Başka Dillere Tercüme

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Giriş

Türkiye'nin illeri

Genişlet | Daralt

Bumerang

Bumerang

Web Tasarım Kampanya

 

agri-patnos

PATNOS’UN ADI

İÖ.7000'den bu yana sürekli bir yerleşme yeri olan Patnos’un adına ilişkin  bilgilere ilk hangi kaynaklarda yer verildiğini bilemiyoruz.Konumu itibari ile kavimlerin göç yolunun üzerinde bulunması her kavmin kendi lisanı ile Patnos’a bir ad koyduğunu bilmekteyiz. Yazılı tarihte  ise ,Urartu’ların “Aladırı”,Bizans’lıların  ise Patnos’a “Patisus” dediklerini biliyoruz.Yerli halkın ve çevrenin “Panos” dedikleri Patnos’un sondaki “s” sesinin yaptığı çağrışım;adın daha çok Bizans’lılardan kaldığı gerçeğini ortaya koymaktadır.

TARİH ÖNCESİ PATNOS

Patnos,yazılı tarih öncesi çağlardan bu yana, insan topluluklarının uğrak yerlerinden biri olmuştur. Yörede yapılan araştırmalar, bu topraklarda paleolitik dönemden başlayarak kısa süreli yerleşmeler olduğunu ortaya koymaktadır.

NEOLİTİK DÖNEM(YENİ TAŞ)

ilçedeki yerleşmenin Neolitik dönemde de sürdüğünü ortaya koyan belgeler, ilçe sınırları içinde değişik yerlerde bulunan ve ne yazık ki insan eliyle tanınmayacak hale getirilmiş mağara resimlerdir. Bu resimlerin önemli bir bölümünü patnos’un  kuzeydoğusunda Mıç, Zomik, Çakırbeg ve hesar köyleri çevresindeki mağaralarda bulunanlar oluşturmaktadır.

Bu mağara resimlerindeki anlatımlar, motifler. Patnos insanının, Neolotik Dönemde avcılığın yanı sıra, hayvancılık ve tarımla da uğraştığını ortaya koymaktadır.

YAZILI TARİH DÖNEMİ (URARTULAR)

MÖ 2000'lerde, Patnos’u da içine alan Doğu Anadolu yüksek yaylalarında yaşayan  insan topluluklarına ilişkin ilk bilgiler, IÖ XIII. yy'a tarihlenen Asur kralı I.Salmanassar'ın   (IÖ 1280-1261) bir yazıtında,Asur krallığıyla savaşan bazı ülkelerden söz edilmektedir.

Uriatri etnik bir topluluğun adı olmayıp,Asur dilinde " dağlık bölge" anlamına gelmektedir. Yine, Asur yazıtlarından kralın, Uriatri adı altındaki sekiz ülkeyi ele geçirdiği anlaşılmaktadır. Bu ülkelerin, Van gölünün güneydoğusundaki dağlık bölgede. Büyük Zap suyunun yukarı vadisinde bulunduğu sanılmaktadır. Bir başka Asur yazıtında kral I. Tukultininurtaya'nın yazıtında ise çok sayıda akarsu bulunan bu bölgeye " Nairi Ülkeleri" (Nehirler Ülkeleri) adı verilmektedir. Nitekim, Asur kralı II.Asur Banipal'in IÖ IX. yy'ın ikinci çeyreğindeki egemenlik yıllarından başlayarak, Uriatri, Urartu sözcüğüyle aynı anlamda kullanıla gelmiştir. Buna karşın, " Nairi Ülkesinin kralı" sanı, yöre insanlarının dilinde "Bianili Ülkesinin Kralı" olarak yer almıştır. Urartu dilindeki Kelişin yazıtından da açıkça anlaşılacağı gibi, Urartular (Uratriler- Uriatri Ülkesinin insanları), IÖ IX. yy'den başlayarak, ülkelerini "Biznili Ülkesi" olarak adlandırmışlardır. Ancak, eski Ön Asya'da Urartu adı daha yaygın bir biçimde kullanıldığı için bu ad zamanla, "Bianili" adının yerini almıştır.

Asur yazıtlarında belirtildiğine göre, bu dağlık yöredeki topluluklar, IÖ II. Binin ikinci yarısında, birbirinden bağımsız beylikler biçiminde varlıklarını sürdürüyorlardı. Bu durum,MÖ 1000 lere kdar devam etti. Ancak, IÖ IX.yy başlarında, Asur krallığının güneyden gelen ve ardı arkası kesilmeyen yağma seferlerine karşı koymak üzere, Hurri kökenli boylardan oluşan Uriatri (Uratri) ve Nairi federasyonları bir araya geldi, daha sonra Urartu krallığına verilecek olan devlet böyle doğdu.Urartu devleti, IÖ VI.yy başlarına değin, güçlü bir siyasal yapı olarak, Doğu Anadolu Yüksek yaylalarında varlığını sürdürdü. Çekirdeği, Vangölü çevresindeki topluluklardan oluşan krallığın, toprakları IÖ VIII.yy başlarında kuzeyde Transkafkasya'ya, doğuda kuzeybatı İran'a ,batıda Malatya yöresine, güneyde de Halfeti dolaylarına dek uzandı. Doğu Anadolu'da küçük çapta bağcılık, bahçecilik ve tarımla uğraşarak kendine yeterli üretim yapan yerli halk ile avcılık ve hayvancılıkla uğraşan yarı göçebe topluluklar bir boylar federasyonu oluşturuyordu. Bunların merkezi devlete dönüşmesinin de bir başka önemli nedeni de, demiri yaygın olarak işlenmeye başlamasıydı. Gerek daha önceleri, gerekse Urartu krallığının yıkılmasından sonra, bu dağlık yörede başka hiçbir topluluğun güçlü bir devlet kurmayı başaramaması, Urartu devletinin gücünü ve örgütlenme yeteneğini ortaya koyması bakımından anılmaya değer bir olgudur. Kral Aramu,Urartu devletinin başkenti olarak bazı kaynaklarda olduğu gibi Tuşba (Van), değil de ARZAŞKUN denen şehir merkezi kurmuştu. Bu şehrin tam olarak yeri tespit edilememişse de bu şehrin Patnos civarında olduğu sanılmaktadır.yörede kral Menua zamanında imar çalışmaları görülmüştür. Çok sayıda kale ve saray yapılmıştır. Aznavur Tepe, Girik Tepe, Kızılkaya, Kancıklı, Kubik, Dedeli, Değirmendüzü, Bostankaya kaleleri bunlardandır. Tapınak ve antik ismiyle “ALUDİRİ” sarayları da yapılmıştır.

