Başka Dillere Tercüme

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Giriş

Türkiye'nin illeri

Genişlet | Daralt

Bumerang

Bumerang

Web Tasarım Kampanya

 

Hatay-iskenderun1

İskenderun (Yunanca: Αλεξανδρέττα, Aleksandretta, Türkçe karşılığı "Küçük İskenderiye"; Arapça: لواء اسكندرون, Lue İskenderun, anlamı "İskenderun Tugayı"), Hatay'ın en büyük ilçesidir.

M.Ö. 333 yılında, Büyük İskender’in İsos yakınlarında kazandığı zaferden sonra Alexandreia adıyla kurulmuştur. Bu kent kurulmadan önceleri ise burada Myriandrus adında bir Fenike şehri bulunmaktaydı. Makedonya Kralı Büyük İskender'in, Pers Şeyhi III. Darius’a karşı İsos Vadisi'nde üstünlük sağlamasıyla temeli atılan bu şehir, sahip olduğu coğrafi önemin etkisiyle tarihinde birçok defa işgale uğramıştır.

Selevkoslar’dan Romalılara, ardından 395 yılında Doğu Roma'ya katılmış ve VII. yüzyıl ortalarında İslam Devleti'nden 1516 yılında Türk-Memlük İmparatorluğu’na geçmiş, 1517’de Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sırasında yapılan Mercidabık Savaşı'yla da Osmanlı İmparatorluğu'na katılan İskenderun'a, I. Dünya Savaşında İngilizler ve ardından Fransızlar egemen olmuştur. 1938 yılına kadar Fransız himayesinde Suriye'nin bir sancağı olarak kalmıştır. 5 Temmuz 1939'da Türk Ordusu'nun İskenderun'a girmesiyle, resmen Türkiye'ye katılmıştır.

İskenderun, Türkiye'ye katıldığı zamandan 1974 yılına kadar olan dönemde oldukça küçük bir kasabaydı. 1974 yılında üretime geçen Türkiye'nin üçüncü Demir-Çelik Fabrikası, kent yaşamına büyük canlılık getirmiştir. Ayrıca, süperfosfat fabrikası, bitkisel yağ, yem, un, konserve, salça, çırçır, dokuma, çeltik, oto ve makine yedek parçaları vb. endüstri dalları vardır. Boru hattı ile Batman'dan gelen petrol, İskenderun Limanı'ndan deniz yoluyla Mersin'e gönderilir. Limanda Demir-Çelik ve Süperfosfat fabrikalarının iskeleleriyle NATO'ya bağlı bir iskele ve demiryolu istasyonu bulunur. Türkiye'nin dördüncü büyük limanı olan İskenderun Limanı'nın yıllık yük kapasitesi 8.7 milyon tondur.

Şehir merkezine 33 km. uzaklıktaki Arsuz, deniz kıyısında ünlü bir turizm beldesidir. İlçe çevresinde ayrıca doğal plajlar ve yaylalarla çeşitli mesire yerleri vardır. İlçe merkezi, planlı bir biçimde çağdaş şehircilik anlayışına uygun olarak gelişmektedir. İlçenin ana caddeleri denize dik iner. Deniz kıyısındaki alan, Atatürk heykeli ve çevresiyle kıyıya paralel uzanan Atatürk Bulvarı, eğlence ve spor tesisleriyle yeniden düzenlenerek 1985'te hizmete açılmıştır

Bugün, İskenderun Türkiye'nin önde gelen en büyük ilçelerinden[10] biri olup, özellikle sanayi, deniz ticareti ve turizm alanında hızla gelişen bir şehirdir

Hatay'ın kıyı şeridinin yaklaşık %50'si İskenderun ilçe sınırları içerisindedir. Ayrıca İskenderun, 759 km²'lik yüzölçümüyle Hatay yüzölçümünün %14'ünü kaplar.

Kökenbilim

İsos Savaşı'nın ardından Alexander ve Hephaistion'un, Darius'un ailesini, onların çadırında, ziyaret ederken… Bu eser Gerard Edelinck tarafından oyulmuş, Charles le Brun tarafından da 1661 yılında dönemin Fransa kralı XIV. Louis için çizilmiştir.

M.Ö. 1500'lü yıllarda Fenikeliler, Myriandrus kentini bu bölgede kurmuşlardır. Myriandrus adı, Mura-Wanda; "Muralı, Mura'ya" (Yüce Ana'ya) tapan halk demektir. Herodot'un bir yazısında "…güneyden alırsak aynı kıyı çemberi, Fenike'de Myriandrus Körfezi'nden Tripion Burnu'na kadar. Bu deniz kıyısı boyunca otuz insan soyu oturur…" geçmektedir. Bu bölgeyle ilgili Ksenophon, (M.Ö. 401-400) Anabasis'te, "…Kyros oradan Suriye içinde beş fersenk kadar ilerleyip Fenikeliler'in oturduğu kıyı şehri Myriandrus'a vardı. Burası birçok ticaret gemisinin demir atıp beklediği bir ticaret limanıydı…" demektedir. Strabon ise "…Küçük bir kasaba olan İsos'a ve Pinaros Irmağı'na gelinir. Büyük İskender ile Darius arasındaki mücadele burada olmuştur. Ve koy İsos Körfezi olarak adlandırılır. Bu körfezde Rhosos, Nicholopolis, Myriandrus, Nepsuestia ve Pylai gibi Kilikya ile Suriye arasında sınır olduğu söylenen kentler bulunur…" demektedir.

M.Ö. 333 yılında Büyük İskender ile III. Darius ile yapılan savaşın ardından bölge Makedon hakimiyetine girmiştir. Bu tarihten sonra Myriandrus adı değiştirilerek, kente Alexandreia adı verilmiştir. Alexandreia, Hellen diline göre Alexandros (İskender) Yurdu anlamına gelmektedir. Büyük İskender'in Mısır'da kurduğu kente de bu isim verilmiştir. İkisini birbirinden ayırmak için, Kilikya bölgesindeki bu kente Alexandreia Minor (Küçük İskenderiye), Haçlılar döneminde de Alexandretta denilmiştir.

Coğrafya

Şehrin batı bölümünü Akdeniz çevreler, doğusu ise Nur Dağları'na dayamış bir haldedir. İskenderun Körfezi'nin güneybatıdan gelip kuzeye devam ettiği ovada yerleşmiştir. Nur Dağları'nın eteklerinde, genişliği 5 km²’yi bulan alan üzerinde kurulmuş olan İskenderun'un yüzölçümü 759 km²'dir. 37 derece kuzey enlemi ile 36-37 derece doğu meridyenleri üzerinde yer almaktadır. Kara, deniz ve hava ulaşımına elverişli bir kenttir. Yörenin kuraklığı şehrin bu kıvrımlara paralel olarak serilişi, ayrı bir özellik kazandırır. Batısında Akdeniz, kuzeyinde Dörtyol ilçesi, doğusunda Nur Dağları ve güneyinde önemli bir merkez olan Belen Geçidi'yle çevrilidir . İskenderun Körfezi ise Akdeniz'in Hatay ve Adana illeri arasına sokulmuş olan en doğu noktasıdır. Kara ve deniz ulaşımında hizmetlerin oldukça gelişmiş olduğu bölgede ticaret büyük öneme sahiptir. Adını aldığı İskenderun ilçesinde bulunan liman, Türkiye'nin Akdeniz kıyısında bulunan en büyük ikinci limanıdır . Geçmişte Ortadoğu'da yaşanmış olan bunalımlardan dolayı Beyrut'un eski önemini yitirmesi körfez ve çevresine değer kazandırmıştır. İskenderun Körfezi, Hatay'ın batısını Güvercinkaya'dan başlayarak Yeşilkent'e dek kuşatır. Körfez ilde yaklaşık 152 km'lik bir kıyı oluşturur. Akdeniz'in bu kesimlerinde tuzluluk oranı, binde 38-39, ortalama sıcaklık ise 22,2 °C'dir. Yöredeki doğal plajlar, ülke turizmi açısından son derece önemlidir.

