 250.000 dekarlık bölümünde buğday tarımı yapılmaktadır. Adı geçen Ova da 1986 yılında DSİ Bölge müdürlüğünce açılan 6 adet sondaj kuyusundan, Yukarı Süphan Köyü bölgesindeki 2 adet kuyu elektrifikasyon işlemleri yapıldıktan sonra Aygır Gölü Sulama Kooperatifine devredilmiştir. Diğer 4 kuyudan çıkan suyun sodalı olması nedeniyle işletilmemiştir.

 Aygır Gölünün konum itibariyle İlçemizde yüksek olması avantajı değerlendirilerek 1984 yılında Van İli Toprak Su Bölge Müdürlüğünün yapmış olduğu sulama tesisi sonucu bu Gölün güneyinde kalan yaklaşık 12.000 dekarlık arazi sulanmaktadır. Burada yetişen ürünler arasında karpuz,kavun,şeker pancarı,patates ve fasulye tarımı yapılmakta olup, çevre ilçelerde pazarlanarak İlçe ekonomisine büyük ölçüde gelir kaynağı sağlamaktadır.

İlçe nüfusunun yaklaşık olarak %:80’i geçimin tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. İlçe genelinde büyük baş hayvan olarak Doğu Anadolu kırmızısı, Montofon, Simental ve Holştain melezi sığır yetiştiriciliği yapılmaktadır. Küçük baş hayvan olarak da Mor karaman koyun ırkı ile kıl keçisi yetiştiriciliği yaygındır.

bitlis-adilcevaz2

İLÇENİN TARIM POTANSİYELİ

 İlçenin yüzölçümü yaklaşık olarak 812.000 m2 ‘dir. Bunun %:56.7 ‘sini tarım arazisi, %:18.4 ‘ünün çayır mera, %:17’sinin meskun araziler, ve %:1’nin faydasız araziler oluşturmaktadır.

Tarım arazisinin yaklaşık 41.000 dekarında ise sulu t arım yapılmaktadır. Geriye kalan kısmında ise nadas sistemiyle hububat ziraatı yapılmaktadır.

 Sulu alanda önemli ölçüde endüstri bitkilerinden şeker pancarı ile çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir.

 Adilcevaz ilçesinde 425.000 dekar tarla arazisi mevcuttur. Bu arazi miktarının yarısı nadasa bırakıldığından yılda 210.600 dekar buğday ekimi yapılmaktadır. Yıllık buğday verimi 210.600 da.X 180Kg = 37.908 tondur.

 NÜFUS

İlçenin nüfusu, 2009 yılı genel nüfus sayımına göre 32.582 kişidir. Bunun 14.428'i ilçe merkezinde, 18.154'ü ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Türkmen kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 1 belde, 28 köy ve 8 mahalleden oluşmaktadır.

EĞİTİM VE ÖĞRETİM  DURUMU

İlçe Milli EğitimMüdürlüğü Hükümet Konağı binası 2. katta hizmetlerini yürütmektedir. Müdürlüğe ait hizmet binası ve lojman bulunmamaktadır. Ancak merkezde, Çok Programlı lise nin 10 daireli, Kız Meslek Lisesinin 10 daireli lojmanı mevcut olup, Köylerde ise toplam 40 adet lojman vardır.

Merkezde ortaöğretimde 67, ilköğretimde 103, okul öncesinde 5 derslik, Köylerde ise 139 derslik olmak üzere toplam 314 derslik mevcuttur.

  İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne ait ilden olurlu 1991 model Tofaş marka kartal bir binek tipi otomobil bulunmaktadır. Bunun dışında bağlı kurumlardan Cumhuriyet YİBO ya ait bir minibüs  bulunmaktadır.

2010 yılı içinde küçük onarım ihtiyacı olan okullar tespit edilmiş yatırım onarım bölümünde belirtilen okulların küçük onarımları tamamlanmıştır

Okullarımız öğretmen ihtiyaçları tespit edilerek gerekli görevlendirme , usta öğretici  ,vekil ve ücret karşılığı görevlendirmeler yapılmıştır, göreve yani başlayan öğretmenler için, Kasım, Aralık ve Ocak   ayında Temel ve Hazırlayıcı Eğitim semineri düzenlenmiş, okullarımızın araç gereç ihtiyacı büyük ölçüde karşılanmıştır.