Aludiri (Patnos) kuzeye, güneye, güneybatıya, kuzeydoğuya açılan yolların en kritik noktasında yer almış olup bugünde aynı özelliğini korumaktadır.

Aznavur Tepe Urartu mimarisinin en önemli eserlerindendir. Tarıma yönelik sulama kanalları bu kalede çokça görülmektedir. Diğer önemli bir sarayda Giriktepe bulunmaktadır.

Asur istilasının ardından, kuzeyden gelen Kimmerler de Urartu topraklarına girince, Urartu Kralı II. Rusa Asurlularla iyi geçinmenin yollarını aramış ama krallık, son kez, IÖ 560'ta Medlerin saldırısına uğrayarak ortadan kalkmıştır.

MED DÖNEMİ

Med Krallığının Uvahşatra adıyla da anılan üçüncü hükümdarı Keyaksares'in (IÖ 633-584) başlıca amaçlarından biri, güneybatı komşusu Babil Kralı Nabupolassar (Nabu-apal-usur) ile anlaşarak Asur Krallığının topraklarını, Lidya Kralı Alyattes (IÖ 588-560) ile anlaşarak da, Batı Anadolu'yu paylaşmaktı. Buna göre Mezopotamya, Suriye ve Filistin Babil Krallığına bırakılacak, Dicle ve Fırat'ın yukarı topraklar Med Krallığına, Kızılırmak'ın batısı da Lidya Krallığına kalacaktı.

Keyaksares, ilk olarak IÖ 612-609 arasında Babillilerle anlaşarak, Asur topraklarına sürekli saldırılar düzenledi ve Asur başkenti Ninova'yı yağmaladı.Böylece, Mezopotamya tarihinde çok önemli yeri olan bir devlet ortadan kalkmış oldu. Medler Patnos yöresi ile birlikte , Kızılırmak'a dek tüm Doğu Anadoluya hakim oldular(IÖ 585).Urartu devletinin askeri gücünü de yok ederek Pariyadris(Trabzon)dağların güneyinde Melitene (Malatya) ve güneydoğuda Urmiye gölüne dek uzanan büyük bir bölgeyi egemenlikleri altına aldılar.

Keyaksares'in ölümünden sonra ,yerine geçen oğlu Astiyag (İştümegü) Güneybatı İran'da Hagmatena'yı (Ekbatan) başkent yaptı. Sert ve baskıcı tutumu ile çevresindeki devlet adamları ve komutanları bile kendisine düşman etti.Bu tutum Med kırallığı içinde geniş bir tepkiye yol açtı ve sonunda Ahameniş Prensi II. Kiros , Med kırallığını yıkarak yeni devlet kurdu(IÖ 550).

agri-patnos1

PERS DÖNEMİ

Prensliğinin merkezi Passaragd'da kırallığını ilan eden II.Kiros ,kısa sürede güçlü bir devlet örgütü kurdu ve orduyu disipline soktu. Keyaksares döneminde Med toprakları içinde yer alan bütün güney batı İran'ı Patnos’unda içinde bulunduğu Doğuanadolu ve ön Asya'yı sınırlarına kattı. Daha sonra da Lidya krallığı üzerine yürüdü, Kral Korides'i yenerek (IÖ 546) verimli Ege topraklarını, gelişmiş ticaret ve üretim olanaklarıyla Persler'e açtı

BÜYÜK İSKENDER DÖNEMİ

Pers imparatorluğunun iki yüzyıl kadar süren egemenliği, Büyük İskender'in Anadolu'ya çıkışıyla sona erdi.Pers orduları IÖ 332 ve 331'de İskender'e iki kez yenildi.Bu gün Irak sınırları içinde kalan Gayzamela'daki (Erbil) son yenilgiyle,Pers imparatorluğu çöktü.patnos ve çevresi bu dönem içinde içinde  Büyük İskenderin yonetimine geçti

Büyük İskender,Patnos ve çevresinde İskenderé zuqurneyn adıyla bilinir.zamanında halk arasında yaygın olan bir söylenti günümüze kadar kulaktan kulağa söylenerek ulaşmıştır.O söylenti İskender’in iki boynuzu olduğu söylentisidir.