hatay-iskenderun2

Nüfus

İskenderun

Yıl           Nüfus   +/-

1980      137.124                50,8%

1985      141.210                2,9%

1990      154.807                9,6%

1997      160.150                3,4%

2000      166.228                3,7%

2008      176.374                6,1%

2009      190.279                7,8%

2010      201.183                5,7%

İskenderun Nüfus Müdürlüğü

Nüfus

İskenderun, limanı ve sahip olduğu sanayisi ile Türkiye çapında büyük önem taşır. İskenderun'un nüfusu 1950-1980 yılları arasında %274 oranında artmıştır. Böylece ilde en fazla nüfusu barındıran İskenderun aynı zamanda nüfusu en hızlı büyüyen ilçe de olmuştur. Nüfus yoğunluğu ve endüstrisi açısından Hatay’ın ve özellikle Türkiye’nin büyükşehire bağlı olmayan, en büyük ilçelerinden[10] biridir. Son nüfus sayımlarında toplam nüfus yaklaşık 331.697 [4][1] olarak tespit edilmiştir. Bu nüfusun 201.183'ü merkeze, 130.514'ü ise bağlı belde ve köylere yerleşmiştir. Yapılan son nüfus sayımına göre şehir merkezinde 90.980 kadın ve 110.203 erkek yaşamaktadır. Nüfus miktarı alınan göçlerle hızla artmaktadır. 1974 yılında Demir ve Çelik Fabrikası'nın üretime geçmesiyle İskenderun, yoğun göç almıştır. Bu göçlerin temel sebebi, sanayi alanındaki iş imkânlarıdır.

İklim

İskenderun'da Akdeniz iklimi görülür. Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına; kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır. En sıcak ay ortalaması 32-34 °C, en soğuk ay ortalaması 10-12 °C dir. Yıllık sıcaklık ortalaması 18 °C dir. Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür. Yılda ortalama kar yağan gün sayısı 0,1, dolulu gün sayısı ise 1,8'dir. Açık gün sayısı 88,3, bulutlu gün sayısı 225,8'dir. Yılda 51,2 gün ise kapalı geçmektedir[21]. En fazla yağış kışın, en az yağış yazın düşer. Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür. Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600-1000 mm arasındadır. Yağış rejimi düzensizdir.

Ortalama Veriler

Aylar     Ocak      Şubat    Mart      Nisan    Mayıs    Haziran Temmuz              Ağustos               Eylül      Ekim      Kasım    Aralık

Ortalama Sıcaklık (°C)    11,8       12,2       14,7       18,3       21,9       25,2       27,8       28,4       26,5       22,4       17,1       13,2

Ortalama En Yüksek Sıcaklık (°C)              15,4       16,0       18,5       22,3       25,4       28,2       30,5       31,3       30,1       27,0       21,5                16,9

Ortalama En Düşük Sıcaklık (°C)                8,7          8,9          11,1       14,6       18,3       21,9       24,9       25,5       23,1       18,7       13,7                10,2

Ortalama Güneşlenme Süresi (Saat)      4,2          5,1          6,1          7,2          9,0          10,3       9,5          9,3          8,8          7,5          5,6                4,0

Yağışlı Gün Sayısı             5,8          6,5          7,6          11,2       15,0       10,6       5,5          4,1          4,0          8,3          6,9          6,2

En Yüksek Sıcaklık (°C)   22,4       26,4       31,7       36,0       40,0       37,6       36,5       38,8       40,0       37,4       31,2       25,2

En Düşük Sıcaklık (°C)    – 0,8       – 0,3       0,4          5,1          11,2       14,8       18,6       18,7       15,4       2,5          2,4          0,8

hatay-iskenderun3

Meteoroloji Genel Müdürlüğü

Bitki Örtüsü

İskenderun'un doğal bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturur. Maki türleri, 4-5 metre boyunda, sert ve tüylü yapraklı bitkilerdir. Bunlar, 800 metre yükselti kuşağına dek yayılır. Mersin, defne, kekik ve lavanta yörede en çok rastlanan maki türleridir.

Nur Dağları'nın denize bakan yamaçlarında, makilik alanlardan sonra, 800 metreden 1200 metreye dek, ardıç gibi ibreli ağaçlarla, meşe, kayın, kızılcık, kavak, çınar ve tespih gibi yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. 1200 metrenin üzerinde, ibreli ağaçlardan kızılçam, karaçam, sedir ve yer yer ardıçlardan oluşan geniş orman alanları vardır.

Jeolojik Yapı

İskenderun topraklarının ana çatısını Nur Dağları oluşturur. Bu dağ sırası ile körfez arasında İskenderun düzlüğü uzanır. Bu arazinin jeolojik yapısını peridotit, serpantin, gabro gibi yeşil kütleler oluşturur.

Dağlar

Bölgedeki tek ve en önemli dağ sırası, Torosların güney kolunu oluşturan Nur Dağları'dır.[24] Bu dağlar Gavur ya da Nur Dağları olarak da bilinir. Toros Dağları sisteminin en güneyindeki bölümünü oluşturan dağlardır.

Kuzeyden güneye doğru uzanarak Asi Nehri'nin Akdeniz'e döküldüğü Samandağ deltasında sona erer. Bittiği noktanın karşısında kıyıda ve Suriye sınırındaki Keldağ vardır. Sıradağların büyük bir kısmı Hatay'da olup Amik Ovası ile Akdeniz'i birbirinden ayırır. Sıradağların en yüksek noktası Hatay'ın Hassa ilçesindeki Mığır Tepesi'dir. Bu noktada yükseklik 2262 m'dir.

Yeraltı Zenginlikleri

İskenderun'da yer alan 53 bin ton toplam rezervli krom yataklarında üretim yapılmaktadır. Demir boksitin toplam rezervinin 264 bin tonluk bölümü İskenderun'da toplanmıştır. Hatay'da yer alan madenlerden biri de demirdir. 1 milyon 604 bin 400 ton toplam rezervli demir yatakları, Dörtyol, İskenderun, Kırıkhan ve Yayladağı ilçelerindedir. Demirin İskenderun'daki toplam rezervi 254 bin 400 tondur. İlin asbest varlığının tümü İskenderun'a bağlı Arsuz yöresindedir. Asbestin toplam rezervi 3 milyon 523 bin 300 tondur. Hatay'daki mermer damarlarının rezervi bilinmemektedir. İskenderun'daki mermerler siyah renkli, ince beyaz kalsit damarlıdır. İlin diğer madenleri arasında, İskenderun'daki 50 milyon ton toplam, 100 milyon ton jeolojik rezervli çimento hammaddesidir.

