Başka Dillere Tercüme

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Giriş

Türkiye'nin illeri

Genişlet | Daralt

Bumerang

Bumerang

Web Tasarım Kampanya

 

hatay-erzin1

Erzin Tarihçesi

Erzin'in 1473 Otlukbeli Savaşından sonra çoğunluğu Akkoyunlulardan oluşan Türkmen boylarının, İssos ovasının kuzeyindeki bol otlak ve sulak bir alan olan Karahüyük yöresine göçleri ve zamanla bazılarının şimdiki Yoncadüzü ve Gökdere arasındaki "Akdam", bazılarının da Erzin in batısındaki "Şeyhin Ocağı" bölgelerine gelerek buraları yurt edinmeleri sonrasında kurulduğu ve adının da Orta Asya da bulunan Tannu (Tanrı) dağları civarındaki (Tannu Ola) Erzin şehrinin isminden geldiği sanılmaktadır.

Yanlız Türkmenlerin, Karahüyükten 1695-1700 yıllarında buraya gelmeden önce Selçuklular ve Memluklular zamanında bazı Türk boylarınında (Özerler, Tebüklüler-Tıbıklar, Pındıklar) bölgeye geldikleri tahmin ediliyor.

1903 yılında Mutasarrufluk olan Erzin 1906 yılında Bucak haline dönüştürülmüş, 11/07/1939 tarihinde de Adana dan ayrılarak Hatay iline bağlanmıştır.

1.Dünya Savaşından sonra Erzin, Fransızlar ve Ermenilerin işgaline uğramış ve 4 yıl kadar bunların istilasına maruz kaldıktan sonra 8 Ocak 1922 de bağımsızlığına kavuşmuştur.

1987 yılında İlçe statüsüne kavuşan Erzin hızla büyümekte ve gelişmekte olup geçmiş tarihiyle her zaman gurur duymuştur.

Erzin İlçesi

Hatay İlinin kuzeyindeki Amanos (Gavur) dağlarının Akdeniz’e bakan batı eteğinde yer alan ilçemiz, Adana il Merkezine 85, Osmaniye İl Merkezine 23, Dörtyol İlçesine 15 ve İskenderun İlçesine 45 km mesafede, E-91 karayolu, Toprakkale-İskenderun demiryolu ve yine Toprakkale-İskenderun TEM otoyolunun kesiştiği istasyonumuzdan, baharda portakal çiçeği kokularıyla bezenmiş eşine az rastlanan güzellikte bir bulvarla 7 km’lik yolu kat ederek rüya gibi bir yolculukla şehre ulaşılır.

İlçe merkezimizin 30.035 olan nüfusu köylerimizle birlikte toplam 38.918 (2007 yılı genel nüfus sayımına göre) olup, turizmin canlandırdığı yaz aylarında 40.000’i geçer aldığı göçlerle sürekli artar.

Sırtı Amanos dağlarına dayanıp ayakları Akdeniz’e doğru uzanan şehrimizin 298 km2 yüzölçümüne karşılık merkezde rakımı 165 m’dir.

Şehir merkezindeki binasında 9 köy ve 10 mahalleye 77 işçi, 35 memur, 4 sözleşmeli teknik personel ve 1 sözleşmeli Avukat olmak üzere 117 personelle hizmet sunar.

Kışın ılık ve yağışlı bir iklime sahip olan ilçemizde yaz gelince sıcaklık ve nem oranının artması halkımızın denize ve yaylaya gitme sebebidir. Denizimizin eşsiz kumsalı ve GÜNEŞi, yaylamızın olağanüstü güzellikleri ve ferahlatan çam havası çevre yerleşim birimlerindeki insanları da cezbeder.

Ekonomisi büyük oranda tarıma dayalı olan Erzin; şeffaf ve demokratik yönetimiyle ve kendi kısıtlı imkanlarıyla geleceğin turizm cenneti olmaya namzet Türkiye ve dünyanın keşfedilmeyi bekleyen yegane yerleşim birimidir.