SELÖKİDLER DÖNEMİ

İskender'in bütün Anadolu'da olduğu gibi,Doğu Anadolu ve Patnos yöresindeki egemenliği de kısa sürdü.O ölünce komutanlarından Selevkos ,yine İskender'in komutanlarından Antigonos ve oğlu Demetrios'u Gazze önlerinde yenerek yöreye egemen oldu(Ö 312 ) ve Ortadoğu'da güçlü bir krallık kurdu

ROMA PART ÇEKİŞMESİ

II. Artavasd olarak bilinen Tigran 'ın ölümünden sonra yerine geçen III. Artavasd, Araks Krallığı'nın Roma'ya bağlı vasal bir devlet olmasını kabullendi. Bu arada, Partlar, Roma'ya rakip bir devlet olma özelliklerini koruyorlardı. Nitekim, Part süvarileri, İÖ. 53'te, Romalı komutan Krassüs-III. Artavasd birleşmesini etkisiz durama getirerek Harran Ovasına dek ilerlediler. Romalıların simgesi olan ünlü "Roma Kartalı" Part Kralı İborodes'in eline geçti. Öte yandan, Akaros önderliğindeki bir başka art ordusu da Antakya'ya girdi ve Suriye'yi tehdit etmeye başladı. Artavasd, güçleri dengesinin Partlar'dan yana değişmesi üzerine, bu kez de Romalılar'ın karşısında, Partlar'ın yanında yer almıştı. Ne var ki, bu durum da uzun sürmedi ve Roma İmparatoru Antonius'un komutanlarından Bassüs, IÖ 38'de Part ordularını Antakya yakınlarında yenerek geri çekilmeye zorladı. Bununla birlikte, Partlar'ın direnmesi üzerine, Bassüs'ün orduları Atropaten topraklarına ulaşamadı. Bu arada, Partlar da Araks Devletinin başındaki Artaksias sülalesini devirip, Atropaten önlerindeki duraklama sırasında güç toplayan Romalılar ise, Partların daha fazla güçlenmesini önlemek için, Tiberius komutasındaki bir orduyla Araks Devletinin topraklarına girerek part etkisine son verdiler. Partlar, patnos’un da içinde bulunduğu yukarı Murat ve Araks (Aras) yörelerinde Roma üstünlüğünü tanımak zorunda kaldılar  (IÖ 20).

ARSAKLILAR DÖNEMİ

Başında Arsaklılar'ın bulunduğu Araks Krallığı çeşitli bölgelere ayrılmıştı. Bunlardan  Vangölü çevresini kapsayanı Tuspay adıyla anılıyordu. Van yöresindeki Karduklar, Arami kökenli oymaklar ve Med kalıntılar, Arzeruni sülalesinin üstünlüğünü tanıyorlardı. Araks Krallığı, gerek Arzeruniler'e gerekse onlara bağlı oymaklara görece özerklik vermişti. Nitekim, bu oymaklar bir süre sonra Gordiene adı altında bir krallılk kurdular ve bu bölgeye Asurlu topluluklarla, Filistin'den getirilen bir bölüm Yahudiler yerleştirildi.Filistinden getirilen Yahudiler daha güneyde yerleştirildikleri için Patnos ve çevresinde varlık gösterememişlerdir.

Gerek Gordiene'de gerek Araks devletinde, halk Kafkas kökenli Albaniler'de ve İberler'de olduğu gibi, kastlara bölünmüş değildi. Bununla birlikte, toplum "Azat" denilen toprak soyluları ile "Şınakan" denilen bağımlı köylülerden oluşmaktaydı. Toprağı işleyen şınakanlar azatlara ürün-rant ödemek ve savaşlara katılmak zorunda idiler. Azat ailelerinin başında sahap (satrap) denilen beyler vardı. Toprak, soylu ailelerde, kalıtım yoluyla babadan oğula geçirdi. Ülkede gerçek yetkeyi, toprak tekelini elinde tutan bu sahaplar temsil ediyordu. Toprak soylularının gerek kendi aralarındaki çekişmeleri, gerekse kral sülaleleriyle olan savaşımları nedeniyle yöreye sürekli bir gerginlik ve çatışma egemendi. Bu çatışmalar, Roma ve Part egemenliği altındaki dönemlerde bile varlığını korudu.

SASANLILAR DÖNEMİ

MS III.yy başlarında Part Devletinin yerini Sasanlılar alınca, patnos yöresinde yoğunlaşmış olan Roma-Part çatışması sona erdi ve bu kez Roma-Sasanlı savaşımı başladı. 150 yıl kadar süren bu çatışmalar, İS 387'de yapılan bir antlaşmayla durulur gibi olduysa da, Roma'nın ikiye bölünüp, Ön Asya'nın Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kalmasından sonra (MS 395) yeniden alevlendi. MS VII. Yy'a değin süren bu çatışmalarda, Ön Asya'nın güneydoğusunda ortaya çıkan Hıristiyan Nasturilik Mezhebinin büyük bir rolü oldu. Önceleri, Bizans İmparatorluğunca Sasanlılara karşı silah olarak kullanılan Nasturilik olayından, VI.yy sonrasında Sasanlılar da yararlandılar. Doğu Roma Kilisesine karşı bağımsızlığını ilan eden Nasturi Kilisesine arka çıkarak, Bizans'ın yöredeki etkinliğini kırdılar. Bu yüzyıl sonunda Bizans topraklarında bir sefere çıkan Sasanlı Hükümdarı II.Hüsrev, 605'te Kayseri'yi alarak Bizans içlerine ilerledi. Bir süre sonra geri çekildi ama, Kilikya ve Kuzey Suriye'ye dek bütün Doğu Ön Asya toprakları elinde kaldı. Ancak VII. yy'daki Müslüman Arap akınlarıyla birlikte bu etkinlik giderek azaldı.