Tarih

Kent; sırasıyla Selevkosların, Romalıların, Bizanslıların, Arapların ve Osmanlıların egemenliğine girmiştir.

İskenderun Kronolojisi

Tarih Öncesi Devirler

Şehrin kuruluşu tarih öncesi devirlere dayanmaktadır. Karaağaç yöresinde Telliköy adını taşıyan höyükte Arkeolog Mc. Evan'ın bulduğu bazı çanak çömlek parçaları buranın antik çağ öncesi yerleşime açıldığını göstermektedir. MÖ 2000'li yıllarda burada Hititler'e bağlı Kadu Beyliği'nin kurulduğu bilinmektedir (Kadu, Hititçe körfez anlamına gelmektedir.). MÖ 1200'lü yıllardan önce Fenikeliler burada "Myriandrus" adıyla bir koloni kurdular. Burası MÖ 1200'den sonra merkezi Reyhanlı olan Hattini krallığına bağlandı. MÖ 7. yüzyılda Türk asıllı bir millet olan Hurriler'in eline geçen İskenderun ve çevresi MÖ 6. yüzyılda Perslerin eline geçmiştir.

hatay-iskenderun4

Büyük İskender Dönemi

Makedonya Kralı Büyük İskender ile Pers İmparatoru III. Darius arasında yapılan İsos Savaşı

İskenderun gerçek anlamıyla; Perslerin bölgede hakimiyetini yitirmesiyle, MÖ 333 yılında, Asya seferine çıkmış olan Makedonya Kralı Büyük İskender’in, Pers İmparatoru III. Darius’u İsos Vadisi'nde yenilgiye uğratmasıyla kurulmuştur. Bu kenti İskender'in adının verildiği diğer kentlerden ayırmak için buraya, "Küçük İskenderiye" anlamına gelen Alexandretta denilmiştir.

Roma İmparatorluğu ve Sonrası

Roma hakimiyeti başladıktan sonra, İranlıların istilasına uğrayan kalesi tahrip edilip, yeniden inşa edilen şehrin adı Peutinger tabularında bu bölgede cüzzam hastalığı yayılmış olduğu söylentileriyle Alexandreia Scabiasa olarak gösterilmektedir. Yine düzeltme amacıyla 4. yüzyıldan itibaren "Küçük İskenderiye" de denilmiştir. Kalesi muhtemelen Abbasi halifesi tarafından yeniden inşa ettirildi. İslam kaynaklarında ismi İskenderiye-İskenderuna olarak geçen şehir Doğu Roma-İslam rekabeti sırasında defalarca el değiştirmiş Büyük Selçuklu Devletine sonra Eyyubiler'e geçmiş, Birinci Haçlı seferi sırasında Tancrede tarafından zapt edilmiştir (1097). Antakya Dukalığı'nın Mısır Memlük Devleti tarafından ortadan kaldırılması üzerine 14. ve 15. yüzyılda bu bölge Memlükler'in Halep Valiliği ve bazen de Dulkadiroğulları Beyliği'nin nüfus sahasında kalmıştır.

Osmanlı Dönemi

Osmanlı yönetiminde daha sakin bir hayat sürdüren İskenderun ve çevresi 1607 yılında Sadrazam Kuyucu Murat Paşa ile Celali Canbolatoğlu arasında Oruç ovasında meydana gelen savaş dolayısıyla hareketli olaylara şahit olmuştur. 17. yüzyılın başlarında ise Halep valisi Nasuh Paşa, bugünkü varyant yolu güzün deresi kanalının kesiştiği noktada hala bazı duvar kalıntılarının görüldüğü kalenin inşaatını başlatmıştır. Aynı zamanda, İskenderun, Osmanlı İmparatorluğu zamanında ticari ve stratejik özelliğini giderek arttıran bir yoğunlukla sürdürdü. Özellikle Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir liman vazifesi gören şehir, Orta Doğu ile olan ithalat ve ihracatta yerini almıştır.

Osmanlı döneminde İskenderun'un bir caddesi…, "Alexandrette Rue du Phare Hauptstrasse" adlı Fransız kartpostalı (Türkçe: İskenderun, Fener Caddesi, Ana Cadde), Editör B.C., Osmanlı Bankası Arşivi (OBA) Koleksiyonu 1 Kasım 1913'te açılan Bağdat Demiryolu'nun İskenderun-Osmaniye hattında üstü açık yük vagonu çeken iki lokomotif.

Bu liman özellikle 19. yüzyıldan itibaren bazı Avrupalı devletlerin ilgi odağı haline gelmiş, Orta Doğu'da yerleşme planlarında önemli bir yer tutarak rekabet unsuru haline gelmiştir. 1832 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın kumandasındaki Mısır ordusu, Ağa Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu Belen geçidinde ağır bir yenilgiye uğratınca İskenderun kısa bir süre için Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın yönetimine girmiştir. 1839'da Tanzimat ile birlikte yapılan idari düzenlemeyle İskenderun, Payas ve Belen ile birlikte Osmanlı Devleti'nin Adana Eyaleti'ne bağlanmıştır. 1872 depremi İskenderun'da çok hasara neden olmuştur.

1881 yılında Maliye Müfettişi Mesut Bey İskenderun hakkında detaylı bir bayındırlık raporu hazırlayarak maliye nezaretine sunmuştur. Bu rapor üzerine demiryolunun İskenderun'a bağlanması kararlaştırılmış, liman genişletilmiş ve İskenderun Halep şosesinin yapımı hazırlanmıştır. 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı topraklarında ilk petrol İskenderun'un Çengen Köyü'nde bulunmuş, bölgede sondajlarda bazı sonuçlar alınmışsa da açılan kuyulardan verim sağlanamamış ve çalışmalar durdurulmuştur. 1912 yılında Bağdat demiryolunun tali bir hattı olarak Toprakkale-İskenderun demiryolu işletmeye açılmış ve şehrin Anadolu ile olan ulaşımı yoğunluk kazanmıştır. Bu dönemde İskenderun 4 mahalleden oluşan, 1 bucağı ve 24 köyü olan bir kazadır.

Fransız Mandası Altında Hatay-İskenderun Sancağı

Fransa tarafından Suriye Posta İşletmesi'nde Alexandrette (İskenderun) Sancağı adına bastırılan posta pulu

Türkiye Hükümeti'nin, varlığını Ankara Antlaşması'yla birlikte kabul ettiği Suriye'deki Fransız mandası, aslında, 1919 Milletler Cemiyeti kararlarıyla başlatılmıştı. Fransızca bir sözcük olan "mandat", Milletler Cemiyeti'nin bazı büyük devletlere verdiği, başka ülke ve devletler üzerindeki "vesayet görevi"ni tanımlıyordu. Milletler Cemiyeti A,B ve C olmak üzere ayrı manda tipi öngörmüştü ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan kopan Arap toprakları A tipi manda içinde yer alıyordu. Mandater devlete verilen görev, "siyasal bakımdan yeterince olgunlaşmadığı" kabul edilen halkları "bağımsızlığa hazırlamak"tı. Fransa'nın, İskenderun Sancağı'nı da kapsayan Suriye üzerindeki nüfusu da bu biçimde dile getiriliyordu.