Erzin'in Ekonomisi        

İlçemiz ekonomisi tarıma dayalı olup başlıca gelir kaynağımız narenciye üretimidir. Tahıl ve sebze yetiştiriciliği ile son zamanlarda hızla artan seracılık sektörü de önemli ekonomik kaynaklarımızdandır. Ayrıca İskenderun Demir-Çelik Fabrikaları ve yazın hareketlenen turizminde katkıları yadsınamaz.

1965 yılına kadar ilçemizde kuru tarım yapılmakta idi. O yıl Adana Topraksu Planlama Müdürü olan hemşehrimiz Hanifi Soylu' nun katkılarıyla ilçemizde 2 tane sulama kooperatifi kurulmuş, birine ilçemizin eski (Yeşilkent), diğerine yeni (Erzin) adı verilerek narenciye bahçelerimizin hızla artması sağlanmıştır. Böylece işsiz insanlarımız kasabayı terk etmekten kurtulmuş ve dışarıdan göç almaya başlanmıştır.

Yaklaşık 66.000 dekar Narenciye ve 65.000 dekar tahıl ekim alanının bulunduğu ilçemizde tüm narenciye çeşitleri (Vaşington, greyfurt, mandalina, limon, yafa, valensiye,minola vs.) üretilmekte olup, çiftçimiz sürekli araştırmacı olmuş ve yeni çıkan her türlü teknikten yararlanarak verim hızla arttırılmıştır. Bunda 1973 yılında kurulan Ernar Tarımsal Kalkınma Kooperatifininde katkıları büyüktür.

Ülkemizde Dörtyol portakalı aranılan bir meyve olarak ilgi odağı durumuna gelmiş ise de civar yerleşim birimlerindekiler de dahil olmak üzere hiçbirinde Erzin deki ürünler kadar kalitelisi yetiştirilememiştir.

Üretimin katlayarak arttığı ilçemizden yurdun her köşesine ihraç edilen nareciyemiz Arap Ülkelerinde ve hatta Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde önemli bir pazara sahip olup ancak daha adıyla özdeşleşen "Erzin Portakalı" ünvanını alamamanın üzüntüsünü yaşamaktadır.

hatay-erzin2

Şifalı Sular

İçmeler Kaplıcası

İlçenin 3 km doğusunda yer alan Erzin içmeleri özellikle yaz aylarında iç turizme hitap eder.

150 yatak kapasiteli Belediye Moteli ile şahıslara ait pansiyonlar artan talebi karşılamakta güçlük çekmektedir.

Çevre,maki ve meşe-çam karışık bir orman örtüsü ile kaplıdır.

Sıcaklığı 24 derece, pH sı 6,7 olan Erzin İçme Suları bikarbonatlı, sülfatlı, magnezyumlu, kalsiyumlu, karbondioksitli ve bromürlü bir bileşime sahiptir.İçme kürlerine elverişli olan bu sular sindirim sistemi hastalıkları,böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları ve metabolizma bozukluklarına olumlu etki yapar.

Kaplıca ve içme sularımızın sağlık etkinliklerinin (olumlu etki yaptıkları hastalıkların) İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığınca (Çekmece-Nükleer Araştırma Enstitüsü) ile işbirliği içinde yapılmaktadır.

Yılın 12 ayı hizmet veren Belediye Motelimizdeki mükemmel ortam tatile gelen tüm turistlerin beğenisini kazanmış ve yeni misafirlerini ağırlayacak olmanın heyecanını hiç bir zaman kaybetmemiştir.