İSLAM UYGARLIKLARI DÖNEMİ

Halife Ömer döneminde (634-644) Arapların ve birlikleri hemen tüm Doğu Anadolu'ya akınlar yaparken önemli bir geçiş noktası olan Patnos ve çevresini ele geçirmek istemişlerdi. 645'te Halife Osman'ın komutanlarından Emir Habib bin Mesleme de Doğu Anadolu'ya akınlar sırasında böyle bir çaba göstermedi. Bunda yörenin konumu kadar, Arap askerlerinin soğuk iklim koşullarına dayanamamalarının da etkisi olmuştur.

Bu durum, Emeviler ve Abbasiler Döneminde de değişmedi.

SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMİ

Selçuklular ve Osmanlılar döneminde stratejik konumunun oluşturduğu şartlar: Patnos’un hep önemli bir merkez olma özelliğini ön planda tutmuştur. 1533’te Erzurum Beylerbeyliğinin Malazgirt Sancağına bağlı iken 1865’ te eyalet, liva , kaza, nahiye, köy sistematiği uygulamaya konuyor. Buna göre Patnos, Erzurum Eyaleti, Bayazıt Livasının 7 kazasından biri durumuna geliyor. 1867’de “Vilayet Nizamnamesi” uygulamaya konulmasıyla Patnos; Erzurum Vilayeti, Bayazıt Sancağı, Antab (Tutak) Kazasının bir nahiyesi olmuştur. Bu dönemde Patnos’ta 250 hane, 1 dükkan, 1 han, 1 cami, 1 medrese, 2 kilise ve biri Hristiyan ikisi İslam olmak üzere 3 Sıbyan Mektebi bulunmaktaydı.

agri-patnos2

CUMHURİYET DÖNEMİ

Osmanlı kayıtlarında “Batnus” şeklinde adı geçen Patnos; ilçe olana kadar fazla bir önem kazanmamıştır. 1936’ da Malazgirt İlçesinin Sultanmut (Doğansu), Ahlat İlçesinin Aktepe (Sarısu) ve Erciş İlçesinin Dedeli Bucaklarının birleştirilmesiyle ilçe statüsüne geçmiştir. Günümüzde 92 adet köyü ile yaklaşık 1421 kmª’lik bir idari etki alanına sahip olan ve hızla nüfuslanmakta olan bir şehirdir.

Turgut Özal’la başlayan il olma sürecine etkin olarak katılan , T.B.M.M. oturumlarının 2 sinde il olma  konusuyla gündeme gelen Patnos:  O dönem gazetelerinde il olmayı bekleyen ilçeler arasında yerini alarak komşu ilçeleri kıskandırmayı başarmıştır

PATNOSTAN ÇIKARILAN KÜLTÜR VE TARİH VARLIKLARI

İç kalıptan yapılan formun üstü altınla kaplanmıştır. Oval yuvanın içine kırmızı renkli bombeli, üzerinde koç figürü olan yüzük taşı monte edilmiştir. Yan tarafta ufak topuz  çıkıntısı vardır.

Dört kuşlu, protomlu iğnelerdendir. Protom altındaki bir boncuk ve bir bilezik geçişi ile sağlam gövdeye birleşir. Bileziğin altında yuvarlak deliği vardır.

Düz halkanın ucunda granüle tanelerden yapılmış eşkenar dörtgen formlu hareketli bir sarkacı vardır. Basit halka, kanca ile kapatılmıştır.

Coğrafi Yapısı

Patnos; Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Murat-Van Bölümündeki Ağrı İlinin 8 ilçe merkezinden biridir. Doğal oluk ve yolların düğümlendiği bir noktada bulunan Patnos şehrinin konumu kendisine oldukça stratejik bir konum kazandırmıştır. Bu özelliği tarih boyunca bölgenin egemenleri tarafından hep kullanılmıştır. Yukarı Murat-Van bölümünün önemli çöküntü alanlarından birini oluşturan Patnos Ovası değişik yönlü faylar eşliğinde çökerek oluşmuş sonradanda alüvyonlarla dolmuş her taraftan genç volkanitlerle çevrili bir tersiyer havzasıdır. İlçenin sınırları ise şöyledir: Kuzeyde Ağrı İline bağlı Tutak ve Hamur; doğuda Van’a bağlı Erciş ; güneyde Bitlis’e bağlı Adilcevaz ; batıda Muş’a bağlı Malazgirt bulunur. Kabaca 40° 39' kuzey enlemleri ile 42° 52'doğu boylamları arasında yer alır.

Patnos, Süphan Dağı’nın 25km kuzeyinde Murat Irmağının kollarından Badişan Deresinin suladığı ortalama yüksekliği 1600 m olan ova üzerinde bulunmaktadır.

Bu ilçe sınırları içinde inceleme alanının sınırları ise şöyledir:

Kot Tepe ve Aznavur Tepe’nin güney yamaçlarından Küçük Gresor Tepe’nin Kuzey yamaçlarına çekilen hat kuzey sınırı belirler. Burada güneye Sınırtaşı Mevkiine ordan Değirmen Tepenin batı yamacından geçen hat doğu ve güneydoğu sınırlarını belirler. Kumtepe Mevkii güney sınırını Bekçi Mevkii ve kuzeye Kot Tepe’ye ulaşan sınır incelemenin batı sınırını çizer.