1920'de başlayan Fransız manda yönetimi, Fransız yüksek komiserleri eliyle yürütüldü. İskenderun Sancağı, Ankara Antlaşması'nın imzalandığı dönemde Halep Hükümeti'ne bağlıydı. 1922'de Suriye Devletleri Federasyonu kurulunca, bu kez, bu federasyonun Halep Devleti içinde yer aldı. Sancakta yönetsel yetkiler mutasarrıflarca kullanılıyor, yönetimde, yüksek komiserler kurulunun görevlendirdiği Fransız delegesi de söz sahibi bulunuyordu. Bu delege, mutasarrıfın yönetimini mandater devletin temsilcisi olarak denetliyordu. Halep Devleti'nce atanan İskenderun Sancağı mutasarrıfının kaza kaymakamlarını, nahiye müdürlerini atamak, yasa ve yönetmelikleri uygulatmak, vergi toplamak, sancak bütçesini hazırlamak gibi yetkileri vardı.

hatay-iskenderun5

20. yüzyılın başlarında Fransız mandası altında İskenderun. CPA, coll. M. Paboudjian.

Görünüşteki bu özerk yapıya karşın, Fransa, Ankara Antlaşması'nda yer alan hükümleri yerine getirmekten sürekli olarak kaçındı. Örneğin, sancak mutasarrıfı, Fransız delegesinin onayını alması gerektiğinden, yetkilerini bir türlü kullanamıyordu. Fransızların müdahalesiyle, mutasarrıflar sürekli olarak Araplar arasından atanıyor, öbür yüksek düzeydeki görevlere de Hıristiyanlar getiriliyordu. Ankara Antlaşması sonrasında Güney Anadolu'dan İskenderun'a giden Ermeni taburları, her fırsatta bölgenin Müslüman halkına gözdağı veriyor, özellikle Sunni Türkleri sindirmeye çalışıyorlardı. Fransız Yüksek Komiserliği'nin, Türk kökenli yerli halkın etkinliğini hiçe indirmek için giriştiği uygulamalardan biri de, Suriye Millet Meclisi'nde yer alacak İskenderun Sancağı temsilcilerinin dinsel esaslara göre belirlenmesi ilkesini getirmesiydi. Bu yüzden, yerli halk, mecliste etnik yapısına göre temsil edilme olanağı bulamıyordu. Aynı tutum, eğitim konusunda da sürüyor, her gün yeni yeni Hıristiyan okulları açılıyor, Türk okullarına bile Türk öğretmen verilmiyordu.

Yerli halk arasında açıkça ayrım gözeten uygulamaların en çarpıcıları ise ekonomik yatırımlar ve sağlık alanındaydı. Manda döneminde Toprakkale demiryolunun iyileştirilmesi, İskenderun, Antakya ve Kırıkhan'daki elektrifikasyon çalışmaları, İskenderun Limanı'nın yeterli bir duruma getirilmesi gibi bazı girişimlere karşın, yalnızca Türk nüfusun yaşadığı Amik Ovası ve Amik Gölü çevresine hiçbir yatırım yapılmamıştı. Sağlık alanında da, sancak sınırları içinde hayli yaygın olan sıtmaya karşı çeşitli önlemler alınırken, Amik Ovası bu tür önlemlerin dışında bırakılmıştı.

Türkiye'nin İskenderun Sancağı üzerinde hak isteğini önlemek için uygulanan bu ayrımcı siyaset, çok geçmeden, yöredeki huzursuzluğun başlıca kaynağı oldu.

Manda Döneminde Örgütlenme Çalışmaları

Fransa'nın Türklere karşı kimi zaman Hıristiyan azınlıkları, kimi zaman da Müslüman Arapları kullanarak yürüttüğü baskı siyaseti, kısa sürede, mandacıların da hesaba katmadıkları olumsuz sonuçlar yarattı. Sancak sınırları içinde sürekli bir huzursuzluk ortamı doğdu; iç çatışmalar, kimi zaman Fransızlara da yönelen saldırılar aldı yürüdü. Bu gelişmeler üzerine, Fransız Yüksek Komiserliği yatıştırıcı bir siyaset izlemeyi, gelecekteki çıkarları açısından daha uygun buldu. Bu amaçla, Selamet-i Belde adı altında ve Türk, Arap, Rum ve Ermeni gençlerini bünyesinde barındıran bir örgüt kurulması düşüncesi ortaya atıldı. Ancak, bir süre sonra bu örgüt de merkezi yönetimin denetiminden çıktı ve "Anavatanla Birleşme" siyasetinin bir aracı olarak kullanılmaya başlandı. Bunun üzerine, Fransızlar, daha fazla gelişmesine olanak vermeden örgütü kapattılar.

Selamet-i Belde örgütünün kapatılmasını, İskenderun Sancağı'ndaki Türk eşrafın önayak olmasıyla, "Antakya-İskenderun Yurdu" derneğinin kuruluşu izledi. Ancak, çalışmaların kesintiye uğramasını önlemek ve olası baskılardan korunmak amacıyla, örgüt merkezi olarak Adana seçildi. Başkanlığa Tayfur Sökmen getirildi ve dernek, Türkiye ile birleşme doğrultusunda propaganda yapmak için Altınözü gazetesini yayınlamaya başladı. Bir süre sonra Antakya Halk Fırkası adı altında bir de parti kurulduysa da, bunun ömrü Antakya-İskenderun Yurdu örgütüne oranla kısa oldu. Antakya-İskenderun Yurdu yöneticileri her fırsatta Milletler Cemiyeti'ne başvurarak, İskenderun sorununun, Türkiye ile birleşmekten başka bir çözümü olmadığı görüşünü savunuyor, huzursuzlukların ancak böyle bir çözümle giderilebileceğini belirtiyorlardı.

İskenderun Hükümeti Denemesi

Yöredeki huzursuzlukların giderek büyümesi ve Antakya-İskenderun Yurdu Cemiyeti yöneticilerinin sürdürdüğü propagandaların Milletler Cemiyeti'nde yankı bulmaya başlaması üzerine, Fransız Yüksek Komiseri De Jouvenel, 1926'da bir kararname yayınlayarak, İskenderun Sancağı sınırları içinde, merkezi İskenderun olan bir hükümet kurulacağını ve bu hükümetin doğrudan doğruya Beyrut'taki yüksek komiserliğe bağlı olacağını duyurdu. Bu hükümetin kendi anayasası, millet meclisi ve seçilmiş bir hükümet başkanı olacaktı. Ayrıca, Şam'daki Suriye Millet Meclisi'ne gönderilen milletvekili sayısı altıdan dokuza çıkarılacaktı.

Bu önerinin, Fransa'nın bir süredir uyguladığı yatıştırma siyasetinin bir parçası olduğu, kısa süre sonra ortaya çıktı: Seçimler yapıldı. Arapların çoğunlukta olduğu millet meclisi oluşturuldu ve anayasa yapılarak, Fransız mandası altında "Bağımsız İskenderun Hükümeti"nin kurulduğu ilan edildi. Hükümet başkanlığına da İskenderun'daki Fransız Delegesi H. Durieux getiridi. Ancak bu gelişme bile, Şam'da büyük tepkiyle karşılandı. Bunun üzerine kurulduğu ilan edilen hükümetin adı iki gün sonra değiştirilerek Kuzey Suriye Hükümeti oldu. Dört gün sonra da, milletvekillerinin büyük çoğunluğu Şam Hükümeti'ne bağlanma kararı aldı.