Ilıca Kaplıcası

2,5 km daha doğuya, doyumsuz manzaralar ve mesire yerleri eşliğinde gidildiğinde kaplıcalara (ılıca ya) ulaşılır.Özellikle romatizmal rahatsızlıkların tedavisi için rağbet edilen merkezde aynı zamanda içmelerde bulunan şifalı suyun bir diğer gözü de mevcuttur.Henüz vasıflı tesislere kavuşamamış olan ılıcamızda pansiyonlar faaliyet göstermekte olup,girişimci yatırımcıları beklemekteyiz.

hatay-erzin3

Karıncalı Yaylası

Amanos ( Gavur ) dağının zirvelerinden olan ve yaklaşık 2000 m. yükseklikte ki uzaktan bakıldığında çıplak gibi görünen ve gerçekte otsu bitkilerle kaplı tepe “Keldaz”olarak bilinir.Zirveden 100 – 150 m. inildiğinde dağ eteklerine kadar uzanan çoğunluğu çam olmak üzere,gürgen,sedir,mezdeki,ladin ve ardıçla kaplı ve benzersiz güzellikleri ile eşsiz bir bitki örtüsünün bulunduğu ve çok çeşitli canlıların yaşadığı gür ormanlık alan bizi karşılar.

500 m. aşağıda ise yaylalarımız, Küçük ve Büyük Karıncalı düzlükleri yer almaktadır.450 civarında konutun olduğu bu yaylalarımız sıcak yaz aylarında halkımızın en çok rağbet ettiği yerlerin başında gelmektedir.

Deniz – Burnaz Plajı

İlçemize 22 km. mesafedeki Burnaz Plajımız , sadece Erzin'e değil yakın çevredeki pek çok yerleşim birimindeki insanımıza şuan için günübirlik olarak hizmet verilmeye başlanmıştır.

Sahilimiz 6 km. uzunluğunda ve 1 km. genişliğinde eşine az rastlanır bir kumsal alana sahiptir.

Burnaz Plajı Kamping Alanı olarak 2010 Yılı sezonunda hizmete açılması için çalışmalar süratle devam etmektedir.

Kardeş Şehir (Erzin-Freiberg)

Almanya’nın Freiberg kentinde çalışan Erzin'li Selçuk ERSÖZ' ün 1990 yılında Freiberg ve Erzin' li yetkililer ile yaptığı görüşmeler sonucunda Freiberg Oscar-Paret Schule ile Erzin Anadolu Lisesi arasında öğrenci değişim proğramı başlatılması kararlaştırılmıştır.

1990 yılında Freiberg Belediye Başkanı Sayın Herbert SCHLAGENHAUF ve Erzin Belediye Başkanı Sayın Mehmet GÜVEN ' in de vermiş oldukları büyük destekleri ile Freiberg Oscar-Paret Schule'nin değerli öğretmenleri Bay PESCH ve Bayan  PESCH,  Bay RETTER ve Bayan  RETTER ile Erzin Anadolu Lisesi Müdürü Bay ÖNGÜ ' nün özverili çabaları neticesinde ilk öğrenci değişim proğramı başlatılmış ve bugüne kadar devam etmiştir.

Bir yıl Erzin’den , diğer yıl Freiberg den gelip giden öğrencilerimiz din,dil, ırk ve kültür farklılıklarının güzel dostluklar kurmamıza engel olmadığını ispat etmişlerdir. 1995 yılında Freiberg Belediye Başkanı Sayın Herbert SCHLAGENHAUF ve Sayın Kazım ERTAÇ' ın yoğun çabaları sonucu her iki şehrin Belediye Meclislerinde aldıkları kararlarla ve neticesinde 2 Mayıs 1996 tarihinde imzalanan Kardeşşehir Protokolü ile birbirlerini Kardeşşehir ilan etmişlerdir.

Seçilen Freiberg yeni Belediye Başkanı Ralf Maier GAISSER ve Erzin yeni Belediye Başkanı Mehmet GÜVEN ile her iki şehrin Belediye Meclis Üyelerinin elele vererek Kardeşşehir ilişkilerimiz ilerletilmiş ve dada da güçlenerek sonsuza kadar devam edeceği görülmektedir.

Stuttgart’a 20 km mesafedeki Freiberg 15.000 nüfuslu (1995) küçük ve orta büyüklükte çeşitli branşlardaki endüstriyel kuruluşları bulunan ve 1750 yabancısının 512’sinin Türk olduğu bir şehirdir.

Karşılıklı ziyaretlerimizde ve Kardeşşehir oluşumunda Freiberg'deki Türk-Alman Kültür Cemiyetinin değerli başkanları, yöneticileri, üyeleri ve diğer ilgililere büyük katkılarından dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz.