TAŞIMALI EĞİTİM DURUMU

İlçemizde 2010-2011 Öğretim Yılında 3 köy, 1 mezra ve 1 yerleşim yeri taşımalı kapsamına alınmıştır. Bu yerleşim yerinden toplam 146 öğrencimiz Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okuluna 9 Minibüs ile taşınmaktadırlar. Taşınan toplam 146 öğrencimizin öğlen yemekleri bir öğün olarak Aynı Okulumuzda sıcak yemek olarak verilmektedir.

YATIRIMLARIN SON DURUMU

2010 yılı içerisinde İhalesi İl’den yapılan İlçemiz Esen Kıyı Köyü İlköğretim Okuluna 1 derslik ve 1 Lojman Prefabrik olarak yapımına başlanılmış inşaatı halen devam etmektedir.

Anadolu Lisesi 24 derslik ve spor salonu inşaatının temeli 2008 yılında atılmış olup inşaatı bitirilerek 2010–2011 eğitim-öğretim yılında hizmete açılmıştır. Cevizli Mahallesine 12 derslikli ilköğretim okulu 2009 yılında ihalesi yapılmış olup inşaatı bitirilerek 2010–2011 eğitim-öğretim yılında hizmete açılmıştır. Eski Kütüphane Binası Milli Eğitim Bakanlığına tahsisi yapılmış olup, 2009 yılı içerisinde 138 kişilik Ortaöğretim Kız Pansiyonu olarak Genel Onarımı, Güçlendirilmesi ve dönüşüm projesi kapsamında ihalesi yapılmış 2010 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır.

TOKİ tarafından 24 derslikli ilköğretim okulunun ihalesi 2010 yılında yapılarak inşaatına başlanmış olup inşaatı devam etmektedir.

Ayrıca köye dönüş projesi kapsamında Orta Öğretime dönük olarak 252 kişilik pansiyonun ihalesi 2010 yılında yapılmış inşaatına başlanılmış olup halen devam etmektedir.

bitlis-adilcevaz3

 2011 YILI YATIRIM PROGRAMI İÇİN TEKLİF EDİLEN  OKULLAR

           1. Karşıyaka  Köyü İlköğretim Okulu  ek 8 derslik

           2. Göldüzü Köyü İlköğretim Okulu  ek 8 derslik

           3.   Atatürk ilköğretim Okulu ek 8 derslik

           4. Danacı Köyü İlköğretim Okulu  ek 2 derslik

           6. Karaşeyh  Köyü İlköğretim Okulu  ek 2 derslik

           7.  Aydınlar Budaklı İlköğretim Okuluna yeni ek 2 derslik yapımı.

           8. Yarımada  Köyü İlköğretim Okulu  ek 1 derslik

           9.  Çanakyayla Köyü İlköğretim Okulu  ek 5 derslik

          10. Aydınlar Kışkılı Mah.İlköğretim Okulu  ek 1 derslik

          11.Alacaatlı Mahallesi Sapandaşı Mevki  8 derslik yeni okul

          12.Kaleboyu Mahallesi Eğinler Mevki 8 derslik yeni okul

              2011 YILI ONARIM İÇİN TEKLİF EDİLEN OKULLAR

            1. Hıdırşah İlköğretim Okulu Yeni kalorifer tesisatı ve Pencerelerin PVC olarak  yenilenmesi

            2. Ş.M.Ali Erçetin  İlköğretim Okulu  pencerelerinin PVC olarak  değişimi,

            3. Cihangir Ş.Alattin Bozaslan İlköğretim Okulu eski derslik,wc ve lojman onarımı,

            4. Atatürk İlköğretim Okulu nun kapı,pencere onarımı

            5. İ.Karaoğlanoğlu İlköğretim Okulu eski bina kapı,pencere  onarım

            6. Bahçerere Köyü İlköğretim Okulunun Genel Onarımının yapılması

            7. Aydınlar Budaklı Mah. İlköğretim Okulu  onarımı.

            8. Heybeli Köyü İlköğretim Okulu ek dersliklerin Onarımı

            9. İpekçayır, Mollafadıl köyü lojman onarımı.