Hatay Sorunu'nun Türkiye'de Yeniden Gündeme Gelmesi

Suriye'deki Fransız manda yönetiminin 1936'da sona ermesi ve Fransa'nın 9 Eylül 1936 Antlaşması'yla Suriye'nin egemenliğini tanımasından sonra İskenderun Sancağı'nın geleceğine ilişkin sorunlar yeniden Türkiye'nin gündemine girdi. Aslında, bu sorun Ankara Antlaşması'nın hemen sonrasında da vardı. Nitekim, Mustafa Kemal, 1923'te İskenderun Türkleri temsilcileriyle yaptığı bir görüşmede, sorunun şu ya da bu biçimde, ama kesinlikle Türklerin çıkarları doğrultusunda çözüleceğini belirtmişti. Ancak Suriye'nin, Fransa ile yaptığı antlaşmaya dayanarak sancağı resmen topraklarına katmaya kalkışması, konuyu yeniden alevlendirdi. Antlaşma metni açıklandıktan sonra, Türkiye Fransa'daki Leon Blum Hükümeti'ne bir nota vererek, Fransa-Suriye Antlaşması'nın İskenderun Sancağı'na ilişkin hükümlerini tanımayacağını bildirdi. Atatürk de, aynı günlerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı dolayısıyla yaptığı konuşmada, "Fransa ile Türkiye arasında yıllardır sürüp giden davanın sonuçlanması zamanının geldiğini" belirtti. Suriye Hükümeti ise, 1925'te imzalanan ve "İskenderun Sancağı'nın özerklik statüsünün, Suriye'deki hiçbir siyasal gelişmeden etkilenmeyeceği" hükmünü içeren Dostluk Antlaşması'nı çiğnemekle suçlanıyordu. Nitekim, Haşim el-Attasi başkanlığındaki Suriye Hükümeti'ne verilen notada, antlaşma hükümlerinin yerine getirilmemesi durumunda, ortaya çıkabilecek olumsuz gelişmelerden Türkiye'nin sorumlu tutulamayacağı bildirilmişti.

hatay-iskenderun6

Hatay Adının Konması

İskenderun Sancağı'na ilişkin sorunların böyle duyarlı bir noktaya varması üzerine, Atatürk, konuyu ele almış, Antakya-İskenderun Yurdu Cemiyeti yöneticileriyle görüşmeler yapmaya başlamıştı. İskenderun-Antakya yöresinin adının Hatay olarak değiştirilmesi de yine bu görüşmelerden birinde ve Atatürk'ün buyruğu üzerine oldu. Cemiyet Başkanı Tayfur Sökmen'le yaptığı konuşmada örgütün adının değiştirilmesini de isteyen Atatürk, Antakya-İskenderun Yurdu Cemiyeti'nin bundan böyle Hatay Egemenlik Cemiyeti olarak anılacağını belirtti. Cemiyet merkezinin İstanbul'da olmasını, ancak asıl ağırlığın, Hatay'a geçiş yolu üzerinde bulunması nedeniyle Dörtyol'da yoğunlaştırılmasını öneren Atatürk, Hassa, Kilis ve Mersin'de de şube açılmasını istedi. Yine Atatürk'ün buyruğuyla, Hatay Egemenlik Cemiyeti Genel Başkanlığı'na İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Genel Sekreterliği'ne de Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmen Süer getirildi. Örgütün Dörtyol Şubesi Başkanlığı'n da önce Abdurrahman Melek, daha sonra da Tayfur Sökmen üstlendiler.

Hatay'da Genel Seçimlerin Boykot Edilmesi

İskenderun Sancağı'nın Türkiye'ye katılmasına karşı çıkan bir grup kadının Şam'daki protestosu, 1939. Pankartın birinde yazan cümle şöyle: "Kanımız Suriye Arap Sancağı'na feda olsun."

Ankara Hükümeti'nin Fransa ve Suriye'ye yönelttiği protesto ve girişimler sürerken, Suriye Hükümeti, 14-15 Kasım 1936'da genel seçimlerin yapılmasını karşılaştırdı. Ancak, Hatay Egemenlik Cemiyeti, Suriye'nin egemenliğini yasallaştıracağı gerekçesiyle seçimlerin yapılmasına kesin olarak karşı çıktı. Hatay'da kurulan halkevi ve spor kulübü, genel seçimlerin boykot edilmesini sağlamak amacıyla yoğun bir propaganda başlattı. Kısa bir süreye sığdırılan bu propaganda olumlu bir sonuç verdi ve İskenderun yöresinde seçimleri katılma oranı çok düşük oldu. Bundan sonra, sancağa tam bir kargaşa egemen oldu. Sancaktaki Türkler Suriye Hükümeti'ne bağlı resmi görevlilerle ve henüz Suriye'de bulunan Fransız askerleriyle sık sık çatışmaya başladılar. Fransız Yüksek Komiserliği ise buna, baskıları arttırarak, Türklerin çıkardığı Yenigün gazetesini kapatarak ve yoğun tutuklamalara girişerek yanıt verdi.

Hatay Sorunu Milletler Cemiyeti'nde

Hatay Sorunu'nun devletlerarası ikili görüşmeler yoluyla bir çözüme ulaştırılamaması, giderek daha da olumsuz noktalara yönelmesi üzerine, konu Milletler Cemiyeti göndemine getirildi. Uzun görüşmelerden sonra yöreye, bir Norveçli, bir Hollandalı ve bir İsviçreliden oluşan bir inceleme kurulu gönderilmesi kararlaştırıldı. Kurul, incelemelerinin yanı sıra, yöre halkının eğilimini belirleyecek bir halk oylamasının hazırlığını yapacaktı.

Hatay'ın geleceğini belirleyecek olan halk oylaması Mayıs 1937'de başladı. Ancak, sandık başındaki Milletler Cemiyeti gözlemcilerinin açıkça yan tutması üzerine, Türkiye, bu olayı Milletler Cemiyeti'ne yansıttı ve oylamanın durdurulmasını istedi. Milletler Cemiyeti gözlemcileri de oylamayı yarıda bırakarak Cenevre'ye döndüler. Ancak, bu sırada Fransa Hükümeti'nin tutumunda, uluslararası koşullara da bağlı olarak, önemli bir değişiklik görülüyordu. Bu değişiklik bir süre sonra, sorunun çözümü yönünde çok önemli bir etki yaratacaktı.

Fransa'nın Uzlaşmaya Yanaşması ve Nedenleri

Hatay Sorunu'nun Fransa ve Türkiye arasında görüşülmeye başlandığı dönemde, uluslararası plandaki en önemli sorun, Hitler Almanyası'nın Avrupa üzerinde artan tehdidiydi. Silahlanmayla etkisini arttıran bu tehdit, Avrupa'nın diğer ülkelerini birleşmeye ve Nazi yayılmasına karşı önlem almaya zorluyordu. Türkiye'nin Balkanlar ve Ortadoğu'daki konumu ise, bu bölgenin savunulmasında yaşamsal bir önem taşıyordu. Gerek Fransa, gerek görüşmelere arabulucu olarak katılan İngiltere, bu uluslararası koşullarda, Türkiye ile gerginlik ilişkileri içinde bulunmanın kendilerine hiçbir yarar sağlamayacağını, tersine Avrupa'nın güneydoğu kanadının savunmasız kalmasına yol açabileceğini görerek tutumlarını adım adım yumuşatmışlardı. Dış politikadaki bu gelişmeleri Türkiye Hükümeti de değerlendiriyor ve uzlaşma eğilimi gösteren Fransa'yı kesin ödünler vermeye zorluyordu. Gerçekten de, 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi'yle Çanakkale ve İstanbul boğazlarında denetim hakkını elde etmesi, öte yandan, bağımsızlık yönünde adım atan Ortadoğu'nun Müslüman devletleri üzerindeki küçümsenemeyecek manevi etkisi, Türkiye'yi Güney Avrupa'nın savunulması açısından vazgeçilmez kılıyordu.