Erzin Belediye Meclisinin aldığı karar ile Freiberg eski Belediye Başkanı  Sayın Herbert SCHLAGENHAUF'u  Fahri Hemşehri ilan ederek şehrin temsili anahtarını vermeyi kararlaştırmıştır. Eski Belediye Başkanı Sayın Herbert SCHLAGENHAUF ve Yeni Belediye Başkanı Sayın Ralf Maier-GAISSER'in   14-17/2/2001 tarihleri arasındaki resmi ziyaretleri esnasında da Sayın  Herbert SCHLAGENHAUF’a ilçemizin Fahri Hemşehrisi Unvanı ile Temsili Anahtarı törenle takdim edilmiştir.

Kardeşşehir ilişkilerimiz çerçevesinde Erzin'de 1997 yılında Freiber-Erzin Kardeşşehir Parkı, 2001 yılında ise Freiberg'li işadamı Sayın Günter DAISS' in katkıları ile içinde çocuk oyun alanı, basketbol ve voleybol sahası bulunan bir semt spor alanı açılmıştır.    

Afrika’nın yazına doğru Orta ve Doğu Avrupa’dan yolculuğa başlayıp ilkbaharda yurtlarına dönen  göçmen kuşların mola yerlerinden olan Freiberg’in koruma altındaki tabiat alanı ‘Altneckar’ olup, aynı şekilde gidiş yolunun mola yeri ise Erzin ve  İskenderun Körfezidir.

hatay-erzin4

Kardeşşehir ilişkileri çerçevesinde  düzenli olarak süregelen bir de gençlik kampları programımız var. Freiberg’in bir diğer kardeşşehri Macaristan’ın Ujhartyan kenti ile birlikte düzenlenen 3 uluslu Gençlik Kamplarımızdan üçüncüsü 2001 yılında  Erzin'de organize edildi.

Uluslarası Gençlik Kampları Avrupa Doğa Mirasını Koruma Vakfı (EURONATUR) Proje Koordinatörü  Sayın Conrad FINK,Ujhartyan, Freiberg ve  Erzin Belediyeleri ile  Erzin Çevre Koruma Derneğinin büyük katkıları sayesinde gerçekleşmektedir.

"En önemli şeylerden biri, insanların  çevreyi kirletmeden nasıl yaşayabileceklerini öğrenmeleridir. Bu olay okuma yazma kadar önemlidir. Çünkü ileride onların hayatlarında çevreyi ve doğayı korumak, bizim bugün tasavvur edemeyeceğimizden büyük bir rol oynayacaktır." sözleri herşeyi en güzel şekilde açıklıyor.

İssos Şehri

İssos, binlerce yıldan beri değişik söylencelere tanıklık etmiş olup, Akdenizin doğu kesiminde ve dolayısıyla Erzin sınırları içerisinde yer alır. Şehrin sahipsiz kalıntılarına Erzin'e 7 km mesafedeki İstasyon Mevkiinde rastlamak mümkündür.

Mezopotamya'yı Yunan kültürüne, Anadoluyu İslam Ülkelerine bağlayan merkez konumundaki İssos ; Bizans, Geç Hitit, Selaukos, Pers ve Osmanlı İmparatorluğuna ev sahipliği yapmıştır. Bölgesel olarak çok önemli bir konuma sahip olmasına rağmen günümüzde işlevsiz günlerini yaşıyor, hem de sessizce.

Oluşumu itibariyle mimari özelliği, kendinden sonraki zamanlara öncülük eden bir özelliğe sahip olan İssos kalıntılarının içinde 1-2 km. uzunluğunda, yüksekliği ise yer yer 7-8 m olan ve hala ayakta kalmayı başaran su kanalları bulunuyor. Akdeniz'e Cenevizli gemicilere Amanosların eteklerinden su iletme projesinin ürünüdür, bu su kanalı.