PATNOS'TA BİTKİ ÖRTÜSÜ

Patnos ve çevresi doğal bitki örtüsü bakmından fakirdir. Yörenin doğal bitki örtüsünü tek ve çok yıllık otsu ve odunsu bitkiler olan stepler oluşturur.Bunlar yaprakları küçük sert dikenli ve derimsi yapıda kuraklığa dayanıklı bitkilerdir. Bölgede ormanın alt sınırı 1800 m'dir. Tarihi kayıtlarda bölgenin ormanlarla kaplı olduğuna dair işaretler vardır. Bölgenin bugün ormanlardan mahrum olmasının nedenlerinden biri kuşkusuz asırlardan beri süregelen tahribattır .

Bölgedeki stepleri ikiye ayırabiliriz: Yastık ve küme şekilli türler (Kenger, kernkosi, sitilme, geven, kerengzer ) ve gramineler (Şalvadır , havşan, pupi ,kurix ). Özellikle kengerlerden çok faydalanılır; ilkbaharda daha yer altındayken çıkarıldığında taze yenildiği gibi kızartılarak da yemeği yapılmaktadır daha sonra gelişme zamanında otsu haldeyken turşusu yapılır. Daha büyüdüğü zaman sapları soyularak yenilir tohum tutunca da tohumları çekirdek gibi yenilmektedir. Ayrıca biçilerek hayvanlar için saman yapılmaktadır.

Akarsu boylarında kavak ve söğüt türü ağaçlara rastlanır

PATNOS'TA İKLİM

İklimlimin ana çizgilerini uzun kışlar ve kısa yazlar ile karakterize edilen karasal iklim şartları belirler.

Patnos’ta yıllık sıcaklık (1977-1990 rasat devresinde ) 7.0°C kadardır. Yılın en soğuk ayı olan Ocak ayının sıcaklığı -8.8°C'dir. Mart ayından itibaren sıcaklıklar hızlı bir şekilde yükselerek en yüksek değerlere Temmuz, Ağustos aylarında erişir . Patnos’ta Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21.5°C, Ağustos ayının ise 20.5°C'dir. Temmuz ayı sıcaklıkları incelendiğinde, yöredeki istasyonlar arasında önemli farkların olmadığı görülür. Örneğin Ağrı’da 21.0°C, Malazgirt’te 22.2°C, Erciş’te 21.8 °C dir. Ağustos ayından sonra sıcaklıklar ani bir şekilde azalır. Sıcaklığın 20°C'nin üstünde olduğu ay sayısı iki olup Temmuz ve Ağustos’tur. Yıllık sıcaklık amlütüdü 30.3 lük bir değerle şiddetli karasallığa işaret etmektedir.

Patnos’ta donlu günlerin diğer bir ifadeyle sıcaklığın 0°C ve 0°C nin altında olduğu gün sayısı 147 .8 dir. Yaklaşık olarak Ekim ayı ortalarından başlayıp Nisan ayı sonlarına kadar devam eden 6.5 ay gibi uzun bir süre kapsayan don olayının görüldüğü devre ziraat hayatı bakımından bilhassa bitkilerin yetişme devreleri açısından son derece etkileyici ve belirleyici bir husustur. Donlu günlerin mevsimlere dağılışı incelendiğinde ; en yüksek payın %57.4 ile kışa ait olduğu, %25.1 ile ilkbaharın ikinci sırada geldiği görülür. Sadece Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında don görülmemektedir.

33 Yıllık ortalamalara göre Patnos yıllık yağış miktarı 428.8 mm'dir.Yağışlar daha çok Nisan ve Mayıs aylarında görülmektedir. Bununla birlikte Nisan ayı payının daha fazla olduğu dikkati çeker. Nitekim ilkbahar toplam yağışlar içerisinde %39 luk bir oranla başta gelirken Kış ve Sonbahar mevsimleri birbirlerine yakın değerlerle ikinci ve üçüncü sırayı alır . (Kış %26.4 , Sonbahar %24.2) Yaz yağış bakımından en az paya sahip olup (%9.5 ) bu özelliğiyle yağış azamisi Yaz’a tekabül eden Kuzeydoğu Anadolu’dan önemli bir farklılık gösterir. Yılın ortalama 75.6 günü yağışlı geçmekte bununda %34.5 i yani 26.1 günü kar yağışları şeklinde düşmektedir. Patnos’ta en yüksek kar örtüsü 135 cm ile Mart ayında tespit edilmiştir.

Patnos'ta doğu sektörlü rüzgarlar (NE,E,SE) daha sıklıkta esmekte buna yakın değerle W ve S sektörlü rüzgarlar izlemektedir. Yıl içerisinde rüzgarın en fazla estiği yön %25'lik bir oranla E olup bunu %14.5 ve %13.6'lık oranlarla SW ve W yönleri izlemektedir.

agri-patnos3

Sosyal Yapı ve Ekonomik

Patnosta işsizlik ilçenin en büyük sorunlardandır. İşsizlik nedeniyle halkın büyük bir kısmı batıdaki büyük şehirlerde çalşmaktadır. Halk ailesini Patnosta bırakıp 6 – 7 ay büyük şehirlerde çalışır.

 TARIM

 Tarım faaliyetleri, nüfusun fazla oluşu, sert karasal iklimin etkisiyle kısa süren yazlar ve ortalama yıllık yağışların düşüklüğü gibi sebeblerden dolayı fazla gelişememiştir. Tarım genelde aile işletmeciliği şeklindedir. Arazilerde mülkiyet durumu şöyledir; Araziler genelde ağaların elinde toplanmıştır. Ağaların bu durumuna karşılık toprağı olmayan halkta vardır.