           10. Ş.Yusuf Sayan İlköğretim Ok. Ek bina PVC onarımı

           11. Merekz Süphan İlköğretim Okulu eski Binanın PVC onarımı

            12. İnönü İlköğretim eski binanın kapı ve sıhıh tesisat onarımı

ULAŞTIRMA

İlçemiz Bitlis ilimize 90 Km. mesafede olup, İlimize en uzak ilçedir. Diğer şehirlerimizle karayolu ulaşımı ana güzergahı Erciş ilçesine  70 Km.,  Van iline 170 Km. mesafededir. Ahlat ilçesine 25 km ve Patnos ilçesine 73 km uzaktadır. Çevremizde en yakın hava alanı Van ve Muş illeri hava alanlarıdır. Uçak seferlerinin daha yoğun olması nedeniyle Van hava alanı daha çok tercih edilmektedir.

1-Köy Yolları

Ulaşımı olmayan köy yolumuz yoktur.1 belde 17 köy yolumuz asfalt olup, diğer köy yollarımız stabilizedir. 

İpekçayır ve Gölüstü köyleri güzergahı ile Cihangir, Karakol, Dizdar ve Çanakyayla köyleri güzergahı kış aylarındı kar yağışı fazla olduğu zamanlarda kısa süreli de olsa  zaman zaman ulaşıma kapanmaktadır. Diğer köylerimiz Adilcevaz, Erciş, Patnos ilçeleri karayolu güzergahında olup ulaşım kolaylıkla sağlanmaktadır.

2- Radyo ve TV. Yayınları 

İlçemizde özel radyo istasyonu bulunmamaktadır. Ancak en yakın radyolar Tatvan Göl FM ve Van ilindeki çeşitli yerel radyolar dinlenmektedir. Ayrıca TRT  FM Radyo Yayınları da  dinlenmektedir. TV yayınları olarak ta TRT 1.2.3.4. ve Özel Kanallar ilçede kurulu bulunan verici istasyonundan  ayarlanarak izlenmektedir. TRT 1 ve GAP TV  bazı köylerimizde izlenmektedir.

bitlis-adilcevaz4

TURİZM              

Tarihi özelliğe sahip bir çok yer olan ilçemizdeki belli başlı tarihi yapılar şunlardır. 

 1- Kef Kalesi   

İlçenin kuzeyinde merkeze 6 km..uzaklıkta bulunan 2170 metre yükseklikte Urartulara ait KEF kalesi Adilcevaz’da medeniyetin ve uygarlığın bundan tam 2786 yıl önce başladığını gösterir. 1964 yılında Adilcevaz Kef Kalesi kazılardan bu kalenin bir Urartu  Kalesi olduğu şehrin volkanik bir tepenin üzerinde kurulduğu sonucuna varılmıştır. Bu tabii tepenin üç yanı (güney,doğu,batı) çok dik ve sarptır. Kaleye ancak kuzeyden çıkılabilir. Urartular zamanında kale kapısı bu yönde bulunuyordu. Kalenin doğudan batıya gittikçe yükselen kuzey kesimi bir höyük manzarası arz eder. Bu muhteşem kalenin ortaya çıkarılmasına sebep olanlar, 1959 yılında Van çevresinde araştırmalar yapan C.V.BURNEY ve G.R.J.LAWSON dur. Höyükten yuvarlanan bir kabartmayı inceleyerek burada bir kalenin mevcudiyetini bulmuşlardır. 1964 yılında Kef Kalesinde yapılan kazılarda otuzdan çok odası bulunan büyük bir saray kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Bu odalardan bir bölümünde düzenli iki sıra halinde çok sayıda büyük küp “Pithos” bulunmuştur.

2- Adilcevaz Kalesi

Adilcevaz ilçe merkezinin batı kısmında olan kalenin yapılış tarihi ile ilgili değişik görüşler vardır. Ahlat kapısının kuzeyindeki çivi yazılı bir kitabe kalenin Urartu Devletine ait olduğunu göstermektedir.

Bu kale M.O. VIII. yy.’ dan itibaren Urartular ile Asurların akınına maruz kalmıştır. Tamamen yağma edilerek yakılmış ve yıkılmıştır. Daha sonra Adilcevaz Perslerin eline geçmiştir.