Değişen koşullar, 1937'de Fransa-Türkiye görüşmelerini giderek olumlu bir temele oturttu.

Hatay Devleti

Ana madde: Hatay Devleti

Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık tanıması için yapılan çalışmalar üzerine Türk Hükümeti'nin müdahalesi ile bağımsız Hatay devleti kurulmuş aynı gün Hatay Meclisi yasama çalışmalarına başlamıştır. Bir yıl sonra bu meclis Hatay'ın Türkiye'ye katılması kararını alınca 5 Temmuz 1938 Günü Türk Ordusu'nun Hatay'a girmesiyle İskenderun, Türkiye sınırlarına dahil olmuştur.

hatay-iskenderun7

Ekonomi

Şehrin ekonomisinin temelini sanayi oluşturur. Bunun yanında alt yapısız turizm ve tarım, endüstri kadar olmasa da ekonomiye katkı sağlar.

Sanayi

İskenderun'da çok sayıda fabrika ve endüstri kuruluşu vardır. Ayrıca bir tane Organize Sanayi Bölgesi tam kapasite hizmet vermektedir. Organize Sanayi Bölgesi'nin dolmasıyla birlikte ikinci Organize Sanayi Bölgesi inşaatı için çalışmalar başlamıştır.

İskenderun Demir ve Çelik Fabrikası

Ana madde: İskenderun Demir ve Çelik A.Ş.

İskenderun Demir ve Çelik A.Ş, (kısaca: İsdemir) Türkiye’nin güneyinde İskenderun Körfezi'nde bulunan en büyük demir-çelik işletmesidir. Tesisler İskenderun'un 17 km. kuzeyinde Karayılan ve Yakacık yöresinde, sosyal tesisleri ile birlikte toplam 16.757.238 m² alan üzerine kurulmuştur. İsdemir; Türkiye’nin kuruluş tarihi itibari ile üçüncü, uzun mamul üretimi açısından ise en büyük entegre tesisidir.

Kuruluş çalışmalarına 1966 yılında başlanan İsdemir, 25 Mart 1967 tarihinde Sovyetler Birliği ile yapılan Teknik ve Ekonomik İşbirliği anlaşması kapsamında Tiajpromexprot firmasına projeler yaptırılmış, aynı firma ile 10 Ekim 1969 tarihinde fabrika kuruluş anlaşması gerçekleştirilmiştir. 1,1 milyon ton/yıl blum kapasitesinde kurulması planlanan tesisin temeli 3 Ekim 1970 tarihinde atılmıştır. İnşaat ve montaj faaliyetlerinin tamamlanmasını müteakiben üretim üniteleri 1975 yılından itibaren kademeli olarak işletmeye alınmıştır.

Ticaret

İskenderun Limanı

Akdeniz'in kuzeydoğusunda önemli bir stratejik noktada entegre olmuş; Ortadoğu'nun yanı sıra Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine de hizmet vermektedir. Genel olarak aktarma liman özelliğine sahiptir. Artalanının (Hinterland) güçlü olması potansiyelini arttıran temel etkenlerdendir. 1400 m. mendireğe sahiptir. Liman girişinde derinlik 12 m.'dir. Kuzey ve güney rüzgarlarından korunaklı bir yapıya sahiptir. 90 ton kapasiteli bir yüzer vinç, bir kılavuz botu, 4 römorkör, 2 palamar ve bir servis botu hizmet vermektedir. 60.000 ton kapasiteli TMO'ya ait bir beton siloya sahiptir. Limanın yükleme hızı saatte 350 ton, boşaltma hızı ise saatte 250 ton'dur.

Tarım ve hayvancılık

Portakal ve zeytin tarım ürünlerinde ilk sırayı alır. Limon, mandalina gibi turunçgillerin dışında buğday, arpa, yulaf, mercimek, nohut, pamuk, yerfıstığı, üzüm ve çeşitli sebzeler yetiştirilir. Yaylalarda geleneksel hayvan yetiştiriciliği sürdürülür.

Zirai Karantina Müdürlüğü

1957'de kurulan bölge müdürlüğünün merkezi İskenderun'dur. Etkinlik alanı Hatay'ın Reyhanlı ilçesinden Şırnak'ın Silopi ilçesine dek uzanır. Bu sınırlar içinde Antakya, Yayladağı, Reyhanlı, Gaziantep, İslahiye, Kilis, Oğuzeli, Şanlıurfa, Akçakale, Viranşehir, Mardin, Nusaybin, Kızıltepe, Cizre ve Silopi olmak üzere 15 tarımsal karantina kapısı vardır.

Müdürlüğün görevleri, ülkeden dışarı çıkarılan tarımsal ürünlerin denetimini yapmak ve alıcı ülkelerin tarımsal karantina tüzüklerine uygun biçimde hastalık ve zararlılardan arınmış olmalarını sağlamak, aynı biçimde yurda getirilen tarımsal ürünleri de denetleyerek ülkede bulunmayan hastalık ve zararlıların yurda girmesini önlemektir.

hatay-iskenderun8

Bahçe Kültürleri Üretme İstasyonu

İskenderun'da 1948 yılında çalışmalarına başlamış olan bir devlet kuruluşudur. Temel amacı Mersin, Adana, Hatay illerini kapsayan Çukurova bölgesinde turunçgil tarımını geliştirmektir. Bu amaçla, her yıl 20-25 bin aşılı turunçgil fidanının halka dağıtımını sağlayarak, bahçe kurmak isteyenlere yardımcı olan kuruluşun 300 dekarlık bir alanı vardır. Bu alanın 168 dekarında damızlık fidan üretimi yapılmaktadır.

Kültür

1970-1975 yılları arasında kentin göç alması ve aynı yıllarda Orta Doğu Savaşları'nın etkin olması İskenderun'da kentleşmenin hızlanmasını sağlamıştır. Bu durum bölgenin kültürel özelliklerini etkilemiştir.

1970'li yıllarda terzilik, giyim evi gibi işyerleri artış göstermiştir. Eski dönemlerdeki geleneksel kadın kıyafeti zıbın, mavi yünlü ya da pamuklu kumaştan beli büzgülü entari, üzerine yelek, bel bölgesine kuşak, ince yün çorap, yemeni, çarık, baş için ak şal ve kefiyedir. Takı günümüzde olduğu gibi o dönemlerde de yaygındı. Altın küpe, bilezik, yüzük, sırma denilen altın diziler en çok kullanılan ziynet eşyalarıdır. Eski dönemlerdeki geleneksel erkek kıyafeti paçaları işlemeli şalvar, bel bölgesine enli kuşak, gömlek, aba denilen yelek, baş için takke denilen el örgüsü bir başlık, yün çorap ve yemenidir.