 İnceleme alanında tarım alanı yok denecek kadar azdır. Etüd sahasında tarım faaliyetleri ile uğraşan halk ve arazi sahipleri oturmaktadır. Ayrıca tarım ürünleri şehir merkezinde tüketilmektedir.

 Tarım alanlarında genel olarak kuru tarım yapılmaktadır. Bu alanlara ya D.S.İ nin sulama kanallarıyla yada vatandaşın kendi olanaklarıyla yaptığı ark ve kanaletlerle sınırlıda olsa su getirme olanağı bulunmaktadır.

 HAYVANCILIK

 Hayvancılık ilçenin en önemli geçim kaynağıdır. Yörenin işsizlik ve göç gibi ekonomik ve sosyal sorunları ortadan kaldırabilecek potansiyele sahiptir. Yıllarca hayvancılıkla uğraşan yöre insanı edindiği tecrübe veya kültür birikimi ile elverişli şartlarda hayvancılığın geliştirilmesi mümkündür. Bu durumda halkın refah seviyesi yükseltilerek fakirlik ve işsizlik önlenebilir. Hayvancılık faaliyetlerinin geliştirilmesi halinde üretken hale gelen insanlar toprağına bağlı kalarak göç olayıda ortadan kaldırılır.

 Geçim tipi hayvancılık yapılmaktadır. 1995 verilerine göre merkezde 4000 sığır, 9500 koyun, 500 keçi, 50 manda ve 28000 kümes hayvanı bulunmaktadır. Doğal ortama en uygun küçükbaş hayvan kızıl karaman koyunudur.

 Akarsularda tatlı su balıkçılığı, evlerde tavşancılık ve cüzi miktarda arıcılık yapılmaktadır. Tüm ilçede 70 kovan bulunmaktadır. Yılda 2100 kg verim alınmaktadır.

 Hayvanlardan alınan verim düşüktür. Çünkü ilkel bir hayvancılık faaliyeti uygulanmaktadır. Ortalama olarak yerli bir inekten günde 3-5 kg süt alınır. Ama iyi cins bir inekten günde 25-30 kg süt alınabilmektedir. Et farkıda böyledir. Geçim amacıyla beslenen hayvanlarda (ortalama olarak bir koyunda ) 50 kg et alınırsa ticari amaçlı bir hayvanda 60-65 kg et alınır. Hayvancılık faaliyetlerinde başlıca aşılama, beslenme, ağılların temizliği, düzeni, havalandırması, ışıklandırılması gibi durumlara önem verilmemektedir. Bu ilkellik hayvan sağlığı için tehlike oluşturduğu gibi insan sağlığı için de tehlike arzetmektedir. Brusela, şap (halk dilinde tabak) ilkbaharda zehirlenmeler vuku bulan hastalıklardandır.

 Genel Nüfus Sayımı(2000) sonuçları itibariyle ilçe merkezi ve köylerinin nüfusu 136.594 tür.Buna göre 1421 kmª olan yüz ölçümü itibariyle kmªye 84 kişi düşmektedir.

 İlçenin toplam nüfusu içerisinde yaklaşık 64880 kişisi erkek, 55536 kişisi de kadındır bunun 65360 kadarı ilçe merkezinde, 55056 i de köylerde yaşamaktadır. 1997 yılı sonuçlarına göre nüfusun %53 kadarı şehirde, %47 si kırsal alanda yaşamaktadır. Nüfusun sayım dönem-lerine bağlı olarak gösterdiği özellikler; 1960-70 arasında yüksek evlenme, doğum artışları ve kırsal alanlardan göçler nüfusu iki katına çıkarmıştır. Ayrıca 1990-94 yılları arasında devam eden artış, Malazgirt ve çevredeki ilçelerdeki terör ve terörle ortaya çıkan askeri baskıların doğurduğu göçlere bağlıdır. Bunun yanında ilçeye atanan asker ve polisler de nüfusun artmasına neden olmuştur. Askeri nüfus toplam nüfus içerisinde önemli yer tutar. Askeri nüfusun faal nüfus içerisindeki payı 1985 te %31.4, 1990 da %17.0 , 1995 te ise %31.8dir. 1997 sonuçlarında dikkati çeken bir nokta da şudur ; köy nüfusunun artışı yavaşlamış kent nüfusunun artışı da fazla oranda geçekleşmiştir. Köylerdeki nufus artışını doğurganlığa bağlayabiliriz. Şöyle ki; aşiretinin fazla olmasını isteyenler çok çocuk yapmak istiyorlar. Halkın inanışına göre nüfus çocukluk döneminde tüketici durumdayken ilerde üretici durumuna mutlaka geçecektir. Tabi bunun istihdamla desteklenmesi durumunda bu bölgedeki nüfus potansiyel bir güç kazanacaktır.

 NÜFUSUN ÖZELLİKLERİ

 Nüfus piramidi incelendiğinde şunlar görülür: 0-14 yaş arsını ifade eden çocuk nüfusun merkezdeki nüfusa oranı % 48.5 ; 15-64 yaş arasını ifade eden faal nüfusun oranı % 51.3 ve 65 yaş üstünü ifade eden ihtiyar tüketici nüfusun oranı %2.58 dir. Merkezde erkek nüfusu kadın nüfusundan fazladır.( 37.539 E – 27.804 K )

 Kırsal kesimde ise kadın nüfusu , erkek nüfusundan fazladır.( 27.715 K. , 27.341 E. ) Bunun sebepleri ise erkeklerin çalışmak için şehirlere göç etmesi , kan davalarında ve iş kazalarında erken ölmeleridir.Ayrıca okumak için şehre giden erkeklerin fazlalığı kadın nüfusunun kırsal kesimde fazla olmasına sebeb olmuştur.