Adilcevaz’ın batısında, Van Gölü kenarında sarp kayalar üzerine kesme taşla inşa edilmiş olan kale, iç ve dış sur olmak üzere iki kısımdan meydana gelmektedir. Çok sayıda kulenin desteklediği kale surları, doğuda göl kenarından başlayarak kademeli olarak güneyde uzanan yalçın kayalar üzerinde devam etmektedir. Nihayet kuzey ve batıda derin uçurumlar oluşturan kayaların üzerinde devam eden surlar bu haliyle yuvarlaktan kareye doğru uzunca bir plan oluşturur. Kalenin göle taraf surları harap olmuş ve bir bölümü su altında kalmıştır. Kalenin üç kapısı vardır. Ahlat kapısı güneye, Erciş kapısı doğuya ve Uğur kapısı kuzeye açılmaktadır. Ahlat kapısının bulunduğu kısım kalenin en eski tarafıdır. Çünkü kapının kuzeyinde siyah bazalt taşından çivi yazılı bir kitabe vardır. İşte bu kitabe kalenin bu bölümünün Urartulara ait olduğunu göstermektedir. Diğer bölümleri de Selçuklu ve daha sonraki dönemlere aittir.

Bilindiği gibi eski Türk şehirlerinde kapılar dört yöne açılmaktaydı ve Adilcevaz kalesinde olduğu gibi o yönde bulunan şehirlerin adını almaktaydı.

Adilcevaz Kalesi Selçuklu döneminde önemli bir savunma ve iskân merkezi olmuştur.

3- Tuğrul Bey Camii

Ahlat – Erciş yolu güzergahı üzerinde Adilcevaz ayrımında yer almaktadır.Yapının güneyinde Van Gölü, kuzeyinde Adilcevaz Kalesi, batısında Adilcevaz yol ayrımında bulunmakta, doğusunda engebeli arazi yer almaktadır..

Osmanlıya ait vakfiyelerde, 1572 yılında Zal Paşa Caminin inşaatına Mimar Sinan tarafından başlandığı ve 1580’de tamamlandığı belirtilmektedir.

Yapı 1965 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir ve günümüzde ibadete açıktır.

Anadolu’da kubbeli tip camilere ilk örnek teşkil etmesi bakımından önemlidir. Ayrıca Osmanlı mimari anlayışında XVI.yy.da çok fazla rastlanmayan çok kubbe örtü sistemiyle inşa edilmiştir,

1071 Yılında Türk İslam Kumandanı Alparslan komutasındaki Büyük Selçuklu İmparatorluğu Ordusu, Roma İmparatorluğu ordularını Malazgirt Meydan Muharebesi’nde  bozguna uğratması ile Anadolu Kapıları bir daha kapanmamak üzere Türk Milletine açılmıştır. Buna bağlı olarak ilçe Türk-İslam hâkimiyetine girmiştir. 1071-1230 tarihleri arasında Adilcevaz Selçukluların hâkimiyetinde kalmış, bu süre içinde Adilcevaz’da bilim ve medeniyet açısından önemli gelişme göstermiştir. Yakın zamanda restore edilen Ulu Camii’de bu devirde yapılmıştır. Tarihte ismi Mevlana Ferehşah Camii diye geçmektedir.

bitlis-adilcevaz5

4- Ulu Camii (Hatuniye Medresesi)

Adilcevaz ilçesinin batı ucunda, Van Gölü kıyısında yükselen tepedeki eski kale harabelerinin içindedir. XIV. veya XV. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Sadece güney cephesi açıkça görülebilen eski camii, doğu batı yanlarda ise yarıya kadar olan kısımların, kurulmuş olduğu yamacın meyil’i dolayısıyla toprağa gömülmüş olan eserin her üç bölümü dıştan bariz olarak belli olmakta ve ayrı ayrı zamanlarda yapılmış inşaatlarla bugünkü durumunu almıştır.

Cami XIV-XV.yy eseridir. Plan ve kuruluş yönünden Erzurum ve Bitis’te görülen 3 sahınlı camilerin öncüsü durumundadır. Bu yönüyle Selçuklu dönemi mimarisini yansıtmaktadır.

Ulu camii 1965 yılında restore yapılmış, ibadete açılmayı beklemektedir.

İbrahim Kafesoğlu, Ulu Camii olarak adlandırılan yapının içindeki kemerler ve küçük hücrelerden dolayı buranın “Hatuniyye Medresesi” olabileceğini ileri sürmektedir.

Ulu Cami Adilcevaz’a Ahlat tarafından giriştedir. Bu medresenin olarak XVI. yy’a ait vakıf  kayıtları bulunduğundan dolayı buranın XVI. yüzyıldan daha önce yapıldığı kesindir.                             

Yine bu devirde 2 tane medrese yapılmıştır. Bunlardan biri Medrese-i Hatuniye, diğeri ise Medres-i Bayındıriye’ dir. Bu medreseler Akkoyunlu Hükümdarlarından Rüstem’ in torunu Sultan Bayader tarafından yapılmıştır.