Künefenin anavatanı Hatay'dır. Bu nedenle İskenderun'da da künefe en önemli tatlılardandır.

İskenderun'da yetiştirilen tarım ürünlerinin çeşitli olması bölgenin mutfağına yansımıştır. Beslenme büyük ölçüde buğday ve buğday ürünlerine dayanır. Üretimi yaygın olan sebze ve meyve tüketimi fazladır. Bölgede patlıcan, biber, kabak, bamya gibi sebzeler genelde kurutularak kışa saklanır. Nar ekşisi, biber, domates, şalgam turşusu en çok kullanılan katıklardır. Künefe, cezerye, güllaç, lokma ve halka tatlısı yaygın tüketilen tatlı türlerindendir. Turunç, ceviz reçeli ve kabak tatlısı ünlüdür. Genellikle ramazan bayramında kömbe adı verilen pastalar yapılır. Köylerde tandırda biberli ekmek pişirilmesi yaygındır. Sürk denilen çökelek salatası genelde kahvaltılarda çok tüketilir. Çiğ köfte, içli köfte, Belen tavası bölgede en çok tercih edilen et yemekleridir. Kış kabağından yapılan kabak boranisi bölgeye has yemeklerdendir. Yine, tuzlu yoğurt ve taze bakladan yapılan etli yemeğin adı bakla boranisidir. Pazı sapından yapılan zeytinyağlı, biberli ya da yoğurtlu yemeğe zılk denir.

Bölgede evlilik törenleri daha çok modern biçimde gerçekleştirilir. Geleneksel olarak düğünden bir gün önce kına gecesi yapılır. Bu geceye yalnızca kadınlar katılır. Önce gelinin arkadaşlarına, sonra annesine ve daha sonra geline kına yakılır. Gelin ortaya oturur, yedi kız oyunlar oynayarak kına tepsisini getirir. Gelinin çevresinde toplanarak, avucuna para ve kına koyarlar. Ertesi günde düğün yapılır.

Sanayileşmeden önce bölgede el sanatları yaygındı. Ağaç işçiliği en köklü sanatlardandır. Günümüzde el sanatları ve işlemecilik bölgede yok denilecek kadar azdır.

Çok uzun bir süre boyunca bir arada yaşamayı öğrenmiş etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluğa ev sahipliği yapan Hatay, UNESCO tarafından barış kenti seçilmiştir. Çokkültürlü yapısını tarih boyunca korumuş olan bölgede aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bulunmaktadır. Sünni Türkler ve Nusayriler'in yanında, az da olsa Sünni Araplar, Hıristiyan Süryani Ortodoks ve Hıristiyan Protestanlar, Maruniler ve Rum-Ortodoks etnik Süryaniler, Museviler, Ermeniler ve diğer küçük topluluklar, bu çokkültürlü yapının dinamiklerini oluştururlar.

Bölgede halk müziği ve geleneksel oyunlar, bölgeye göç eden insanlardan ve çevre illerden etkilenerek gelişmiştir. Uzun havalar, türküler ve halk oyunları Çukurova ve Gaziantep yörelerindekilere çok benzerdir. Halaylar en yaygın oynanan türdür.

Popüler Kültürde İskenderun

Indiana Jones: Son Macera filminin konusunun bir bölümü İskenderun'da geçmektedir.[32] Filmin İskenderun çekimleri İspanya'nın Granada şehrinde yapıldı ve üç hafta sürdü. Brody'yi kaçırma sahnesi burada gerçekleşti.

1999 yılından bu yana faaliyet gösteren İsveçli metal grubu Andromeda, Chimera adlı üçüncü stüdyo albümlerinde, sekizinci sırada, "Iskenderun" adlı şarkıya yer vermişlerdir.

Asi adlı dizinin çekimleri Hatay'da yapılmıştır.

1,8 milyon Türk liralık bütçesiyle Türk televizyonlarında bugüne kadar çekilen en yüksek maliyetli yapımlardan biri olan ve 1950'li yılların Adana'sını yansıtan Hanımın Çiftliği adlı dizinin "Büyük Kulüp" sahnelerinin çekimi tarihi Fransız mimarisine sahip olan İskenderun Mithatpaşa İlköğretim Okulu'nda yapılmaktadır. Ayrıca bazı sahnelerin çekimleri İskenderun Devlet Hastanesi'nde yapılmıştır.

Yemekteyiz adlı reality showun bir haftalık bölümü İskenderun'da geçmiştir.

hatay-iskenderun9

Turizm

Nur Dağları ile Akdeniz arasında pitoresk sahil bandında yer alan İskenderun; sahip olduğu körfezi, doğal yapısı, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle turizm alanında önemli kentlerden biridir.

Yöredeki bilinen en eski yerleşim MÖ 1500'lerde Fenikeliler tarafından kurulmuş Myriandos liman kentidir. Bu yerleşime ait günümüze kadar ulaşan herhangi bir yapı bulunmamaktadır. Antik kente ait yapıların birçoğu 1822 yılında meydana gelen depremde yıkılmıştır. MÖ 333 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender'in Pers Kralı III. Darius ile yaptığı savaşta üstünlük elde etmesiyle bugünkü İskenderun'un bulunduğu bölgede Alexandreia kentini kurdu. Kent Roma, Sasani, Arap, Bizans, Selçuklu, Haçlı, Memlük ve Osmanlı gibi devletlerin hakimiyeti altına girmiştir.

İskenderun'un 30 km güneybatısında bulunan Arsuz bölgenin en önemli turizm beldesidir. Akdeniz'e uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Bir efsaneye göre, Antioch antik kentinin kurucusu I. Seleucus Nicetor, MÖ 300'lü yıllarda Arsuz'da karaya ayak basmış ve Demetrius’un kızı Stratonica ile burada evlenmiştir. Ortaçağda Port Bonel adıyla bilinen Rosus kentinden günümüze nekropol, mozaikler ve bazı antik yapı kalıntıları ulaşmıştır. Rosus'un 8 km güneyindeki Sütunlü Liman, Helenistik Dönem'e ait limanın kalıntılarıdır. Arsuz'un merkezinde Mario Hanna adıyla bilinen kilise 1778 yılında yapılmış, 19. yüzyılda da restore edilmiştir.

Gözcüler'in yakınlarında bulunan Meryem Ana'nın içinde yıkandığı iddia edilen Meryem Ana Havuzu Hıristiyanlarca kutsal kabul edilmektedir. Burada her yıl 14 Ağustos günü dini tören yapılır. Ertesi gün Hıristiyan toplumu tarafından Meryem Ana Festivali düzenlenir.

İskenderun bölgesindeki tarihi kalıntılar; Şalan Kalesi, Bakras Kalesi, Yunus Sütunu, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Payas Kalesi, Cin Kulesi, İsos Harabeleri, İn ve Hamam, Mancınık Kilisesi 'dir.

Bölgedeki gezi ve mesire alanları; Soğukoluk (Güzelyayla), Gülcihan, Delibekirli Köyü; Çataloluk, Nergizlik, Alan, Atik ve Sarımazı Yaylaları'dır.

Festivaller

5 Temmuz Festivali

5 – 9 Temmuz Uluslararası İskenderun Turizm ve Kültür Festivali

Her yıl düzenlenen ve İskenderun'un düşman işgalinden kurtuluşunun ve Hatay’a Türk askerlerinin İskenderun üzerinden girişinin kutlamaları olan ve İskenderun Belediyesi Festival Komitesi tarafından düzenlenen bir etkinlikler bütünüdür.