 EĞİTİM DURUMU

 Eğitim verilerine göre (1997) %48.4ü okuryazardır. Ayrıca %2.84ü okula gitmeden kendi çabasıyla okuma – yazma öğrenmiştir. %20.53ü ilkokul, % 7.2i orta – lise, % 0.34 ü meslek yüksek okulu ve üniversite mezunudur. Kadın – erkek nüfusu birbirine eşitken; erkek öğrenciler kız öğrencilerinden % 70 fazladır.

 SOSYAL DURUM

  Sosyal oluşum olarak Patnos toplumu; yerli halk, dışardandan gelenler ve devlet görevlileri olmak üzere üç gruptan oluşmaktadır. Yerli halk aşiret sistemine dayanan bir yapı ile şekillenmiştir. Yöre halkının sosyal hayatını etkileyen ve ortaçağdan kalma bu feodal sistem modern olsun ilkel olsun halkı sömürmektedir. Ağa otoriter güçtür. Aşiretçilik beraberinde kan davalarını gündeme getirmektedir. Aşiretçiliğin Doğu Anadoluda en yaygın olduğu yer Patnostur. Sipkan, Hayderan, Asi, Memani, Merhuri, Torın, Akubi, Helki, Şeyh, Kérdizi, Atmaneki, Tırtopi ve Celali bazı aşiretlerdendir.

 Erkeklerin kıyafeti genellikle moderndir . Bunun yanında şapkalı, şalvarlı, sarıklı erkeklere de rastlanır. Kadınlar entari, dére, fistan denen uzun elbiseler giyerler. Giyimde televizyon ve batıdan gelen memurların etkisi görülür.

 Yörede ham maddesi hayvan ürünlerine ve cinslerine dayanan yöre ye özgü yemekler yapılır. Yöresel isimleriyle Keledoş, Haşil, Halise vb. yemeklerdir.

 Evlenmeler genelde görücü üsülüne dayanır. Ailelerin tanışıp anlaşma esasına dayanır. Başlık parası verilir. Düğünler, nişan şirnayi (şebet ) düğün (siyarkırın) diye üç evrede yapılır. Düğünlerde mertliği, yiğitliği yansıtan; ayrıca coğrafi yapıya uymuş (sertlik, yüreklilik) oyunlar oynanır. Koçeri bunlardandır.

 Futbol, atletizim, at yarışları revaçta sporlardır. İhiyarlar arasında satranç yaygındır.

agri-patnos5 

YERLEŞME VE MESKENLER

 Yerleşme şeması büyük ölçüde Karasu Deresinin hemen batısında ki merkez etrafında her tarafa büyüme şeklinde elde edilmiştir. Yerleşmenin kuzeybatısındaki askeri alan ve güneydeki Badişan Deresi yerleşme için eşik alanlardır. Şehrin en önemli caddesi Ağrı-Van caddesidir. Bu caddenin kuzeyinden geçen yol önemli ulaşım bağlantılarından biridir. Yerleşim alanı yaklaşık 999,83 ha büyüklüğündedir. Şehir içi arazi kullanımını kısaca şöyle ifade edebiliriz.

 a) Konut Alanları

 Yerleşme alanı içinde 788.10 ha alan kaplamaktadır. (%78.82 ) Nerdeyse tamamı bir katlı evlerden oluşmaktadır . Kamu kuruluşlarına bağlı lojmanlar çoğunlukla 4-5 katlı olarak diğer konutlarla yanyanadır.

 b) Ticari Alanlar

 Ticaret Ağrı – Van caddesi , 14 Nisan caddesi ve Malazgirt caddelerinde yapılmaktadır. Kapladığı alan 20.09 ha (%2.1 ) dır.

  c) Resmi ve İdari Alanları

 Kapladığı alan; 11.61ha (%1.6 )dır.

 d) Askeri Alanlar

 Kapladığı alan;3.75 ha (%0.38) dır

 e) Yeşil Alanları

 Patnosta düzenli bir yeşil alan yoktur. Yerleşmede özellikle dere boylarında ağaçlık alana rastlanmaktadır.Bu alanların miktarı 4.60 ha dır.0.30 halık bir alan mezarlıktır. Yerleşme alanından geçen akarsular 6.10ha alan kaplar.

 f) Yollar

 Yollar 61.03 ha alan kaplar. Kişi başına 12.21 mª yol alanı düşmektedir. Yolların toplam uzunluğu 100km civarındadır.

 g) Tarım Alanları

 Toplam olarak 1388.75 ha alan kaplamaktadır. Bu alanlar yerleşmeyi çevreleyen mekanlardır.Yerleşme alanı içinde de tarım yapılmaktadır.

 MESKEN ŞEKİLLERİ

 Meskenler yapımında kullanılan malzeme bakımından ikiye ayrılır ;

 a -Kerpiç evler

 b -Biriketlerin kullanıldığı betonarme evler

  Konutlar genellikle ev ve eklentileri şeklindedir. Eklentiler ; tandır ocağı , kom, ahır, ağıl, kiler, tezeklik, vb. bölümlerdir. Tuvalet – banyo ilkel ev tipinde evin dışında iken; modern ev tipinde içerdedir. Karatakım ev tipi yok denecek kadar azdır.