Büyük İskender'in zaferleriyle sonuçlanan M.Ö 333 yılında Pers kralı III. Darius'la yaptığı büyük bir savaşa sahne olan bölge asıl altın çağını Roma döneminde yaşamış ve bu zamandaki imar faaliyetleriyle yeni bir kimlik kazanmıştır.

Ayakta kalmaya çalışan kalıntıların önemli bir kısmı metrelerce toprak altında kalmış ve ciddi bir kazı çalışmasını bekler duruma gelmiş fakat arazinin volkanik yapısı, deprem ve denizden esen rüzgarlarla gelen kumlar gibi doğal zararların yanı sıra bu değerli kalıntılara esas büyük darbeleri içinden geçen yollar ve çevre yerleşim birimleri vermiş, her ne kadar bölge sit alanı olarak ilan edilse de yağmalar önlenememiştir. Tiyatrosu, spor kompleksi, sütunlu caddeleri, hamamı, tapınakları, su sarnıçları, mezarlıkları ve sahildeki iskelesi kaderine terkedilmişliğin hüznünü yaşamakta günümüzde.

Süregelen yaşamda, anıların gerisine düşerek, bizi sınırlayan doğa içinde tarihe ve sanata karşı tavrımızın farkında değiliz aslında. Gelmek istediğimiz uygarlık düzeyinin tüm gelişim hallerini düşündüğümüzde ileri doğru işleyecek olan bilincimizi geçmişle bütünleştiremeyip günü birlik yaşıyor ve algılamakta zorlandığımız zamanın ilerleyen sürecine tanık oluyoruz.

İssos da şimdi geçmişten gelen el'in sanat imgesi, taşların mekan örgüsü esmerleşti, toprakta da açmaz oldu güller…

Gülleri almış bir koku İssos adına,

Çiçekleri mor bağlamış çimenlerinde,

Bu günlerde topraklar yağışsız kurşuni,

Ağıtlarımız da buz tenli diyar gizleri.

hatay-erzin5

İssos Antik Kentinde Yapılan Çalışmaların Sonuçları

Hazırlayan: Ömer ÇELİK, Arkeolog, Hatay Arkeoloji Müzesi,Hatay/TÜRKİYE

Hatay İli Erzin İlçesi, İssos Antik Kenti Mozaik Kurtarma Kazısı, KüItür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 20.07.2006 gün ve 119511 sayılı yazısı eki 20.07.2006 gün ve 119510 sayılı Kazı ve Sondaj İzin Belgesi'ne ve Hatay Valiliği’nin 11.09.2006 tarihli oluruna göre 27.09.2006 tarihinde başlanmış ve 18.10.2006 tarihinde tamamlanmıştır.

2006 yılında yapılan ihbar üzerine yeri tespit edilen mozaiğin kazısına Hatay İli, Erzin İlçesi, İssos Antik Kenti’nin bulunduğu yerden başlanmış ve Geç Roma Dönemi’ne tarihlendirdiğimiz hamam ortaya çıkarılmış, ancak günümüzdeki yapılaşmadan dolayı tamamı açılamamıştır.

Kazı alanında, günümüzdeki yapılar da göz önüne alınarak düzenlenmiş ve 10×18 m ölçülerinde I No.lu; 4×6 m ölçülerinde de II No.lu açma açılmıştır.