Eğitim

İskenderun'da 2011 yılının ilk çeyreğinde edinilen bilgilere göre 7 anaokulu, 94 ilköğretim okulu, 26 lise, 20 dershane, 11 rehabilitasyon merkezi, 10 motorlu taşıt sürücü kursu, 7 muhtelif kurs, 4 özel okul, 2 etüt merkezi, Öğretmen Evi Akşam Sanat Okulu, Rehberlik ve Araştırma Merkezi, Halk Eğitim Merkezi, Mesleki Eğitim Merkezi, Uluçınar Gençlik ve İzcilik Eğitim Tesisi ve İş Okulu olmak üzere toplam 187 eğitim birimi bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Üniversitesi

Bir zamanlar Mustafa Kemal Üniversitesi'nin merkezinin bulunduğu İskenderun'dan, "bir ilçede üniversite olamaz" gerekçesiyle bütün fakülteler tek tek Antakya'ya taşındı. Günümüzde, şehir merkezine yaklaşık 3 km uzaklıkta bulunan havaalanı arazisinde Mustafa Kemal Üniversitesi İskenderun Kampüsü bulunmaktadır. Kampüs içerisinde Mühendislik Fakültesi yer almaktadır. Kampüs dışında, şehirde, MKÜ çatısında İskenderun Meslek Yüksekokulu, Konservatuvar, Sivil Havacılık Yüksekokulu, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, Su Ürünleri Fakültesi eğitim vermektedir.

hatay-iskenderun10

Sağlık

Kent merkezinde ilki 1923, ikincisi 1968 yılında hizmete giren; toplam 73 poliklinik, 11 ameliyathane ve 570 yatak kapasitesine sahip 2 adet devlet hastanesi bulunmaktadır[41] ve 1990 yılında açılan; 6 poliklinik, 3 ameliyathane ve 125 yatak kapasitesine sahip 1 adet doğum ve çocuk hastanesi hizmet vermektedir.[42] Ayrıca 4 tıp merkezi, 1 kardiyoloji merkezi, 1 nöroloji merkezi ve 2 özel hastane olmak üzere 8 özel sağlık kuruluşu; 10'u merkezde 19'u bağlı belde ve köylerde olmak üzere toplam 29 tane sağlık ocağı[43], Hatay'ın en büyük Verem Savaş Dispanseri, 1 Ana-Çocuk Sağlık ve Aile Planlaması Merkezi, 1 Halk Sağlığı Laboratuvarı bulunmaktadır.

Ulaşım

Kente en yakın havaalanı, 2007 yılında hizmete giren, 30 km. uzaklıktaki Hatay Havaalanı'dır.[44] Buradan İstanbul, Ankara ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Almanya'ya uçak seferleri vardır. Ayrıca yurtdışı ve İstanbul, Ankara dışındaki diğer kentlere ulaşım için 150 km. uzaklıktaki Adana Şakirpaşa Havaalanı kullanılabilinmektedir.[45] Geçmiş dönemlerde oldukça işlek olan İskenderun Havaalanı, günümüzde kullanılmamaktadır. Bu arazide Mustafa Kemal Üniversitesi İskenderun Kampüsü bulunmaktadır.

İskenderun'un ana karayolu bağlantısı Mersin-Adana-İskenderun TEM otoyoludur.[47] Adana-İskenderun-Hatay devlet yolu ise ikinci karayolu bağlantısıdır. Toprakkale'den ayrılan bu yol Dörtyol'dan geçerek İskenderun'a ulaşır ve oradan Belen Geçidi'yle Amik Ovası'na bağlanır.

Şehir, Türkiye'deki demiryollarının en güney noktasıdır. TCDD Adana 6. Bölge içerisinde yer alır. Ayrıca TCDD İskenderun Liman İşletmesi deniz ulaşımında etkilidir.

Kent içi ulaşım belediye otobüsleriyle sağlanmaktadır. Belediye otobüsleriyle şehrin hemen hemen her yerine, bağlı beldelere ve köylere ulaşılabilir.

İskenderun'a önemli kentlerden karayolu mesafeleri

Şehir     İstanbul               Ankara İzmir      Adana   Bursa    Antalya                Konya   Samsun               Mersin Gaziantep                Kayseri Diyarbakır           Balıkesir               Van

Uzaklık (km)      1070      621         1031      131         968         689         487         762         200         136         389         449         1025      829

Karayolları Genel Müdürlüğü[49]

Spor

Spor Kulüpleri

İskenderun spor

Ana madde: İskenderun Spor Kulübü

1967'de kurulmuştur. Renkleri Turuncu-Mavidir. Maçlarını uzun yıllar boyunca İskenderun 5 Temmuz Stadı'nda oynamıştır.

Kulüp, 2. ligden 1. lige çıkma mücadelesini 90'lı yıllara kadar devam ettirse de 1. Körfez Savaşı'nın ardından ekonomisi zayıflayan kentin İskenderunspor'a desteği kademeli olarak azaldı ve takım önce 3. lige daha sonra da amatör kümeye düştü.

2007 yılı itibariyle amatör liglerde mücadele etmektedir.

İskenderun Demir Çelikspor

Ana madde: İskenderun Demir Çelik Spor Kulübü

İskenderun'un futbol takımı. Maçlarını İskenderun 5 Temmuz Stadı'nda oynamaktadır. Kulübün renkleri lacivert-kırmızıdır. Takım TFF 2. Lig'de mücadele etmektedir.

İskenderun Belediye spor

Ana madde: İskenderun Belediyesi Spor Kulübü

İskenderun'un bir takımıdır. 1926 yılında kurulmuştur. 2006-2007 sezonunda Türkiye 3. Ligi 1. Grupta oynamıştır. 24 Eylül 2007 tarhinde aldığı kararla ismini İskenderun Belediyespor olarak değiştirdi.[50]

İskenderun Belediye Spor Kulübünün ayrıca Türkiye Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi'nde mücadele eden tekerlekli sandalye basketbolu takımı vardır. TTSB Süper Ligi 2007 – 2008 sezonunu yedinci olarak bitirmiştir.

İskenderun Balıkadam ve Doğa Sporları Kulubü

2003 yılında kurulan bu sosyal grup özellikle dalgıçlık alanında adını duyurmuş bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca kulüp, düzenlenen birçok sualtı aktivitesi ve yarışmalara katılmaktadır.

Yerel Yönetim

Belediye

İskenderun'da belediye teşkilatı ilk kez 1939 yılında Hatay'ın Türkiye'ye katılımıyla birlikte kurulmuştur.

İskenderun Belediye Başkanları

İsim       Görev Yılı

Yusuf Civelek    2009-Günümüz

Mete Aslan        1994-2009

Hasan İnsan       1989-1994

Abdülkadir Kocabaş       1984-1989

Sabri İnce            1977-1984

Ali Dindiltepe    1968-1977

İdari Yapı

İskenderun 28 mahalleden[52][53] oluşmaktadır. Ayrıca 13 belde[54] ve 37 köye[55] sahiptir.[56]

turkyo-nikkon9

 

Nikon Coolpix S80 Kompakt Dijital Fotoğraf Makinesi-Gümüş

No tags for this post.

Leave a Reply