 DİĞER SOSYO-EKONOMİK FAALİYETLER

 Patnosta ziraat ve hayvansal ham maddelere dayalı hiçbir modern sanayi tesisi ve faaliyeti yoktur. Değirmencilik, oto tamirciliği, demircilik, keçe yapımı gibi atolye sanayisi mevcuttur.

 Ticari amaçlı hayvanların iyi beslenmesi ve bol ürün elde etmek için yaylacılık faaliyetleri yapılmaktadır.

 Halıcılık faaliyetleri de yoğun olarak yapılmaktadır. Halk Eğitimi bünyesinde açılan kurslarla desteklenmektedir.

 Kültürel faaliyetler çok dar kapsamlı yürütülmektedir. Genelde Halk Eğitim Merkezi ve Halk kütüphanesi kültürel faaliyetlere katkıda bulunur. At yarışları, satranç, folklor ve halk müziği yarışmalarının yanında şiir, öykü yarışmaları da yapılmaktadır. Futbol spor faaliyetlerinin başında gelir. Atletizme de ilgi büyüktür. Patnosta bir açık türübünlü stadyum bulunmaktadır. Kışın kayak sporu da yapılmaktadır.

 Son zamanlarda gençlerin internet ve bilgisayara ilgisi artmaktadır. İlçede fazlaca internet cafe faaliyet göstermektedir.

 İlçede “Patnos FM” adında bir yerel radyo istasyonu ile Patnos “Çağrının Sesi” adlı bir yerel gazete mevcuttur

 ULAŞIM VE TURİZM

 Patnos Ağrı- Van , Ağrı-Bitlis, Ağrı-Muş illerini birbirine bağlayan bir dörtyol kavşağında bulunur. E 95 karayolu ile Vana oradan İrana bağlanır. İşlek bir kara yoludur. Hemen hemen bütün köyler ile karatolu bağlantısı vardır ancak bu yollar toprak olduğundan çamur ve tozluluk sorunuyla karşı karşıyadır.

 Tarihi yerler, sayfiye yerleri, dağcılık , avcılık vb. yerler bakımından Patnos zengin potansiyele sahiptir. Aznavur tepedeki mabed, Kot Tepedeki Kral Haldi Tapınağı (M.Ö 815-706 yıllarında yapılan mabet 450 m yükseklikte, 1500 mªalanlı tepenin orta kısmının orta kısmının zirvesine kadar 3 surla çevrilmiştir.) ve Giriktepedeki saray tarihi çekiciliklerdir. Süphan Dağı görsel olarak dikkati çeken tabiat güzelliklerindendir. Doğal güzelliği yanında kış sporlarına ve dağcılık sporlarına da uygundur. İran inanışlarına konu olmuş bir dağdır, şöyleki; dağa çıkmak zor olduğundan zirveye üç defa çıkmak bir hac sevabı kadardır. Ayrıca yaylacılık faaliyetleri allosentrik (Alışılan hayatın dışına çıkıp daha çok macera arayan tip turistler) turistler için ilgi çekicidir.

 YERLEŞMENİN YAPISAL GELİŞİMİ

 Verimli tarım alanlarında kurulmuş olan Patnosun doku gelişimi Urartular zamanından bu yana Aludiri (Şimdiki Çay Mahallesi) merkezli olmuştur. Bunun kanıtlarından birkaçı burdaki saray ve daha sonraları inşa edilen şimdi harabe halinde olan değirmendir.

 Ayrıca buradaki asırlık sulama kanalları yerleşmenin ilk çekirdeğinin burada olduğunu gösteren delillerdendir. Çay Mahellesinin güneydoğu ucunda Patnos Deresi ve Badişan Deresi yataklarında kurulan yerleşme daha sonra Camii Mahellesinin güneyi ve Çay Mahellesinin kuzeyi arasında bir alana kaymıştır.

 1955 te; bugün şehri ikiye bölmüş olan çevre yolu yerleşmenin kuzey sınırını oluşturuyordu. Bu dönemden itibaren yerleşme, özellikle kuzeye, doğuya ve güneye doğru gelişme göstermiş. Şehrin kuzeybatısına askeri birliklerin konuçlanmasından ötürü bu istikamete doğru gelişme durmuştur.1980den sonra ise daha çok güneybatıya doğru bir gelişme meydana gelmiş. Alparslan Mahallesinin ¾ ü bu dönemde iskan sahaları haline gelmiştir. Bugün de gelişme güneybatıya doğru yoğun bir gelişme eğilimi göstermiştir. İkinci bir gelişme ise doğuya doğru: E.M.L. ve D.S.İne doğrudur.

 Patnosta gelişmeyi kuzeybatı ve batıya doğru çevre yolu ve askeri birlikler engellemektedir. 1970lerden bu yana bu istikamette gelişme görülmemektedir. Bunun yanında şehrin güneye doğru gelişmesine ; doğal bir faktör olan Badişan Deresi izin vermemektedir. Dolayısıyla yerleşme daha çok kuzey, kuzeydoğu ve güneybatı eksenleri boyunca gelişme göstermiştir. Patnos halihazırda 19 mahalleden ibarettir.

 turkyo-adobe3

 

Adobe Photoshop Extended CS5 Ver. 12 Macintosh Turkish DVD Set

No tags for this post.

Leave a Reply