Bu medreseler  birçok ilim adamı yetişmiş,  Adilcevaz civarını kültür merkezi haline getirmişlerdir.

5- Kohoz (Zalpaşa) Hanı

Tahminen XVI. yy.  sonunda bölgede hüküm süren Zal Paşa tarafından yapılmıştır. Bitlis-Adilcevaz-Van kervan yolu üzerindeki Adilcevaz – Erciş arasında  Adilcevaz’a 8 km. mesafede Yolçatı ( Kohoz ) köyünde yolun kıyısındadır. Yarıya yakın kısmı harap olmuş olan hanın giriş kısmı yıkılmış arka ve yan cephelerin kalıntıları bugüne kadar gelmiştir.

6- Urartu Mezarları

1971 yılında Adilcevaz’da vatandaşlar tarafından birçok Urartu mezarı bulunmuştur. Aynı yıl içerisinde Kef  Kalesinde 1966 dan beri çalışma yapan heyet Adilcevaz’ın Atatürk Mahallesinin doğusunda bir Urartu mezarlığı keşfetmiştir.Buradaki mezarlar Süphan Dağının Van Gölüne bakan eteklerinde toplanmış lavların içine yapılmıştır. Mezarlık Van Gölü kıyısında 300 mt. kadar içerdedir. Bu mezarlardan bazıları lav kayalarını oymak suretiyle yapılmıştır. Bazıları ise kayalıktaki tabii oyukları genişletmek suretiyle meydana getirilmiştir. Bu mezarlar yeryüzüne çok yakın olduklarından çoğu tahrip olmuştur.

7- Kilise (Mucizeler Manastırı)

Adilcevaz’ın 6 km. kuzey batısındaki Kef Kalesinin bulunduğu yamacın batı tarafındaki tepenin üzerindedir. Çalağan Çayının geçtiği vadinin Adilcevaz’a göre sol yamacında Kilise (Mucizeler Manastırı) bulunmaktadır.

Kilise Kef  Kalesine yakınlığı dolayısıyla eski bir Urartu mabedinden süre geldiği izlenimi vermektedir. Urartu mimarisinde kullanılan iri bazalt kayalara kilisenin temellerinde de rastlanmaktadır. Ancak bunlar kilise inşa edildiği sırada (muhtemelen VII.yy.) Bizans İmparatorluğunun hakimiyetindeki Vasburakan Ermeni Hanlığı tarafından Kef Kalesinden getirilme ihtimali yüksektir. Tarihi kayıtlarda kilisenin, Vasburakan Ermeni Hanının oğlu Vahan tarafından inşa edildiği anlatılmaktadır. Bu dönem bölgede Emevilerle Bizansın mücadele dönemidir. Kilisenin ilk adı Eraşhavordur (Kurtarıcının Manastırı) Daha sonra kiliseye Sk’antselagorgivang (Mucizeler Manastırı ) denilmiştir. Kiliseye Mucizeler Manastırı denilmesinin nedeni, Ermenilerce şifa verdiğine inanılan bazı kutsal emanetlerin burada bulunmasıdır. Bu kutsal emanetlerden en önemlisi “Kutsal Savaş Armasıdır”  Ermeniler bu armanın dertlere deva verdiğine inanırdı. Bir başka kutsal emanet, Hz. İsa’nın doğumundan hemen sonra içinde yıkatıldığı  leğenin büyük bir parçasıdır. Ermenilere göre bu leğen parçasında yıkanmak veba hastalığına şifadır.

Birbirinden ayırt edilebilen iki bölümden oluşan kilise planı kare içinde haç planının bir türevidir. Kilisenin inşasında Türk-İslam Mimarisinden de etkilenmiştir. Örneğin kilisedeki kısa klonlar, Ahlat’taki Emir Bayındır Kümbetinde de vardır.

Kilise 1648’de Van Gölü çevresinde görülen büyük bir depremle tahribata uğramış daha sonra yeniden restore edilmiştir.1660 yılına kadar sağlam olan kilise 1980’li yıllarda altın arayıcıları tarafından harap edilmiştir. Kilisede günümüze kadar gelen bir kitabe yoktur. Sadece 1720 tarihli bir grafik vardır.

turkyo-kingston-hafizakarti

 

Kingston 16GB USB2.0 R500 30MB/s read 20MB/s beyaz


No tags for this post.

Leave a Reply