II No.lu açmada, hamam kompleksinin külhan bölümüne denk gelinmiş "A" ve "B" odalarının bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. Bu odaların duvarları Erzin bölgesinde yoğun bir şekilde kullanılan bazalt taşlardan yapılmıştır. Duvar örülürken taşların arasına üç sıra halinde pişmiş toprak levhalar yerleştirilmiştir. "A" ve "B" odalarının kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan ortak duvarlarının uzunluğu 6 m, kalınlığı 70 cm’dir. Bu duvara dik şekilde kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan 3,50 m uzunluğunda, 70 cm kalınlığında bir ara duvar ile bu duvarda 1,15 m genişliğinde, 1 m yüksekliğinde iki odayı birbirine bağlayan kapı ortaya çıkarılmıştır. Külhanın duvarlarının yüksekliği 2,80 m’dir. Her iki odanın alt kısmında hypokaust sistemi açığa çıkarılmıştır. Tegulis sesqui pedabius denen büyük boyutlu zemin tuğlalarının üstünde, solum ve playeler yer almaktadır. "A^ odasında dikdörtgen playelerin ölçüleri 27(25)x62 cm, yüksekliği 1 m; "B" odasındakilerin playelerin ölçüleri  57×33 cm, yüksekliği ise 1.40 m’dir. Her iki odadaki playelerin arası 40 cm’dir. Her iki odadaki daire biçimli playelerin çapları 21 cm ve 23 cm arasında değişmekte olup birbirine uzaklığı 35 cm ve 45 cm arasındadır. Odalarda ortada bulunan playelerin altına 23×23 cm ölçülerinde kare biçimli 3 sıra plaka; bunların üstüne de çapları 21 cm ile 23 cm arasında değişen daire biçimli plakalar yerleştirilmiştir. “B” odasında çöken ara bölüm temizlendikten sonra sespansura denen, mekânlar arasında geçişi sağlayan boşluklar ortaya çıkarılmıştır. Külhan duvarlarını çevreleyen kanalların genişliği 12 cm’dir.

I No.lu açma 5×7(10), 4×0,9×10 m ölçülerinde üç bölüme ayrılmıştır. Bu açmanın kuzeyinde yapılan çalışmada zemini pişmiş toprak levhalarla döşeli 5×5 m ölçülerinde bir mekân ortaya çıkarılmıştır. Bu mekânda 50 cm yüksekliğinde, 50 cm genişliğinde iki basamak bulunmuş ve bu basamakların üstünde, içerisinden silindir biçimli künklerin geçtiği yarım daire şeklinde bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Pişmiş toprak plakalı mekânın 170 cm aralıklarla üç yerden tahrip olduğu görülmüştür. Bu mekânın külhanla olan bağlantısı kazı çalışması henüz tamamlanmadığı için belirlenememiş, bu nedenle işlevi de çözülememiştir. Ancak mekânlar arasında geçiş yeri ya da sauna (sudatorium) olarak kullanılmış olabileceği düşünülmüştür.

Pişmiş toprak döşeli mekân ile mozaikli mekânı ayıran tahrip olmuş duvar ortaya çıkarılmış, bu duvara ait olduğunu düşündüğümüz 1×0,90 m ve 0,53×0,23 cm ölçülerinde iki adet mermer lento bulunmuştur. Daha sonra mozaik döşeli alanda çalışılmış, mekânın güneydoğu ve güneybatı duvarları ortaya çıkarılmıştır. Tepidarium olarak düşündüğümüz mekân duvarları yine Erzin bölgesinde yoğun bir şekilde bulunan bazalt taşlardan örülmüştür. Tepidarium’un güneydoğu duvarının ölçüleri 5×1,10×1,70 cm olup 1,70 cm derinliğinde ve 1,30 cm yüksekliğinde, zemini pişmiş toprak levha kaplı apsisi bulunmaktadır. Ancak apsisin olduğu bölgede fosseptik çukurunun bulunmasından dolayı apsis ve bu mekânın pişmiş toprak döşeli mekânla bağlantısını sağlayan duvar tam olarak ortaya çıkarılamamıştır. Güneydoğu duvar 5 m’den sonra iç bölümde 1,10 m, dış bölümde 1,45 m ölçülerinde köşe yaparak ve iç bölüme doğru daralarak 4,09×0,55×0,70 m ölçülerinde devam etmekte; 3,80 m mesafede köşeli dönüş yaparak 0,55×0,35 m ölçülerinde başka bir duvarla kesişmektedir. Tepidariumun iç kısmında, köşeli bir dönüş yaparak daralan duvarın köşesinde, 2 m mesafede, çapı 68 cm olan in situ durumda sütun altlığı ile bundan 1,50 m uzaklıkta günümüz mimarisinin altında kaldığı için tamamı çıkarılamamış ikinci bir sütun altlığı tespit edilmiştir.

hatay-erzin6

Tepidariuma ait duvarlar incelendiğinde, duvarların iç ve dış yüzeylerinin sıvandığı; iç yüzeyin ve apsis kısmının iki kat sıvaya sahip olduğu tespit edilmiştir. Sütun altlığının güneybatısındaki mozaikli alanın üstünün de ince bir sıva ile örtüldüğü görülmüş, bu durum hamam kompleksinin farklı dönemlerde tamir gördüğünü açıklamaya yardımcı olmuştur. Mozaik incelendiğinde sütun altlığının bulunduğu kısımda spiral izleri tespit edilmiş, alan kazıldıkça mozaik parçaları açığa çıkarılmış ve bölgenin defineciler tarafından tahrip edildiği anlaşılmıştır. Tepidariumun güneybatı kısmında hamamın duvarına bitişik olarak 2×1,60 m ölçülerinde, 1,70 m derinliğinde sondaj çukuru açılmış ve tesseraları dökülmüş mozaik harcına rastlanmıştır.

Geç Roma Dönemi’ne ait hamamın Tepidarium bölümünde 8,60×5 m ölçülerinde mozaik ortaya çıkarılmış fakat mozaiğin bir kısmı çiftlik evinin altına doğru devam ettiği için tamamı açılamamıştır.

Ortaya çıkarılan mozaiğin merkezinde Tanrıça Artemis, çevresinde doğal hayatı yansıtan bitkiler ve mücadele eden hayvan figürleri tasvir edilmiştir. Tanrıça Artemis'in başında bir taç ve başının çevresinde hale yer almakta, bir eliyle gümüş yayını tutmakta, bir eli ile sırtında asılı duran sadaktan ok almaya çalışmaktadır. Oksit sarısı tonda tunik giymiştir ve arkasından kolunun üzerine doğru pelerin uzanmaktadır. Artemis'in her bileğinde birer bilezik ve her iki pazısında pazıbent bulunmaktadır. Ayakkabısı ise bağcıklı sandalet biçimindedir. Başının üstünde "ARTEMiC" yazısı yer almaktadır.

Artemis’in elinde tuttuğu yayın baş kısmının yılan başı şeklinde yapılması daha önceki mozaiklerde karşılaşılmayan ilginç bir özellik olarak görülmektedir. Tanrıça Artemis’in arkasında atribusu olan geyik yer almaktadır. Doğal hayatı yansıtan panelin çevresi 2 sıra siyah renkli tessera ile çevrelenmiş, 5 sıra beyaz, 1 sıra siyah tesseradan sonra 87 cm eninde iç bordür işlenmiştir. Oksit sarısı, zemine sahip olan iç bordür 1 sıra siyah tessera ile bitirilmiştir. İç bordürde, sarmal biçimde işlenmiş borazan çiçekleri arasına haşhaş, elma, nar, armut gibi bitkisel motifler ile ayı, keklik, ördek, tavşan, köpek, koç, kuş gibi hayvan figürleri işlenmiştir. 5 sıra beyaz tessera ile yapılmış boşluktan sonra, 2 sıra siyah tessera ve 1 sıra siyah tessera bant arasına beyaz zeminli, bordo renkli, 27 cm eninde dalga motifi yapılmıştır. 5 sıra beyaz renkli tessera, 2 sıra siyah tessera, 1 sıra bordo, 1 sıra toz pembe, 1 sıra beyaz renkli tesseradan sonra zemini beyaz olan oval ve dairesel geometrik desenler arasına çiçek ve geometrik desenlerde yapılmış 80 cm eninde dış bordür bulunmaktadır. Bu bordür yine 1'er sıra siyah tessera arasına yapılmıştır. Oval olan desenin ortasında baklava dilimi motifi, dairesel olan motifin ortasına da dört yapraklı çiçek deseni yapılmıştır. Mozaiğin duvar bağlantısı ise 27 cm genişliğinde düz beyaz tesseralarla sağlanmıştır. Artemis mozaiğinin belli bir bölümü ince bir sıva tabakasıyla kapatılmış olup dönemsel kullanım farklılığına bağlanmaktadır. Üstü kapatılan mozaiğin üzeri açıldığında, kurdeleli ve kurdelesiz kuş figürleri ile zürafa ve keçi figürlerinin yanında geometrik desenler ile karşılaşılmış, fakat tamamı açılmamıştır. Sıva altında ortaya çıkarılan kuş figürleri, 5. yüzyıla tarihlendirilen Antakya mozaiklerinde sıkça kullanılmıştır. Yine bordürlerde kullanılan çiçek desenleri, Antakya mozaiklerinde sıkça tekrarlanmıştır. Dört yapraklı yonca desenleri ve oval formdaki geometrik desenler Antakya ve Harbiye kazılarında ortaya çıkarılan mozaiklerde görülmektedir.

17 farklı renge (beyaz, siyah, krem, koyu kahverengi, kızıl kahverengi, sütlü kahverengi, sarı, oksit sarısı, kiremit rengi, turkuaz, fıstıki yeşil, petrol yeşili, çamurlaşmış yeşil, toz pembe, koyu gri, lacivert, kızıl kırmızı) ve 22 tür hayvan figürüne (ayı, fil, geyik, horoz, koç, kaplan, köpek, keçi, kuş, ördek, impala, pelikan, papağan, tilki, tavus kuşu, tavşan, yılan, zürafa, zebra, panter, sığır, keklik) yer verilen mozaiğin tessereları 1×1 cm, 0,5×1 cm ve 0,5×0,5 cm ölçülerinde kullanılmıştır.

hatay-erzin7

Artemis mozaiğinde işlenen konu, Hatay’daki martyrionda da işlenmiş ancak orada doğal hayat işlenirken, hayvan mücadelesi sahnesine yer verilmemiştir. Artemis mozaiği M.S. 3-4. yüzyıla, martyrion ise M S. 4. yüzyıla tarihlendirilmektedir.  House of Worcester Hunt mozaiğinde Hall of Philia’da görülmektedir fakat dönem farklılığından dolayı figürler daha stilize işlenmiştir. 1934 yılında Antakya'da ve Harbiye'de bulunan mozaiklerde Artemis mozaiğindeki kuş figürlerinin benzerleri işlenmiştir. Artemis kenar bordürlerindeki geometrik desenlerin benzerleri yine Antakya kazılarında ortaya çıkarılmıştır.

Opus Vermiculaton tekniğinde yapılan Artemis mozaiğinde, mekân çizgisi problemi bulunmakta olup mozaik sanatçısı bitki ve ağaç köklerine gölge atarak bu problemi çözmeye çalışmıştır. Mozaikteki figürlere yapay ışık verilerek yapay gölgelendirme yapılmıştır. Artemis figüründeki renk tonlaması ile iç bordürdeki renk tonlaması arasında bütünlük sağlanarak iç bordür kompozisyonunun dağılması önlenmiş ve izleyicinin gözü merkeze çekilmiştir. Dış bordür zemininin beyaz olması da aynı şekilde görüntüyü merkeze toplayarak gözün rahatlatılmasına sebep olmaktadır. Bunların yanı sıra merkezdeki panonun dış hatlarının siyah bantla çevrelenmesi, kompozisyonun sınırlandırılarak görüntünün dağılmasını önlemektedir.

Ortaya çıkarılan hamam kompleksinin külhan bölümünün zemininde İstanbul’da darp edilmiş olan Heraklius'a ait çok kötü durumda bir sikke bulunmuştur ve M.S. 615 tarihini vermiştir. Fakat bulunan mozaik M.S. 3. yüzyıl ile 4. yüzyıla ait olduğu izlenimini vermekte olup bulunan çanak çömlek parçaları bu görüşümüzü doğrulamaktadır. İslami dönem çanak çömleklerinin yanında, M.S. 12 yüzyıla kadar dayanan sırlı seramikler bol miktarda bulunmuştur.

turkyo-nikon6

 

Nikon DSLR D3100 18-55mm.VR KIT Dijital SLR Fotoğraf Makinesi

 

No tags for this post.

Leave a Reply